2017-10-30

Sonbahar'da Yaşama Koşmak:))

10/30/2017 07:37:00 ÖÖ 0 Comments


Selamlar herkese, sonbahar temalı yeni yayınıma hoş geldiniz:)
Sonbahar gelince, ormanın derinliklerinde doğru ,yemyeşil ağaçlar arasında , uzun yürüyüşler yapmanın, sahilde uzun uzun  yürümenin, tempolu koşmanın, sakin dingin oturmanın, mis gibi  tavşan kanı bir bardak çayla kır kahvesinde bir dostla dertleşmenin,  göl kenarında faytonla gezmenin tam'da  zamanıdır şimdi.
Yaz artık ufaktan aramızdan ayrılıp, güneşin son demlerini ensemizde hissettirirken gezdiğiniz yerlerde, yaprakları sarıdan kırmızıya dönen ağaçların,  mis gibi ahşap köy evlerinin çardağı altına sığınıp, yağmur damlalarının çıkardığı müziği dinlemenin, şehirden uzak olmanın keyfini yaşamanın , yaz sıcağında dolaşmaktan vazgeçtiğiniz açık hava müzelerini gezmenin, gri bulutlar güneşle dans ederken çıkan rüzgarla uçuşan yaprakları izlemenin hatta fazlasından ziyade benim gibi deliler gibi her şeyi fotoğraflamanın, doğanın gizli bahçesinden birer sürpriz  gibi karşınıza çıkıveren yüzlerce mantarı , çiçekleri , bitkileri  keşfetmenin, yaprakların hışırtısını dinlemenin, kısaca sonbaharın tadını çıkarmanın tam da  zamanıdır şimdi.
Doğanın fırçasının yaprakları yeşilden sarıya, turuncudan kızıla ve mora boyadığı bu mevsimde dağlar, ormanlar, deniz kenarları, göller ve yaylalar  gezmek için büyük bir nimet.
Sonbahar her ne kadar dökülen yapraklarla hüznü çağrıştırsa da, doğaya yürüyüşe  çıktığınızda karşılaştığınız renkler size hüzünden çok  çocuklar gibi neşe ve keyif vermesi büyük nimet.
İş hayatı, ev yaşamı içinde insan arada kendisine zaman ayırıp  doğayla baş başa zaman geçiriyorsa büyük nimet.
 Son demlerini yaşayan güneşin ensenizi kızartmasını aldırmadan, kapın paltonuzu, benim gibi   kırmızı  termosunuzu ve o harika yeni aldığınız kırmızı çizmelerinizi atın  kendinizi dışarıya,
inanın  Sonbaharın tadını çıkarmak için çok da  uzaklara da gitmeye gerek yok bazen.
 Sokağınızın başındaki yürüyüş alanı, mini parklarda kısa vadede bu işi çözer gibi geliyor bana,
Bu tarz yerler için benim ilk adresim Doğa park Çekme köy  oluyor, bazen de  sahil'de oturan arkadaşlarımın yanına kaçıyorum. Çıkmışken şehrin yenilenen yüzünü görmek, yeni binaları ve mimarileri incelemek, peşime takılan kedileri anında  oracıkta sütle ödüllendirmek, insanları incelemek, eve dönüş yolunda ilk defa evime geliyormuş gibi bir heyecanla eve dönmek, evin kendine has kokusunu içime çekmek, evimin düzeninden hoşnut olmak beni hem yenileyen, hem mutlu eden, hem de  çok şanslı olduğumu gösteren en büyük işaretler bence.
Gezgin sevdalıları sonbahar geldi diye üzülmeyin inanın sonbahar ve kış mevsiminde de öyle yapılacak çok şey var ki, her şeyden öte bir sonbahar temizlik serenomisi yaşar herkes, uzun zamandır dolabımızın diplerinde duran kışlık ürünlerin havalandırılma zamanı gelmiştir. Biraz yıpranan kıyafetleri onarmanın, kuru temizlemecinin yolunu öğrenmenin tam da vaktidir şimdi.
Kışlık dolabımız için eksik gördüğümüz, kombinde eksiğin hissettiğimiz şeylerin alışveriş zamanıdır şimdi.
Oturma  odası için koltuklara krem, vanilya, tatlı kahve polarlar almanın ve uzun zamandır duvarınızda sizinle özleşen panoları, tabloları yeni sevdiğiniz resimlerle yer değiştirme zamanı geldi de geçiyor bile.
Sonbahar'da polonez köy çok güzel oluyor, bolu abant fotoğraf severlere inanılmaz hazineler sunabiliyor..
Geçenlerde keşfettiğim ve herkese daha kendim gitmeden tavsiye ettiğim Kulindağ ahşap evlerinde bir gece geçirmek ve nefis görünen kahvaltılarını tatmak çok hoş olsa gerek merak edenler için ilgili linki buraya bırakıyorum. Birde belki duymuşsunuzdur Bolu Hindibağ evleri çok güzel görünüyor, gitmenizde fayda görüyorum onunda, linkini gitmek isteyenler için  burada paylaşıyorum.

