24.01.2018

I DANIEL BLACK

1/24/2018 11:58:00 ÖÖ 0 Comments

Değerli ve sevgili  okuyucu nasılsın?
Şu an bendeniz işyerimde  camdan dışarıyı seyrediyorum. Yılbaşında beklediğimiz kar daha nerdeyse  şimdi ufaktan attırmaya başladı. Eskiden yılbaşları  dediniz mi kar yağmaya başlar, eski dostlarla birbirimize telefon edip, karlar düşer şarkısını söylerdik.  Öylesine  çok ağaç katliamı yapıldı ki  bu aralar, mevsimler   artık ne yapacağını şaşırmış durumda
 galiba:(  Hangi dönemde yağmur hangi dönemde kar yağdıracak bir bilinmez denklem gibi çalkantılı bulutlu bol yağmurlu havalar. 
 Yanlız inanılmaz keskin bir soğuk var ki sormayın resmen kemiklerimiz titriyor, içimiz üşüyor o fenalar fenası  hapşuruktan kendimizi alamıyoruz. 
Bazen  gün için de olmadık insanlarla tanışıp, onların ilginç hayat hikayelerini yaşama yerleşmelerinin hikayelerini dinlemek çok farklı bir his, herkesin bir acelesi var, herkesin harcı borcu var, kimi ev kredisi, kimi araç kredisi, kimi çocuğunu kreşe verip akşam kreşden alma derdine düşmüşken hayat gerçekten bazen çok zorlaşabiliyor. 
Bana kalırsa böylesi yatırımları erken yaşlarda çalışıp edinmek, ve birazda birikim yapmak gerekiyor. Yoksa insan ne hayattan ne evliliğinden, ne de geleceğinden keyif alabilir.
En kötüsü de geç yaşlarda, tamda hayatın sefasını süreceğiniz en keyifli zamanlarda bir de bakmışsınız ki hala borç harç batağı içindesiniz, olmaz olsun böyle sıkıntılar üzüntüler stresli yaşamlar diyerek, umarız 2018 herkes için muhteşem ötesi bir yıl olur. Ben bu yıldan  çok umutluyum, hem maddi hem manevi, hemde özel anlamda çok güzel bir yıl hepimizi bekliyor diyorum.  
Geçenlerde, ofisimize yeni bir yavru köpeciğin gelmesiyle beraber monoton iş yaşantımız bir anda renkleniverdi.  
Bize yeni alışmaya çalışan ve adının  Lohdi olduğunu öğrendiğimiz yavru köpeciğin   bebeksi halleri, kendini uykudan alamaması, daha yeni doğmuş bir bebek gibi etrafını yadırgayıp, yattığı yerden bizi izlemesi gerçekten büyük bir sevinç kaynağıydı bizim için. 
 Adına önce Loki ,Lohdi derken, hayvancağız bir anda yeni gelen üretim  fabrika müdürümüzün enstanteneli bir şekilde onu  sevmesi ve yeni bir isimle seslenmesiyle   oldumu size adı  Lohdican...

Lohdican yavrucak önceleri hiç kıpırdamazken, hiç hareket etmezken, benim el altı pazar verdiğim tatliş diyetsel kuru üzümler sonrası ufaktan canavar olma yolunda ilerlemesiyle ofis maceralarımızda  arttı tabi haliyle, devrilen saksılar, dökülen topraklar, yenilen bitkiler, hırpalana eşyalar ısırılan kanape ve duvarlar:) ben bu kadarını sayıyorum gerisini siz düşünün  artık:))

Tabi ki bu yaramazlıklarına haylazlıklarına hiç ama hiç  aldırmadan, severek, okşayarak, konuşarak ve evimizden getirdiğimiz sükseli yemekleri de yediğini görerek içimizin rahat ettiği  Lohdican resmen bir neşe kaynağı oldu bizim için.
Biz  nereye, Lohdican  oraya, hayvancağız öyle bir seviyor ki bizi belli ki anası, babası  ailesi, evi ocağı zannediyor hepimizi fukara:)) 

