2017-10-06

# anıtur # azerbaycanfilarmoniorkestrası

Azerbaycan Devlet Filarmoni Orkestrası & Gobustan Müzesi 2.GÜN BAKÜ



Azerbaycan'da 1. gün her ne kadar perte çıkmış, sokakları ve gezilecek yerleri tüm gün adımlamış olsak da, yine de akşam üstü güzel şahane bir orkestranın çalacağı müziklerden geri kalamayız deyip, süslenip püslenerek, kendimizi gün içinde rezervasyon yaptığımız, Bakü Devlet Filarmoni orkestrasının bizim için ayırdığı ön koltuklarına atıverdik. Her zaman Sinemayı ve tiyatroyu çok seven ben bu gece için inanılmaz bir heyecan duydum. Klasik müzik benim için her zaman çok ayrı bir keyif, ayrı bir zevk oldu. Salona girdiğimiz andan itibaren, çalan notalar, havadaki ambiyansı, ışıklar ve o şahane ortam inanın hepimizin başını döndürmekle kalmayıp acayip bir büyülenmeye doğru sürükledi. Filarmoni grubunun ilk çalmaya başladıkları parçalara kitlenip, notaların akışına kendimi bıraktığımı anımsıyorum. Pür dikkat kesilerek dinlediğim parçalar öylesine güzel öylesine keyifli, öylesine şahaneydi ki herhalde ömrüm boyunca bu geceyi ne kardeşim, ne eşim nede ben uzun bir zaman unutamayız.
Bakü'de olduğumuz süre içerisinde görülecek, gezilecek yapılacak o kadar çok planımız vardı ki, inanın bazen yetişmek çok zor oldu bizim için, 1 senede yiyeceğiniz ekmeği bizler gibi gezme tatil meraklısı çift 1 haftada yemeği başarabildik sanırım.
Şahane bir gecenin ve o harika müziklerin sonuna geldiğimizde, herkesşn ayakta alkışladığı ve katılımcıların özel konuşmalarının olduğu bu fevkalade gece böylelikle sona ermiş oldu. Türkiye'ye döndüğümde bu tarz organizasyonları daha bir yakından takip etmekj istiyorum. Özellikle Tekfen Filarmoni ve Zorlu performans'ın yaptığı etkinliklerin içinde bulunarak.
Bu deha harikası notalardan ve müzik ortamından ne kadar zorlukla ayrıldığımızı sizlere anlatamam:) Elimde topuklu ayakkabılarım, aklım filarmonide, parkın içinde usul usul yürüdüğümüzü yazmaktan inanın hiç çekinmicem:)
Ertesi gün; Gün içi ve akşam gezi planlarımıza sadık kalarak, Baküyü baştan başa gezme planımızdan vazgeçmeyerek, her yeri karış karış bıkmadan usanmadan büyük bir zevkle gezmeye devam ettik. Nİhayetinde biz gezgin bir çiftiz, yeni enerjiler yeni renkler, yeni ruhlar ve yeni güzelliklerin peşini kovalayarak, değişerek, öğrenerek, yenilenerek yaşıyoruz hayatı;

Bu yayın'nın 3.gün devamında Şirvanşah Müze Saray'da nasıl bir Azeri gecesi geçirdik? neler yaşadık? neler yedik,? Şirvanşah Müzesinin o gizemli dünyasında neler keşfettik onları da büyük bir keyifle anlatmak isterim sizlere, çünkü keyfimiz hakkaten yerinde, herkesin de öyle olsun dilerim bulundukları yerlerde.
Kalın sağlıcakla, arkası yarın diyorum yine:)) Sevgiler dostlarım, okumayı ihmal etmeyin, çünkü her satır arası süprizlerle dolu, tıpkı hayat gibi:)