Yazının sonunda  da  kırmızı rengi çok sevdiğim için kırmızı renk sonbahar'da kullanabileceğiniz ürünlerin ilgili linklerini bıraktım. Belki içinde hoşunuza giden bir şeyler çıkar:)
Herkesin de bildiği gibi yaz mevsiminde gidilecek yerler gerçekten çok fazla, yaz tatili, kültür tatili, günlük gezilecek yerler, fakat kış gelince bende uzun zamandır gitmediğim, görmediğim arkadaş ve akrabalarımı ziyaret etmeyi daha çok seviyorum. Kış mevsiminde tüm aile bir arada yapılan kahvaltı, uzun zamandır görmediğiniz teyze veya halanın evinde geçireceğiniz güzel bir gece, veya kız arkadaşlarınızla yapacağınız o dillere destan pijama partileri, sizi tüm benliğimle yazıyorum, inanın gençleştirecektir.
Hem kendinizi bulma, tanıma hemde karşınızdaki kişilerle kuracağınız ilişkilerin daha derin ve sağlam olmasına sebep oluyor bu tarz ziyaretler, aman eliniz boş gitmeyin böyle yerlere:) hazır aldığınız şeyler de makbuldur ama nedense ben oyumu renkli bir kutu içinde kurabiye veya kek'den yana kullanıyorum. Sevdiklerime almaktan en çok hoşlandığım şeylerden bir tanesi'de mutfak da kullanabilecekleri servis tepsisidir. Özellikle üzerinde ıllustratıon bir çalışma varsa beni de anlatan yanı varsa ve her gördüğünde  o kişiye beni hatırlatacaksa  ne güzel şeydir o öyle,
Kimi zaman vakit bulduğum zamanda çerçeve içine, işleme kalpler yapmaya bayılıyorum. olmadı keçe bir yastık en güzeli'de keçe'den  sevdiğim hayvan figürlerinde yaka iğnesi, ve son nokta atışım şimdilerde üzerinde uğraştığım yeni t-shırt tasarımlarım için kullanacağım keçe desenler, keçe kolajlar, keçe yaka iğneleri
Bir şeylerle uğraşmak iyi geliyor her şekilde bana hem kendimi mutlu ediyorum, hem karşımdakini sevindiriyorum, hemde kafamı biraz olsun boşaltmış oluyorum.

Sizde böyle her şeyleri  yapmayı seviyorsanız bir konuda odaklanın derim, yoksa benim gibi ayran gönüllü takılıp, hiç birine yetişememe durumunda kalabilirsiniz:)

 Güzel bir sonbahar olsun sizin için, hem ruhunuzu, hem hayatınızı hem kararlarınızı, hem de sizi neyin mutlu edeceğini keşfetmiş olarak.
Hoşça kalın, seviliyorsunuz, zaten bunu çok iyi biliyorsunuz:))

2017-10-25

Evren'den Torpilim Var:)

10/25/2017 07:37:00 ÖÖ 0 Comments

Selamlar herkese, 
Şu anda yeni okuduğum ve inanılmaz bir şekilde etkilenip,  noktasından virgülüne okuyarak hayatıma geçirdiğim, sonuçlarını sürpriz bir şekilde  almaya başladığım  bir  kitabın önerilerinden bahsedeceğim siz sevgili dostlarıma;