Öyle ki beni daha çok sevsin ve bana daha çok  alışsın  diye yapmadığım şaklabanlık, maymunluk, sevimlilik  kalmıyor,hayvancağızla kendi ses ses tonuyla konuşup,  göz teması kurup, ota baka bağırmayıp hayır demeyip, avucumun içiyle kafatasını, yanağını çenesini, okşayıp, vücudunu sıvazlayıp, onunla derinden konuşarak onu gerçekten sevdiğimi belli etmekten geri durmuyorum.bende. Zaten hayvanlarla  sevgimizi içselleştirmenin, sevgiyi bağımlı hale getirmenin başka da  bir yolu yoktur galiba:))

Tatliş kedim Pıtır'dan tecrübeli olmak şartiylen, arada onu uyuduğu yerden kaldırıp, güzel tonlamalarımla, hoppa, yuppi, hadi oğlum çınlamalarımla hayvancağızı ordan oraya koşturup coşturuyorum.
Sonuçta  bebek gibi ne gösterirseniz onu öğreniyor, onu benimsiyor, dünyayı sizin gözünüzle görüyor birtanecik Lohdicik.

Masamın dibinden ayrılmayan Lohdican, tüm gün yanımda uyuyup, o tatliş kafasını ayakkabılarıma bacaklarıma sürterek mutluluktan ölüyor , ha birde masamdan azıcık kalkayım su alayım, az hareket edeyim, mutfağa, koridora dışarı çıkayım desem yandım allah, ikiz bebe gibi dizimde dibimde, peşimde, önümde ardımda benden ayrılmamacasına benle beraber her daim yanımda.
Buraya kadar her şey normal,  asıl anormal olan şey, bir hayvanın beni bu kadar seviyor ve yanımdan ayrılmıyor olması bizimkiler tarafından garipsenmesi, hayvanlara fısıldayan kadına çıktı adım desem yeridir.:)))
Galiba İnsanlardan daha çok hayvanlarla anlaşiyorum ben.
En azından bu dünyanın sessiz kahramanları, ne dedikodu yapıyor, ne ayağınızı kaydırıyor, nede kıskançlık ne meret dünya vari işlerden bir zerre haberleri yok.
Dünyanın en masum en tatlı ve en içten varlıkları onlar.
Biraz hayvandan kendimi geri çekeyim diyorum. Hatta araya bir duvar gibi bir şey koydum bana mısın demiyor kuzum, eşyaların üzerinden atlayıp yine bana gelme yine dizimde uyuma derdinde.
Sağ tarafımdaki cam panelden ona el sallıyorum. Çıldırıyor valla:))

Sonuç olarak hayvana sevgi vermek, emek vermek bambaşka bir şey...
Tüm canlılar sevmeyi ve sevilmeyi hak ediyor.
Ha çocuğunuza bu kadar bakmış emek vermiş sevmişsiniz, ha şurada yatan ağzı var dili yok yavrucağa sahiplenmişsiniz inanın hiç bir farkı yok.. Sevgi sevgidir.
Bir zamanlar şimdi görüşmediğim ama anısı hala bende büyük olan bir dostumunda dediği gibi Tülin,  gerçek aşk bu işte!! evlat sevgisinde, kedine duyduğun sevgide, evde özenle büyüttüğün mandalina ağacında, kaktüslerini saymıyorum bile diyerek ormandan gelen esintiyle  sohbetvari seslerimiz karışmıştı  o gün rüzgara  öylece.

