2017-10-12

# Azerbaijan Carpet Museum # azerbaycanhalimüzesi

Azərbaycan Xalça Muzesi - Azerbaijan Carpet Museum & Türk Şehitliği 5.GÜN BAKÜ


Bu yazının başlığı bence dünyanın en güzel halıları Bakü'de olmalıydı  fakat aramalarda daha rahat bulabileceğinizi umarak yukarıdaki başlıkla giriştim yayına:) Azərbaycan Xalça Müzesi 1967 yılında halıcı ressam Letif Kerimov'un rehberliği ile kurulmuş ve Dünya'nın ilk ve en büyük halı müzesidir, ve onun anısına adını taşımaktadır. Müzede 6.000'in üstünde halı bulunmaktadır ve Orta Çağ'dan günümüze tüm Azerbaycan'ı kapsayan çeşitlilikte değişik bölgelere özgü Azerbaycan halıları sergilenmektedir.

Müze koleksiyonunda, 14. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar Karabağ halıları, Kasımuşağı halıları gibi kendi yörelerine özgü desenler ile Azerbaycan'ın çeşitli dokuma merkezlerinde dokunan halılar yer almıştır.  Nakış nakış ilmek ilmek her detayında büyülenerek gezeceğiniz müzede, birbirinden nefis tasarım, deha, emek ve kafa patlatmanın verdiği yaratıcılıkla karşınızda duran bu sanat eserleriyle   müthiş bir bağ kuracağınız, içinde  gezerken yaşadığınız bu rüyanın hiç ama hiç bitmesini istemeyeceğiniz bir müze sanat evi burası. Şimdi benimle birlikte  Azərbaycan Xalça Muzesini görmeye özellikle görmeye diyorum zaten paylaştığım fotoğraflardan eminim sizlerde benimle gezmiş kadar oluyorsunuz:)) davet ediyorum sevgili dostlarım hepinizi.
Daha önce Kayseri yazımı okuyanlar bilir, bu derece bu kadar özel ve güzel halıları Kayseri- Yahyalı'da halı mağazalarında  görmüştüm,  merak edenler için 1, merak edenler için 2 Hatta bir zamanların en önemli değer ve ticaret'e katkısı bulunan bu emeğin yok olduğunu gördüğüm için çok üzüldüğümü belirtmiştim. Tabi şimdilerde yeni bir duyum aldığıma göre Yahyalı Belediyesi bu işe yeniden el atarak, halı dokumayı bilen kızları kurulacak butik atölyelere davet edip, sönmekte olan ateşi yeniden canlandıracağını bizzat bildirmiş, bence bu çok güzel  bir haber, unutulmaya yüz tutmuş eski mesleklerin canlanması, örf adetlerimizi unutmamamız, çocuklarımıza geçmişten bir küçük parça da olsa anlatmaya değer bir şeylerin kalacağını bilmek çok umut verici olsa gerek. Eskilere dönüp baktığımızda, el işçiliği ile geçinen insanlar,  demirciler, bakırcılar, hattat sanatını icra edenler, ateşten dehasını gösterip camcılıkta hüner edenler, ince ince işleyip, alın terini bıraktıkları, emeklerinin karşılığını hem maddi hemde manevi gören bu yurdum insanımız ne güzelmiş o zamanlar.  En çok Urfa, Antep'te, Safranbolu, Eski Mardin sokaklar aralarında  göreceğiniz  bir zamanların en önemli geçim kaynağı el sanatı, el işçiliğimizin detaylı gezi resimlerini   burada bulacağınız, hepsi günümüzde artık  unutulmaya yüz tutmuş, simdiler de belki İsmek gibi özel kurslarda bu canlandırılmaya çalışılsa da bence biraz daha emek verilerek, Azerbaycan'nın  kendi sanatlarına, tarihi mirasına olan düşkünlüğünden, koruma gücünden  ilham almakta fayda var. Her bulduğumuz eseri müzelere saklamaktan ziyade, halkıda bu işin içine sokmayı, müzeleri canlandırmayı, etkinliklere daha fazla zaman ayırmayı, daha fazla bilgilendirmeyi,doğru ve etkili  reklam yapmayı öğrenmeyi  ve ülkemizin güzelliklerini daha fazla tanıtmaya ihtiyacımız var diye düşünüyorum.  En basit örnek Kıbrıs gibi bir güzellik var hemen yanı başımızda,  ama kaçımız kapalı maraş olayını biliyor.  Kıbrıs diyorsunuz hemen yaftalama başlıyor '' hiç bir şey yok gitmeye değmez diyorlar '' S
ırf bunun için bile gidip, her köşesini inceleyip sizlere burada anlatmayı çok isterim. Hatta şimdiden gidilecek, gezilecek yerlerimi belirledim bile:)
İnsanların ön yargılarından, yaftalamalarından, olumsuz düşüncelerinden sıyrıldığımızda inanın hayat bize daha güzel sürprizler sunuyor, yeterki siz inadınızdan hayat felsefenizden, araştırma ve gezgin ruhunuzdan vazgeçmeyin.
Neye baktığınız değil, baktığınız şeyde ne gördüğünüzdür önemli olan. 
Yukarıda da bahsettiğim gibi Halı müzesini gezerken bitmemesini istemediğiniz rüyanın 3 katlı müze olduğunu anlayınca kardeşimle sevincimiz 2'ye katlanarak, keyfimiz şekerli ve bol  katmerli olarak devam ettik güzeller güzeli halıların arasında gezmeye, bazı halıları çok sevdim, çok emek harcandığını, renklere ve desenlere çok önem verildiğini hissettiğim bu halılara resmen hayran oldum, aşık oldum. Ama aralarında bir kaçtanesi vardı ki aman allahım böyle bir halıyı, kim işler? kim dokur? dokurken ne hisseder?, ne aklım ne dimağım, ne de şu küçük dünyam algıladı desem yalan olur:)) Okul vaktini anlatan halı tasviri, veya sahilde koşan aileyi betimleyen, nefis el dokumaları, nefis  parçaların hepsini  al evine as tablo diye hiç de garip kaçmaz bence..
Buraya gitmek isteyenler yol tasvirim şu şekilde olacaktır. Şehrin merkezinden deniz kenarına, Mikayıl Hüseynov Caddesine yürüdüğünüzde müzeyi karşınızda göreceksiniz. Arka tarafınıza dönme dolabı aldığınızda da yine sahil yolu sizleri buraya getirecektir. Buraya gelip, müzeyi gezdiyseniz, sahil'deki gondola binip finikülerle de yukarı şehitliğe çıkıp, ölmüşlerin ruhuna bir fatihanızı esirgemeyip, Azerbaycan'nın ışıl ışıl renkli manzarasını ve london eyes'dan yani dönme dolaptan çıkan ışıkların başdöndürücü güzelliğini izleyip hayatın tadını hemen oracıkta çıkarın derim.