Adı 'Evrenden torpilim var'' Yazarı Aykut Oğut;
Öncelikle herkese bu kitabı alıp, alıp, alıp mutlaka okusun derim. 
Bazı kitaplar vardır, okur geçersiniz, yazdığı methiyeler kurallar kişisel gelişim martavalları bir kulağınızdan girer diğer kulağınızdan geçip gider. 
Heh işte bu kitap öyle bir şey değil, kitabı okuyup anlama ve hayata geçirme başarınızın sırrı, satırlar aralarını dikkatli okuyup, hayata geçirme, istenilen alanlardaki egzersizleri düzenli olarak yapmanız , hayat  heyecanınızı ayakta ve canlı tutmanız,   gerçekten yaşamda neyi istiyor olduğunuzu bilmenizde, ve bunu gerçekten yapacağınızı inanma gücünüzdedir. 
Konuya daha detaylı girmek gerekirse; eskiler bilir bir dönem Secret diye bir kitap çıkmıştı, bayağı favori bir şeydi, işte evrene olumlu düşünceler göndermek, olumlu düşünmek, olumlu düşüncenin sonucunda zengin olmak  bla bla bla  bu böyle acayip bir furyaydı o zamanlar. Fakat kitap bize taa  o zamandan bu net gerçeği fısıldamış fakat biz görememişiz.  Tabi şimdilerde artık  herkes bu olumlu düşüncenin gücünü, evrene gönderilen olumlu-olumsuz   enerjileri, ağzımızdan çıkanların bir gün mutlaka dönüp dolaşıp bizi bulacağı yönündeki algıyı tamamen anlamış durumda. 
Ben genelde bu evrene mesaj gönderme olayını anlamış fakat kenarından kıyısından yaptığım veya yanlış şekilde yaptığım için tam anlamıyla istediğim noktaya gelememiştim. Tıpkı gitarın tellerini ayarlamak gibi, benimde bu düşüncemde kitabı okuyunca anladım ki bazı ayarlamalar yapmam gerekiyormuş.  Evrene  mesaj gönderiyorum ama içinde olumsuz bir cümle kurduysam o iş yine yaş, kurduğunuz cümleye çok dikkat etmeniz gerekiyor, tamamı olumlamalarla geçmeli.
Evren şu şekilde oyunu başlatıyor, öncelik tabi ki çocukluğumuz da aldığımız kararlar, yaşadıklarımız, etkilendiğimiz, örnek gördüğümüz modeller bizi yaşamımız boyunca etkileyecek roller etkili oluyor, öncelik yaşadığını her ise olumlu veya olumsuz bilinçaltınızda, egonuzda, veya kim olduğunuzda gerçek özbenliğinizde oyunun şartları çerçevelenmiş oluyor. Siz olumlu mu ? olumsuz biri misiniz? çevrenizde görmüşsünüzdür, ağzından çıkan her olumsuz cümle gelip o kişiyi bulmamış mıdır? mıknatıs gibi çekmemiş midir olayları işte bu da öyle bir şey , evren emrinize amade ağzınızdan her ne çıkıyorsa,, evinize gelecek postanın içinde de bu olaylar size ikram edilecektir. 

Evren, enerji, ego meselesini incelerken, öncelikle şu yaşadığımız hayattan keyif almasını öğrenmemiz şart, kendimizle barışık olmamız şart, şartlar ne olursa olsun, kalbimiz ve  anın getirdiklerinden keyif almasını , keyifle yaşamasını öğrenmek zorundayız. 
Evrenle iletişim kurmak istiyorsak elimizdeki enerjiyi olumlu olarak evrene geri göndermek durumundayız. Her şey zaten büyük bir enerjidir evrende, bizlerde enerjiden oluşuyoruz. Güzel bir müzik dinlediğinizde , ürperen teninizde, içinizden hıçkırarak  ağlama isteği geldiğinde hayatınızda başınıza  gelebilecek en kötü olaylar karşısında  ezik duruşunuzda, veya kendinizi en güçlü, en harika, en yıkılmaz gördüğünüz anda vücudunuzun kan akışının nasıl değiştiğini, kalbinizin nasıl çarptığını, adrenalin salgıladığınızı ve  çok heyecanlandığınızı siz  bizzat biliyorsunuz.  Çünkü bunların hepsi vücudunuzdan yayılan enerjinin gücü.Ve siz enerjinizin otokontrolünü isterseniz  ele geçirebilirsiniz. Vücudunuzda değişen enerji akımını şu testle'de yapma şansınız var. Ben denedim, gerçekten vücudunuzda gel git dalgalanmalar, farklı frekanslar yaşanıyor. Bir anda üzgünken bir anda güçlü olma haline geçiyorsunuz.  test burada ilgili link