Devlet Filarmoni Orkestrası Hakkında
Azerbaycan Devlet Filarmoniyasının binası 1910-1912 yıllarında Sosyal toplantıların yaz binası projesi olarak inşa edilmiş,Azerbaycan\'da Sovyet hakimiyeti kurulduktan sonra 1920 yılında perakende faaliyet gösteren ansambllar, orkestralar ve müzik severler grupları bu binada toplandı. 25 Mayıs 1936-da SSCB\'nin başka cumhuriyetlerinde olduğu gibi Azerbaycan\'da da Filarmoni oluştu. 1937 yılından Azerbaycan Devlet Filarmonisi M. Magomayevin ismini taşıyor. Filarmoni ulusal ve klasik müzik ifacılarının daimi faaliyet ocağıdır. Bu muhteşem konser organizasyonunda 7 kolektif faaliyet göstermektedir. Bunlar Azerbaycan Azerbaycan Devlet Senfoni Orkestrası, Azerbaycan Devlet Koro Kapellası, K. Karayev adına Azerbaycan Devlet Kamera Orkestrası, Azerbaycan Devlet Fortepiano triosu, Azerbaycan Devlet Simli Kvarteti, F.Emirov adına emektar kolektif, Azerbaycan Devlet Şarkı ve Dans ansamblı ve bu kollektivin gözetiminde faaliyet gösteren Azerbaycan Devlet halk çalgı aletleri orkestrasıdır. Kendi içerisinde faaliyet gösteren kolektiflerden ilave, burada yabancı ülkelerden gelen ünlü solistlerin repertuarlarını devamlı olarak düzenleniyor. Bu listede V.V.Andreyev adına Devlet Akademik Rus Orkestrası\'nın sanat rehberi ve baş dirijoru Dmitri Hohlov, Norveç Opera ve Balesi solisti İngeborg Kosmo, Büyük Britanya piyanisti Deniel Grimvud, Ukrayna Cumhuriyeti halk sanatçısı, vokalçıların Uluslararası Yarışmalar Ödülü adayı Tatyana Pimenova, Türkiye fleytaçısı Sefika Kutluer, Almanyalı orkestra şefi Pierre Domen Ponnellenin ve diğerlerinin de isimleri de var.





Bakü Filarmoni Orkestrası




Azerbaycan Devlet Filarmoni Orkestrası Binası
Bakü Metro'da selfie dedim

Resim yazısı ekle
https://www.facebook.com/coffeegobaku/?hc_ref=ARSFDGzX867JnfG9FBYQ_613hD7HcFcx0XwOyz_8wijWju0WBsueoC7Y7yaemNqAkvw



Kız Kalesi Hakkında
 Kız Kalesi uğramadan gitmeyeceğiniz eşsiz bir mimari yapıya sahip, İçeri şehir bizim ortaköy büyüklüğünde genişçe bir alana yayılmış , sokak aralarından gezerek aşağılara indiğinizde, Kız kalesi harika görünümü ile deniz kıyısında karşınızda yükselmekte, 12. yüzyılda Mimar B. Davut tarafından yapılan kalenin gövdesi kireç taşından yapılmış, İç meyilli yatay taşları ile kaburgaya benzeyen cephe görüntüsü oluşturan bu duvarların, yüksekliği 28 metre, çapı 16-16,5 metre, dip tarafı 5 metre ve yukarı tarafı 4 metredir. Kız Kalesini silindir şeklindeki yapısına güney taraftan bir destek duvarı birleşmiştir. Sekiz kata ayrılan Kız Kalesi, her katı taş tavanlı ve kubbeli bir şekilde yapılmış olması ile birlikte duvar içine inşa edilmiş taş merdiven aracılığı ile birbirine birleşmiştir.
Efsaneye göre, bir kralın çok güzel bir kızı varmış. Bu kral kendi öz kızına âşık olur ve onunla evlenmek ister. Korkudan ne yapacağını bilemeyen kız tek çare olarak bu düğünü mümkün olduğunca ertelemek ister. Bunun için babasından daha önce hiç görülmemiş büyüklükte bir kule inşa ettirmesini ister. Kule tamamlanır ama kralın fikri değişmez. Kız kuleye çıkar, muhteşem manzaraya bakar ve sonra kendini Hazar'ın dalgalarına bırakır, kulenin duvarlarına çarparak can verir.