Kardeşim yaklaşık 5 yıldır Azerbaycan'da yaşıyor. Bir yaz mevsiminde büyük bir hüzünle bizleri bırakıp,  Türkiyeden Bakü'ye taşındı. Yazları hep geldi. Ama hiçbir şey aynı olmuyor nedense, gözden ırak gönülden ırak gibi, buradayken en yakın dostum kardeşimdi ama artık bana çok uzaklarda. Bu nedenle de bir araya geldiğimizde konuşacak, anlatacak çok şey birikiyor, ilk defa yorgunlukmu yoksa ayrı zamanlarda faklılaşan yaşamlarımızdan mı olsa gerek tam bilemedim. Bu kez çok fazla konuşamadık. Gezdiğimiz  yerlerde, ayaküstü ne anlatabildiysek birbirimize işte o kadar, yeniden gittiğimde baküye işte  o  zaman oturup, uzun uzun Türkiyeyi ve sorunlarını yeni bir heyecanla sevinçle beklediğimiz bebek Pelini ki ben adını orada koydum kız olursa diye:))) Annemi,, değişen hayatlarımızı, en son yaptığımız hayaller listesini şöyle bir gözden geçirmeyi, belki Amerika'da yaşama hayallerimi, bazen çok yorulduğumu, bazı doatlarımı özellikle kazık yediğim dostlarımı hayatımdan tamamen sonsuza dek çıkardığımı, bu dost işlerinden bellki ki hiç anlamadığımı, Türkiye'de pazarlama alanında iş hayatından umudumu kestiğimi, tasarımlar ve kolajlarımı hayata geçirme isteğimi, veya bunların tümünü unutup, uzun zamandır dinleyemediğim kendisinin hayatının nasıl gittiğini hem kendim hemde sizin için daha detaylı  sorarım dostlarım. Aşağıda en alt sıradaki kadraj kardeşimden bir hediyedir bana, uzun zaman hafızamda, anılarımın içine belleğimin en dip köşesine hapsederek saklayacağım bir hatıra.

Yeni yazımda Bakü'nün birbirinden renkli gece hayatını english publarını, şahane nefis ingiliz müziklerini, tadından yemeyip yanında yatacağınız indie rock müzklerinin çaldığı mekanları keşfedelim derim. Gerisi yazarken de gelir zaten sevgiyle hoşçakalın dostlarım.




Nasıl güzel nasıl güzel
Şahane en sevdiğim favorim


Halı dokuma Heybeli eşek çalışmaları, çocukken dedemin kız kardeşimle beni çambaşı yaylasına çıkardığını hatılıyorum. Biraz attan korktuğumu, arada sırada sallanan kuyruğundan ürktüğü, tabi  o zamanlar yolların çok dar olması düşme korkusu ve heyecanıyla heybedeki sepetten başımı dışarı çakaramadığımı anımsarım sevgiyle.