Örneğin en basiti bir iş görüşmesine gidiyorsunuz, omuzlarınız çökük, boynunuz bükük, umudunuz bitik enerji frekansınız yüz üzerinden %35'de olursa, görüştüğünüz insan da nasıl bir intiba bırakırsınız bir düşünün, siz kendinizi sevmezken, beğenmezken, bu işe layık görmezken işveren sizi nasıl işe alır ,alamaz! canlar:)
Bir de şöyle düşünün, öyle bir güç ve enerjiyle  gidiyorsunuz o iş görüşmesine, frekansınız %80, bundan sonra yaşayacağınız olaylarda bu frekansta, karşılaşacağınız insanlar, konuştuğunuz, kişiler, karşılaştığınız  tüm insanların frekansı %80'dir. Yani artık voltranı oluşturmuş oluyorsunuz. Tam özgüvenli halinizle istediğiniz maaşı, şartları oluşturabilirsiniz.  Ben başarabilirim, kendime güveniyorum, bu iş için seçilmişim mesajını da karşı tarafa verdiğiniz anda da hakkettiğiniz saygı ve sevgiyi görüyor. Tüm gözlerin üzerinizde olduğunu hissediyorsunuz.  Olmaz öyle  bir şey demeyin, 2 gün önce bizzat ben kendim yaşadım dostlar:)) 
Ben bu şekilde örnek verdim, siz hayatınızda ne yaşıyorsanız  o yönde yapın  hayatınızda bu verdiğim örneği, hatta benimle paylaşma şansınız olursa çok sevinirim. Evrenden torpilli olumlu blog grubumuz bu şekilde daha da genişler:)) Nede olsa tüm grup artık evrenden torpilliyiz:))) Olumlu düşünmenin ilk adımlarını ilk tohumlarını buradan atmak lazım. 
Ben kitabı okumaya başladığım anda, olumsuz düşüncelerimi değiştirdim yerine olumlu, pozitif, gelişimci, girişimci, sevecen, sevgili, ilgili düşüncelerimi koydum. 
Çocukken düşündüğüm olumsuz düşüncelerimi olumlu olarak liste yaptım. 
Düşüncemi netleştirdim. Yapabilirim, yapacağım, bunun için varım olumlu düşünce durumuna geçtim, benim için olumsuz düşünceleri içimde savaştığım negatif egoyu alıp yerden yere çarptım, içimde sinsice dolaşıp, alttan alta bana fikir veren egom'a  resmen savaş açtım. Sen böyle düşünebilirsin ama ben bundan böyle böyle olacağım, böyle yapacağım, her şey bu şekilde olacak diyerek yoluma devam ettim, Halada kitabı okuyorum devam edeceğim. Çünkü sonuçlarını aldım hayatım gerçekten mükemmel:)))
Eminim bu  kitabı alıp okuyunca,  kuraları hayatınıza geçirince, yolunda gitmeyen, sizi tökezleten, bıktıran şeylerin nasıl değiştiğine sizler bile şaşıracaksınız , aslında şaşırmış bile olmayacaksınız zaten kendinizi bu duruma alıştırmış olacaksınız. Ve inanın yıllardır yaşadığınız bu saçma sapan döngülerden kurtulup, mutlu bir ilişki, kalıcı dostluklar, zenginlik ve kariyer yani evrenden her ne istiyorsanız ne hakediyorsanız bizzat karşılığını bulacaksınız. 
İstediğiniz şeyleri daha olmadan yaşıyor gibi olmanız  o heyecanı içinizde hissetmeniz evrenin sizin bu konuda ne kadar kararlı olduğunuzu  görmesine yetecek de artacak bile.   
Bu arada istediğiniz şeylere de dikkat etmelisiniz, bu istediğiniz şeyleri alacak yeriniz var mı? bu enerjiye bu güzelliklere hazır mısınız? cevabınız evet ise doğru yoldasınız:)
Sizler olumlu enerji yaydıkça, enerjinize uygun kişileri, olayları, para durumunu, sevgiliyi, kısaca etrafınızdaki her şeyi  kendinize çekmeye başlayacaksınız.  Bu olumlu düşüncelerde negatif hiç bir şeyi aklınızdan geçirmeyin.
 Olumlu görünüp, olumsuz isteklerle bezenmiş düşüncelerinizi  evren yine tekrar size gönderecektir, sizi es geçmeyecektir, çünkü evren siz ne isterseniz onu verecektir. Fakat sonucunda  belki de hiç istekleriniz  istemediğiniz formda gerçekleşecek,  bu sebepten mutlaka olumlu düşünce kalıplarını özenerek, kurduğunuz cümleler üzerinde biraz düşünerek, cümleleri dikkatli kullanarak egzersizlerinize hiç bıkmadan usanmadan  devam edin derim.
  Hayatınızdaki ilk oluşumları, evren size minik minik göz kırpmaya, olayları vesile etmeye başladığında anlayacaksınız. Yani bu mudur? bu kadar mı demeyin, istemeye evrenden istemeye devam edin. 
Gizli benliğinizde, içinizde gizli , olumsuz bir düşünce barındırmadan, isteyerek severek öz güvenle yapabileceğinize inanarak istemeye devam edin. 
Bu egzersizleri yaparken olumlu cümleler kurmak çok önemli, geçmişte ve gelecekte yaşamayın, yaparım, başarırım, benim için hep güzel ,olumlu, mutlu olmuştur cümleleri kullanın. 
Evrenden öyle güzel şeyler öyle olumlu frekanslarda olaylar isteyin ki; Evren sizin sesinizi duyduğunda, heyecandan tüyleri diken diken olsun, gözlerinden yaş gelsin, enerjinizle dağları oynatabileceğinizi bilsin. Siz yeter ki İSTEYİN!
Yaparken de mutlaka aşağıda belirttiğim başlıklarda ki istediğiniz hangi yöndeyse, o yönde egzersiz yapmaya devam edin. Bu yapılan egzersizler, size istediklerinizi elde ettirmek için değil, sizin belli düşünce kalıplarından çıkmanız ve size istediğinizi elde etmenizi sağlayacak düşünce kalıplarına geçebilmeniz için yapılan uygulamalardır. 
Yoksa bol keseden düşündüm olmadı , yaptım olmadı derken bulursunuz kendinizi. 
Kitabı okumaya devam ettiğim için geri kalan bölümler hakkında detay veremiyorum. Umarım en yakın zamanda okumanız  v ve etkin bir şekilde hayatınıza geçirme şansınız olur. Aşağıda verdiğim örnekler, farazi, yüzeysel örneklerdir, sizler bu örnekleri çopaltıp, yeni başlıklar ve alt segmentler oluştarabilirsiniz. Kitabı bir an önce alıranız sizin faydanıza, ayrıca Aykut Oğut ve eşi Esra hanımın seanslarına katılabilir, youtube videolarını da takip edebilirsiniz. İlgilenenler için ilgili link paylaştım. https://www.facebook.com/ikeaykutogut/posts/1644097162321445
Unutmayın hayatınızın ipi sizin elinizde, güç sizde, ve evren emrinize amade, 
Hepinizi çok seviyorum, sevgiyle dostlarım. Umarım bir faydam dokunmuştur  sizlere:) Aman ha bu egzersizleri bir defa söyleyip geçmeyin hiç bir hükmü kalmaz.
 Her gün tekrarlayacağınız, dilinizden düşmeyen yeni ve modası hiç geçmeyen  number one şarkılarınız olsun bunlar:)