Filmimize gelecek olursak, her ne kadar konudan bu kadar  uzaklaşmış olsak ta,
  Dainel Black, marangozluk yapan 59 yaşındaki geçirmiş olduğu kalp krizi sonrasında zorunlu olarak işine ara vermesiyle beraber yaşanan gelişmeleri konu alan bir filmden bahsediyor. İşsizlik maaşından yararlanmak için çeşitli başvurularda bulunması gereken Daniel bürokratik aşamalarla karşılaşıyor. Bu bürokratik aşamalar sonucunda çalışmasında bir engel olmadığına kanaat getirilen Daniel'in  kendisi gibi yığınla bürokratik işlemlerle uğraşmakta olan 2 çocuk annesi Katie'le ile tanışıyor ve birlikte yaşamaya başlıyorlar…
Bundan sonraki süreçte, yaşadıkları ve birlikte göğüs gerdikleri yaşam tarzı ve bur tarzın getirdiği zorluklar çok çarpıcı.
İşçi sınıfı ve  devlet bürokrasisini, yaşam zorluklarını çarpıcı bir şekilde ele alan filmimiz, Katie'nin maddi olarak çocuklarına bakamayacak noktaya ulaşınca önce hırsızlık sonra fuhuş yapmaya başlayan  durumu klişe gibi işlese de  konunun ele alınış biçimi ve gerçeklik duygusunun aktarımı filmin geneline başarılı bir şekilde yansıyor.
Tabi bize de bu durumda bu güzel ve akıcı ve de çarpıcı filmi izlemek kalıyor, filmde beni en çok etkileyen sahnelerden biri de, kadıncağızın günlerce aç kalıp sosyal yardım evinden aldığı konserveleri hemen oracık açıp içerken kendinden geçmesi ve bu durumdan duyduğu rahatsızlıktı. Bu duygu hem kendinden nefret etme, hem insanın en kör anında kendine olan saygısını yitirme, hemde öz benliğinde açılan yaralardan sebeb, yaşama yeniden nasıl tuttunacağına ilişkin soru işaretlerini barındıran bir bölüm.
Hepimiz  yeri geldiğinde, yaşamın zorluklarına karşı , hayata karşı, birer Daniel Black değil miyiz?
Asıl önemli olan, sistemin içinde, politikada, evde sokakta, işte,sistemin kölesi olmadan, sistemin çarkları arasında ezilip yok olmadan, herşeyden en önemlisi başımıza gelecekleri önceden sezinleyip önlem alarak , dik durarak Danıel Black olabilmek.
Güzel hafta olsun, ezilmeden yıkılmadan, daha güçlü ve daha da çok başarılı olarak.
Ama dizinizde eteğinizde de benim gibi  minik bir Lohdican kuzusuyla beraber.:))
Bu filmi izleyip beğendiyseniz, eminim aşağıda yazdığım filmleri de  beğeneceksiniz. 
ROSETTA******
SAYGIN VATANDAŞ*******
JULİETTA**********

10.01.2018

Maudi'nin Büyülü Resim Dünyası

1/10/2018 11:47:00 ÖÖ 0 Comments

Resimler, müzikler, sanat eserleri olmadan, farklı bakış açısı geliştirmeden, yaşamayı yaşayarak, tecrübe ederek, öğrenerek hissederek yaşamadan bu hayat bize hiç bir şeyi olduğu gibi göstermez gösteremez.

Hayat acısıyla geliyor, tatlısıyla mutlu ediyor, süprizleriyle şaşırtıyor biz insanları.  

Bir film izlersiniz, bir kitap okursunuz, dünyanızda hayatınızda  herşey   bir anda değişir, ilham alırsınız, ders alırsınız, fazlalaşır, eksilir, ferahlaşır, darlaşırsınız. 

Bazı sözler içinizi şişirken bazı sözler yüreğinize su serper. 

Bazı acılar ve sıkıntılar  dayanılmazken, sabretmek selamettir. 

Akşam üzeri oturmuş tatlişkomla, tombişimle, tatowumla hangi filmi izlesek diye düşünürken bulduk bu filmi ikimiz. 

Aslında buna benzer daha önce 2 film daha izlemiştim ve onlarında etkisinde kalmıştım. 

Seviyorum böyle durağan, sakin başlayıp, sonunda vurucu darbeyi yapan ve beni şaşırtan filmleri. 