Afrasiyab Badalbeyli tarafından bestelenen ve Azerbaycan'ın ilk bale gösterisi olan Qız Qalası baleti (1940) efsaneyi biraz farklı bir şekilde işler, fakat trajik son değişmez. Savaştan dönen kral karısının kendisine bir oğul yerine bir kız doğurduğunu öğrenir, öfkelenip kızının öldürülmesi için emir verir ama prensesin dadısı bebeği kaçırmayı başarır ve onu gizli bir yerde büyütür. 17 yıl sonra o artık çok güzel ve nişanlı bir kızdır.
Bir gün kral kızı görür ve onunla evlenmek ister. Onu yüksek bir kuleye kapatır. Olanlardan öfkelenen kızın nişanlısı bir şekilde kralı öldürmeyi başarır ve sevgilisini kurtarmak için kuleye koşar. Kulenin merdivenlerinde ayak sesleri duyan kız, kralın geldiğini düşünür ve kulenin tepesinden kendini atarak intihar eder.

Bakü kız kulesi duvarları üzerindeki kitabede Arap dilinde ''Davud'un oğlu Mesut'un kulesi'' yazmaktadır. Araştırmacılar bu şahsın kız kulesini inşa ettiren feodal hakim olduğunu tahmin etmektedirler. Ancak bu tür kitabelerde genelde mimarların adının belirtildiği dikkate alındığında ''Davud'un oğlu Mesut''un kız kulesini inşa eden mimar olduğunu söylemek mümkündür. Kitabenin üzerindeki yazı tarzı ve çizgisi XII yüzyıl yazısına yakın olduğundan kız kulesinin bu dönemde inşa edildiği düşünülmektedir. Yüceliği ve dış görüntüsü ile Azerbaycan'ın savunma kuleleri içerisinde eşi olmayan kız kulesi, planının eşsiz biçimi ile ilgi çekmektedir.

Bu trajik hikayeli kule bugün Bakü'yü ziyaret edenler için görülecekler listesinde ilk sırada yer alır. Kız Kulesi nasıl İstanbul'un simgesi ise "Qız Qalası" (Gız Galası) da Bakü'nün simgesidir.

Kız Kalesi








Bunlar dolmuş taksi


Alt geçitten geçerken gözüme takılan o cici  kareler



Hazar denizi- Apşeron yarımadası


Deniz kenarındaki parklarda gördüğümüz büyük kaktüs çiçekler, nasıl da güzeller devasa  bu kaktüsleri çok sevdim. İnsana Meksika'da olduğu hissi yaşatıyor. 




Baküye gelince et yemekleri ve nefis kebapların tadına bakmak lazım, Nizamiye parkı içerisinde , bahçeli şirin bir azeri havasında Xanlar sarayı restoranında kebab yemeğe geldik hep birlikte, yemekler farklı sunumlar farklı, her şey organik ve çok nefissdi:)) Et zaten çok ucuz burada kilosu 20 TL gibi bir şey, Azeriler, ister kahvaltı sofrasında olsun, ister akşam yemeği, her şeyi sofraya taze ve bol getirmeyi seviyorlar.Örneğin üzüm, dolmalık biber, doğranmamış domates ve salatalık sofraya bütün olarak konuluyor. Çayın yanında reçel ve lokum çeşitleri , ve soranın birbirinden lezzetli meyve ve sebzelerle süslenmesi hem beni çok şaşırttı, hemde fazlasıyla gösterişli geldi. Meyveleri özellikle komposto şeklinde içmek ve tadlarına bakmak çok güzeldi. Hatta eve dönüşte bir şişe alıp, aceleyle valize tıktığımızı biliyorum:)) . Bagajda 25 kilo hakkınız ve 1 adet el çantası hakkınız var nasıl olsa el çantanıza da daha çok kıyafet yerleştirip organik yapım kompostoları (meyveli kompodları) bagajınıza sağlıklı ve kırılmaz bir şekilde yerleştirebilirsiniz. Akşam yemeğimize dönecek olursak, cevap cici tarzında yapılan lüle kebabı nefisti, minik kaplara mayalanmış yoğurt çok lezzetliydi. Demem o ki sofradaki tüm yemeklere, meyve ve sebzelere bayıldım, Bahçe içinde oturmak isterseniz minik minik bungolav ev tarzı yerleri de var, içerisi azeri havası içinde dekore edilmiş, sabah kahvaltısı ve akşam yemeği için gerçekten çok sevimli bir yerdi. Gün içi parka gelip, girişteki kafe'de de isterseniz biraz oturup çay kahve içebilirsiniz. Zabitler parkı çok seveceğiniz keyifle oturacağınız, bol bol fotoğraf çektireceğiniz bir mekan, meydan da buz pateni'de vardı. Fakat onu bu yazıların devamında paylaşmak istiyorum. Buz pateni maceramız, buz üzerinde yuvarlanışım, buz pateni hocasının nefis kareografik danslarını çok seveceksiniz.
Dediğim gibi her yazı her gezi ayrı bir macera oldu bizim için Bakü'de:))
Bakü'nün parkları da çok meşhur, sağınız solunuz nefis parklarla dolu, sanata ve yeşile önem veren şehir, parklaşmayı, park kültürünü çok iyi benimsemiş, benimsetmiş ve parklarını ciddi anlamda korumaya almış, Adım başı park var, ve bu yemyeşil şahane parklar bence şehrin can damarı. Kış parkı diye bir yer varki aman allahım diyorum:)))
Kenti gezerken farkedeceğiniz bir diğer şey, tüm sokaklar tertemiz, kendinizi Osmanbey, Şişli, Nişantasında taraflarında geziyormuş gibi hissediyorsunuz, tabi kötü yerleri de vardır eminim. Ama bulunduğumuz yer Nizamiye, Kubinka Hamamı çevresi 2 adım sonrasında sahile inip, o şık caddelerde kaybolmayı sizlere vadediyor.
Zabitler parkı Xanlar sarayı restoranı