Bu egzersizleri yapmadan önce mutlaka hedefinize odaklanın, tabi ki sonuç beklediğinizi biliyorum fakat; önceliğiniz sonuca giden yollarda hefefinize  küçük adımlarla ilerlemek. Bunu yanlış anlamamnız için şöyle örnek vermek gerekirse; A noktasından B noktasını geriye çekmekle, adımları küçültmekle, hayalinizden vazgeçmek arasında büyük fark vardır. Siz  bu planları yaparken, ufak adımların sizi geriye çektiğini, hayalinizden uzaklaştırdığını düşünebilirsiniz. Fakat bu ufak hayaller, sizi asıl sonuca götürecek tek gerçektir. Kişisel gelişim kilo vermek gibi bir şeydir. Spor salonuna gidip, iyi bir antreman yapıp, taze sıkılmış bir portakal suyu içmek, elbette son derece faydalı, ama o kadarla kalmıyor. İstediğiniz kiloya ulaşana kadar, her gün tekrar etmeniz lazım egzersizlerinizi:)



İLİŞKİ EGZERSİZİ
*Son derece huzurlu ve keyfili bir ilişki içindeyim.
*İlişkide  özgürce kendim olabiliyorum. 
*Birlikte saatlerce vakit geçirebiliyoruz. Ayrıyken de birlikteyken de günlerim son derece keyifli geçiyor. 
*İlişkimde çok sevilir ve saygı görürüm.
*Her zaman mükemmel insanlar beni buluyor.
*Karşıma sorumluluk sahibi insanlar çıkıyor.
İlişkim, hayatımın diğer alanlarını da pozitif bir şekilde etlikiyor. 