Yazının sonunda 3-4 film ismi daha yazıcam bu filmi beğenirseniz, eminim o filmlerde dekendinizden  bir şeyler bulursunuz derim. 
 Filmimiz Çocukluk yıllarından beri Romatoid artrit hastası olan Maudinin babasını ve annesini kaybettikten sonra dünyada tek yakını olan erkek kardeşiyle kalmasıyla başlar.   Annesinin evinin erkek kardeşine miras kalması ve kardeşinin de evi satmasıyla Maudi, kendi annesinin evinde bir sığıntı gibi yaşamak durumunda kalır. Burda biraz durmak istiyorum. Beni en çok hüzünlendiren kısmı burada başlıyor, yıllarca doğup  büyüdüğün evde kendi hayat kabuğunda yaşıyorsun ve birileri gelip seni kapı dışarı ediyor, üstelik çocukluk anıların hatıraların ve bunun gibi milyonlarca bir sürü anı birden bire yok oluyor, ve sen kendi saf ve iyilik dolu temiz kalp dünyanda bunlara bir türlü bir anlam veremiyorsun, keza sağlıklı olsan, güçlü olsan belki bir yere kadar ama kendini bile ifade etmekte zorlanırken, nasıl olaki birde üstüne anne evini kurtaracak gücü kendinde bulacaksın. Filmimizin devamında kendine kalıcak, yaşayacak barınacak ve kafasını sokacak bir yuva arayışında olan Maudi, evine bir yardımcı arayan 40'lı yaşlardaki bekar Everett Lewis'in yanında çalışmaya ve yaşamaya başlar. Fiziksel dezavantajlarına rağmen çizdiği resimlerin yörede meşhur olmasıyla birlikte Maudi hem para kazanmaya, hem de herkes tarafından tanınmaya ve sevilmeye başlayacaktır. Bu arada kaldığı evde yer edinmek, kendini ve kendi koyduğu kuralları kabul ettirmek ve bazı konularda fazlasından ziyade efor sarfederek hor görülmesine rağmen ayakta durmaya ve yıkılmadan yaşamı sevmesini ayakta alkışlayarak izledik bu filmi.

Benim en çok hoşuma gidense bu filmde, Maudi'nin yaşama tutunma çabası, hasta olmasına rağmen kendi hayatını, yaşamını kazanma isteği, kendini sevmesi, dünyaya ve hayata hayran olması, küçük güzelliklere karşı duyarlı olması, insancıl, saf, sade ve herşey den önemlisi benim için çok özel olmasıdır.
Bu arada bu film gerçek bir hikayeden alıntıdır. 
Yazının sonunda gerçek Maudinin evini ve kendi resimlerini göreceksiniz.

Film gerçekten sakin bir film, ama kesinlikle izlenmeye değecektir. 
Güzellikleri görmesini, ince detayları keşfetmesini,hayatın ritmini duyanlara, gören gözlere, hisseden kalplere bire bir ilaç gibi vesselam.
Sevgiler sizlere... 


*BİG EYES
*TEMPLE GRANDİN
*ADAM YÖNETMEN MAX MAYER
*CAMİLLE CLAUDEL
*SYLVİA PLATH
*CHOCOLAT
*MİLYON DOLARLIK BEBEK
*ÇÖLDEKİ İZLER
*PERSEPOLİS
*ÇİNGENELER ZAMANI
*FACTORY GIRL
*NELL
*BİR KÜÇÜK EYLÜL MESELESİ

5.01.2018

Brad Pitt I LOVE YOU

1/05/2018 11:30:00 ÖÖ 0 Comments

Selamlar herkese:)

Film serisi maceramız  kaldığımız yerden hızlı bir şekilde devam ediyor. Çok yoğun iş hayatı eve gelip koltukta perte çıkmalar neticesinde  sizleri de üzülerek  ihmal edebiliyorum sevgili dostlar. 
Yeni yıla girdiğimiz şu vakitlerde, zaman öyle hızlı akıyor ki inanın ben bile şaşırıyorum bu hızlı geçen döngü ve  telaşeye günler haftalara, haftalar aylara, aylar yıllara  karışıyor, her gün yeni bir sürpriz yeni bir güzellik renkli emareler taşıyor hayatımıza.

Sabahın erken saatleri geceye dönük karanlık zamanlarda yola koyularak gittiğim işimden çok memnunum, severek isteyerek ve özveriyle çalışıyorum. 
Detaylı, titiz çalışmanın, emeklerinin karşılığını almak, özgürce harcamak, istediklerini almak, kimseye boyun eğmemek ne güzel. 

Sıcacık ofiste, iyi dost insanlarla, güzel köşemde kendi halimde tıngır mıngır çalışıyorum. 

Yeni insanlar ve yeni müşterilerle haşir neşir oluyorum, onlara yardımcı oluyor, ve onların çözüm ortağı olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. 
Yaptığın işi severek yapmak, sevdiğin işe sadık olmak, tutkuyla çalışmak  ve bol bol satış yapmak işte böyle güzel bir şey. 