Lüle kebabı










Mustafa Kemal Atatürk















Teyzesinin çiçeği Ecoş







Gobustan Milli Parkı Hakkında

Bakü'de duyduğum kadarıyla araba kullanmak çok sıkıntılıymış, benim tahminim Batum'da nasıl kullanıyorlarsa burada da çılgın bir trafik var, bu sebepten araba kiralamayı düşünüyorsanız mutlaka aracınızda GPS yol haritanız  olsun derim. Radar kontrolü de yaptığınız zaman polisle başınız derde girmez derim. Aslında havalanından inerinmez araç kiralama planımız vardı ama kardeşim sıkıntı olur deyince haliyle vazgeçtik tabi, bir dahaki tatilimiz için Kıbrıs'a gidersem mutlaka o araç kiralanacak sevgili arkadaşlarım:))) Biz gittiğimiz her yere ya özel taksiyle yada şoförlü araçla gittik,  şehrin dışında yer alan  Gobustan Milli Parkına'da bu şekilde araç kiralayarak gittik.  20 Manat gibi bir şey  verdik hatırladığım kadarıyla..Kızkardeşim ve eşi  5 senedir  burada yaşadıkları için artık haliyle her yeri her şeyi çözmüşler, kendisine de şaka yollu takılmadım değil, İstanbul'dan gelenler için bence bir günü birlik  Azerbaycan tanıtım turları düzenleyebilirsin diye:)))
Müzenin içine girince, görsellere, anlatımlara bayıldım. Biraz ilerisinde yer alan kalıntıları, çizimleri  geniş arazide yürüyerek, keşfederek, resimleyerek kalabalık bir grup eşliğinde  inceledik. Hava sıcak, havada kuş uçmuyor, Allahtan aşağıda mükemmel bir seyir terası vardı da orada kahve sigara molası verdik. 
Akşam üzeri gölgede  daha rahat gezebileceğinizi düşündüğüm  Açıkhava Gobustan müzesi sizi şaşırtmakla kalmayacak, hayret verici derecede her gördüğünüz  objeleri çizimleri dokunma hissiyatını bizzat yaşatacak.   Eski çağlardan kalan bu ilk yaşam belirtilerinin hakikaten uzaylılarla bir ilgisi olup olmadığını insan merak etmiyor da değil hani:))  kayalardaki oymaları, eski kalıntıları mağara içindeki kocaman çizimleri gördükten sonra  Bakü merkez  dönüş yoluna doğru yola çıktık. Dönüş yolunda , deniz yol  kenarında denize girip serinleyeceğiniz  küçük plajlar gördüm.  Her yer petrol koktuğu için temizliği konusunda hiç bir bilgim yok, eğer denise girma düşünceniz olursa şehir içinde otellerin havuzları veya AQua park var, tabi çok karışık olması nedeniyle internet sitelerinde pek tavsiye  edilmemiş gibi siz yinede doğrusu nedir araştırın öyle  gidin derim. Mesela sessiz sakin Apşeron yarım adasında da denize girebilirsiniz bence...
Şehre yaklaştıkça, deniz kenarında, daha doğrusu her yerde petrol çıkarma rafineleri, ve petrol çıkarma tesisleri kendileri birbirleriyle yarışır gibiydi. 