Böyle dokumayı kim ister. Renkler modifler içinizden, dilinizden kalbinizden halıya aktararak ellerinizin hünerli maharetleriyle birlikte.


Kesinlikle şahane bir çalışma olmuş, çok işçilik çok emek var  varçokkk



Nefis insan kıyamaz bunu kullanmaya
Neftçi ailesi (Petrolcüler)

Hayat ağacı gibi birşey olsa gerek


Çok güzel renkler, doğallık tablo gibi gerçekten





Eski kıyafetlere, bayıldım. İnanın şimdiki modaya bin basar:)) çok asil


Uzaya doğru

Bu halıya ayrı bir bayıldım. Uzaya doğru koydum adını, pek modern pek hoş , hiç bir yerde göremeyeceğiniz cinsten dedikleri bu olsa gerek.




Azeriler petrolü bile işlemişler halılarına


Nefis



Nasıl güzelsin sen öyle


Her detay ayrı güzel ayrı özel
Böyle bir kursa gitmek isterdim doğrusu








Ah şu başlık benim olsa ne şekilden şekile girip selfieler çakerdim ben:)))


El emeği ponponlar

















Müzenin girişinde satılan Azerbaycanı anlatan hediyelik eşyalar.


Aslan ceylanı kaparsa


Dede korkut





Hediye kadraj:))



Aşağıda gördüğünüz fotoğrafı gondol'a bindiğimiz yerde çekindik, ara ara telefon şarzlarımızın bitmesi nedeniyle bazı yerlerde fotoğraf çekemedim. Şehitlik fotoğraflarını internetten indirip buraya yerleştirdim. En azından nasıl bir yer olduğunu görebilesiniz diye. Yoksa sizde biliyorsunuz herşeyi en ince detayına kadar nasıl çekip sizlere göstermek istediğimi:))Bu bölgede 2 adet şehitlik bulunuyor. Birincisi, teleferikten çıkar çıkmaz karşı tarafta bulunan Türk Şehitliği. 1918’de Kafkas Harekatı’nda Türk Ordusu, işgal altında bulunan Bakü ve devamında Karabağ ile Dağıstan’ı düşman işgalinden kurtarırken bu savaşta çok sayıda şehit vermiş. Bu olayın anısına, 15 Eylül 1999’da buraya bir Türk Şehitliği dikilmiş.
Türk Şehitliği’nin yan tarafındaki merdivenlerden çıkıldığında ise bu kez Şehitler Hıyabanı denilen ve 20 Ocak 1990’daki Ermeni katliamında şehit olan insanların defnedildiği yere geliniyor.
Şehitler Hıyabanı yolunun sonunda ise içinde sönmeyen ateşin bulunduğu bir anıt ve bu anıtın sunduğu enfes bir manzara bizleri bekliyor. Bu noktadan Devlet Bayrağı Meydanı da görülebiliyor.
Teleferik girişinin hemen yanında ise Azerbaycan topraklarını savunurken şehit olan askerlerimizin anısına Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 28 Haziran 1996’da yaptırılan Şehitlik Camii yer alıyor. Bu camii dışında görülmesi gereken bir de Bakü İslam Üniversitesi yakınındaki Taze Pir Camii var.




Bakü'nün en can alıcı, en nefis manzarasıyla karşı karşıyayız.






 Bakü şehrinin modern simgesi olarak kabul edilen alev kuleleri olarak adlandırılan  bu üç kule konut, otel ve ofis olarak kullanılıyor, Akşamları led ışıklarla çeşitli formlar verilen kuleler şehrin uzak noktasından hatta her yerden  görülebiliyor.
Üstünde yanan ışıklar ve hareketli reklamlar insanı bambaşka bir aleme götürüyor. Şehrin simgesi olmazsa olmazı bu alev kuleleri.




Veni Vidi Vici:))




 Şehir güzel biz güzel biraz yorgunmuşuz kime ne:))

Şehitlik hemen yanıbaşında, çay semaver keyfi yapabileceğiniz bu mekana da ayrıca bayıldım. Han gece otobüsden inip çay molası verirsiniz ya işte bu rası da onun gibi bir yer ama ondan tabiki daha özel ve donanımlı:)) Burada semaver çay içip, yine her zamanki gibi çay yanına reçel lokum ikram ediliyor. Şekerleri de kıtlama şeker, inanın uzun zaman erimiyor çaya kattığınızda. 








Yorum Gönder

Rüzgarlar ve Işıklar Şehri Bakü… Yoldayız-1.GÜN BAKÜ

Selam, aybalam dostlar ; Azerbaycan tatilimizi ve gezi izlenimlerimizi yazdığım bu yayınımıza hoşgeldiniz:) Paldır küldür karar ver...

Günün Resmi

Günün Resmi
Amerika Hayalim