Birde dünyalar tatlısı  şeker köpeğimiz Lokiyle  günler böyle  hızlı bir şekilde gelip geçiyor. 

Bildiğim bir şey varsa, ne filmlerden ne de kitaplardan asla vazgeçmediğim nede  vazgeçemeyeceğimdir. 

Arşivimde yeni filmlerim var, hemde hepside birbirinden güzel. Fakat Brad Pitt'in yeri benim için çok ama çok apayrıdır.
Çok severek izlediğim, beğendiğim, özel hayatını ve kendisini takip ettiğim bu yakışıklı ötesi adamcağızın çevirdiği her filmi takip etmekten geri kalmam. 
Duruşu ve asil havasıyla, cool tarzıyla ne güzel bir insan bu böyle, sinemanın en dehşet en karizma ve bana göre en yakışıklı prensidir gönlümde.

Kendisini ilk izlediğim filminde,  uzun saçlı halleri, soğuk mesafeli duruşuyla adeta cezbetmişti beni, oha noluyoruz demeyin resmen aşık oldum bradciğime:))
Sonrası Tibette yedi yıl filminde o bilmiş havası, outdor kıyafetleri, filmdeki ermiş tavırları, neşesi ve cazibesiyle eminim herkesin gönlünde taht kurmuştur bu güzel gözlü dünya yakışıklısı  babyface adam.

Soysuzlar çetesinde, uzman halleri, vurucu darbeleri, düşman kovalayan kovalatan cinsten havalarını, şah mat hallerini yazmama gerek yoktur herhal. 
Benjamin Button'nun Tuhaf hikayesinde ise genç halinden çok yaşlılığın vermiş olduğu erdemsel hareketleri, naik kibar ve dünyayı yeni bir bebek gibi algılayıp güzel kalpliliği ile beni yemiş bitirmiş, baby face halleriyle kalbimde kendine yer etmiştir vesselam.
Onun Lıfe filminde kendini daha çok anlatıp ifade ettiğini düşünüyorum. Tam bir baba, ve prensiplerinden ödün vermeyip yaşamı daha net daha kasvetli kulvarda anlayıp etrafındakilere bunu zikrederek dayatması da ayrı bir konudur herhal.

Tüm filmlerine bakarsanız, inanılmaz havalı tarzının arkasında nedense daha naif daha utangaç daha içsel bir adam görebilirsiniz. Görünüşte çok hovarda, hiç bir şeyi kafaya takmayan bir yapısı varmış gibi görünse de normalde hiç ama hiç öyle olduğunu düşünmüyorum. 

Angelina jolie ile her ne kadar ayrılmış olsalarda hala birbirlerini çok sevdiklerine inanıyorum. 
Ben birbirlerine bu kadar  çok yakışan  güzel ve  medyatik bir çift  daha görmedim desem doğrudur.
Umarım akılları başlarına gelirde verdikleri bu kötü karardan geri dönüp bir an önce yeniden bir araya gelirler.   
İzleyin efendim Brad pitt candır kandır, evlere şenliktir, gözlere hitaptır, gönüllere tahttır. 
Sevgidir aşkdır. 
Daha çok yazacaktım ama, aşkitom böyle de olmazki 2018'de sana yakışıklılığı ve karizmayı yasaklıyorum bebeğim. 

İyi bakın, kendinize, aşkla kalın, bu yıl başarı yılı, başarının yaldızlı pırıltıları sizden ayrılmasın dostlar. TÜLİN...











SOYSUZLAR ÇETESİ
MÜTTEFİK
LIFE
BY THE SEA
VAMPİRLE GÖRÜŞME
DÜNYA SAVAŞI Z
FURY
DÖVÜŞ KLUBÜ
BABİL

Sevgililer Günü Denklemli Bir Şey

İlk sevgilimi hatırlayamayacak kadar küçük olduğum için adının Mehmet olduğunu bilmeniz yeterli:)) İlkokulda tüm kızların aşık olduğu d...

Günün Resmi

Günün Resmi
Bir kedi lütfen:))