Gobustan Milli Park Hakkında

Gobustan Rock Art Landscape resmi adıyla da bilinen Gobustan Milli Parkı, UNESCO Dünya Mirası Sit Alanıdır. Park, şehrin yaklaşık 65 kilometre güney batısındadır ve Bakü’den kolaylıkla günübirlik seyahat edilebileceğiniz bir yerdedir. Tarih öncesi insanların içinde yaşadığı çok sayıda mağara ve kubbeleri oluşturan aşıntı kaya ve taşlardan meydana gelen,
Gobustan Milli Parkı, ziyaretçilerin keşfetmesi için çok sayıda kültürel öneme sahip kaya çizimleri, tarih öncesi mağaraları ve mezarları barındırmaktadır. Bu alanın önemini açıklayan giriş kısmında da bir müze mevcuttur. Gittiğinizde müzeyi mutlaka gezmenizi öneririm.
Bölgede keşfedilecek 40.000 yıl öncesinden 6.000’den fazla kaya gravürü bulunmakta. Son buz çağının hemen sonrasına uzanan meskun mağaralardan çarpıcı kalıntılar da var. Yaşayan kayalara izini bırakan sağlam bir medeniyetin kalıntıları sizi büyüleyecek.
Gobustan, Azerbaycan'da tarih öncesi çağlardan günümüze değin çok sayıda medeniyet eserlerinin sergilendiği bir açık hava müzesi olarak geçiyor. 4400 hektarlık alanı kaplayan bu tarihi milli park, Azerbaycan'da Büyük Kafkas Dağları'nın güneydoğu eteklerindeki bir bölgede. Kuzeyde Büyük Kafkas'ın güney yamacı, batıda Pirsaat çayı, güneyde Haremi ve Mişov dağları, doğuda Hazar Denizi ve Abşeron Yarımadası ile çevrelenmiş. Uzunluğu kuzeyden güneye 100 km, genişliği 80 km'ye yakın. Ortalama yükseklik 600-700 metre. Bölgede petrol, gaz yatakları ve çamur volkanları bulunuyor. Magma kökenli volkanlara oranda sınırlı bölgelerde yayılmıştır. Balçık volkanları Azerbaycan’da 16000 km2 alanda yayılmıştır. Doğanın muhteşem ve sırrı daha çözülmemiş yansıması, tüm çeşitliği ile sanki bilerekten burada canlanmış. Bu sebepten dolayı Azerbaycan balçık volkanlarının diyarı olarak bilinmektedir. Azerbaycan’da balçık volkanlarının en fazla yayıldığı araziler Abşeron yarımadası, Şamahı-Gobustan, Aşağı Küryan bölgesi, Bakü takımadaları ve Gürcistan sınırıdır. Başta kaya resimleri olmak üzere kültür ve sanat eserlerini korumak, tanıtmak ve yaşatmak amacıyla 1967 yılından bu yana açık hava müzesi haline getirilen Gobustan, Azerbaycan'ın en ilginç yerlerinden biri.
Gobustan'da taş devrinden başlayarak orta çağa dek devam eden çok sayıda yerleşim yeri, mezarlar, arkeolojik kalıntılar bulunuyor. Burada 1960'tan sonra yapılan arkeolojik kazı ve araştırmalarda, 14 eski yerleşim yeri ve 30'dan fazla mezarda incelemeler gerçekleştirilmiş. Bunların beşinde mezolitik, dördünde neolitik çağlarına ait, yedisinde tunç, birinde antik ve beşinde de ortaçağ dönemlerine ait kültür katmanı ve çeşitli kalıntılar ortaya çıkarılmış.

Gobustan Milli Parkı Müze içi görüntüler


































Yazının Devamı:
Yorum Gönder

Rüzgarlar ve Işıklar Şehri Bakü… Yoldayız-1.GÜN BAKÜ

Selam, aybalam dostlar ; Azerbaycan tatilimizi ve gezi izlenimlerimizi yazdığım bu yayınımıza hoşgeldiniz:) Paldır küldür karar ver...

Günün Resmi

Günün Resmi
Amerika Hayalim