İŞ HAYATI EGZERSİZİ

*Her zaman başarılı olurum
*Her zaman saygı ve sevgi görürüm.
*Her  iş yerimde uzun yıllar çalışırım
*Her zaman maaşım ve imkanlarım iyidir
*Her zaman iş arkadaşlarımla çok iyi anlaşırım
*Mesleğimde son derece başarılı bir noktaya geldim.
*Benim de iyi olduğum noktalar var, şu  şu ve şu alanlarda kendime güveniyorum. 
*Bugün yapılacaklar listemdeki her işi, son derece büyük bir keyifle kolayca yapıyorum.

DOSTLUK EGZERSİZİ
*Dostlarım beni çok sever ve değer verir
*Dostlarım aramda kuvvetli bir bağ vardır.
*Dostlarım çok güvenilir insanlardır
*Dostlarım hayatıma değer katar
*Evde arkadaşlarımızı ağırlarken  çok güzel vakit geçirebiliyoruz. 

PARA EGZERSİZİ
*Benim cüzdanım her zaman parayla dolu olur
*Her zaman fazla kazanırım
*Bolluk, zenginlik ve refah içinde yaşarım
*Bana ummadığım yerlerden ek paralar gelir
*İstediğim herşeyi alma gücüne sahibim. 
*şu an çalışıyorum bugünüm ve yarınım daha güzel olsun diye.
*Para biriktiriyorum.
*Her gün beni rahat ettirecek kadar paraya sahibim.
*Çalıştığım şirket, her seferinde tam vaktinde ödeme yapıyor.

ŞÜKÜR EGZERSİZİ

*Huzur dolu bir evim olduğu için şükrediyorum.
*Son derece keyifli bir ilişkim, evliliğim olduğu için şükrediyorum.
*Maddi kaynaklarım için, sadece sevdiğim işleri yaparak para kazanabildiğim için şükrediyorum.
*Etrafımda sevecen, pozitif dostlarım olduğu için şükrediyorum.
*Hayatımdaki tüm güzellikler için şükrediyorum.

OLMAMIŞ FAKAT OLMUŞ GİBİ YAPTIĞIMIZ EGZERSİZLER

*Yeni ve güzel  bir ev oaldığım için şükrediyorum.
*İdeal kilomda olduğum için şükrediyorum.
*Şahane dostluklarım  ve yeni iş ve özel arkadaşlarım olduğu için şükrediyorum.
*Her güne sağlıklı uyandığım için şükrediyorum.
*Elimdekilerin kıymetini bildiğim için şükrediyorum. 
*Hayatımdaki bolluk ve bereket için şükrediyorum. 
*Eşimle birlikte gittiğimiz tüm tatiller ve mutluluğumuz için şükrediyorum. 
*Harika bir işim ve çok keyifli bir çalışma ortamım olduğu için şükrediyorum.
*Hayal ettiğimi her şey için şükrediyorum. 
*Karşıma yeni iş imkanları çıktığışükrediyorum. 
*Gelirimi %10 oranında arttırdığım için şükrediyorum.
*Parayı kolayca hayatıma çekebildiğim için şükrediyorum. 

 (HAYALLERİNİZE ULAŞMA  VE PANO HAZIRLANMASI)
Sizde bir yaratım panosu hazırladığınızda yada panonuza olmaka istediğiniz, yapmak istediğiniz, sahip olacağınız ve hayallerinize dair resimler, görseller, grafikler kesip asabilirsiniz böylelikle beyninize yepyeni bir gerçeklik sanki; hali hazırda olmuş gibi yutturabilirsiniz. Beyin bir kere inandığında, ego da bundan etkilenecek, böylece sizin yaratımıznız çok daha kullanışlı hale gelecektir.
*Yeni arabamın resmi
*Yeni telefonumun resmi,
*Zayıflayınca ben
*Yeni bilgisayarım
*Yeni evim
*Yeni iş ortamım
*Yeni yatırımlarım
*Yeni ş anlaşmalarım
*Yeni ev dekorum
*Yeni arkadaşlarım diyerek liste uzar gider, 

2017-10-17

Baküde Son Gün, Gence, Şeki ve Quba Hakkında 6.GÜN BAKÜ

10/17/2017 05:49:00 ÖÖ 0 Comments
Hüzündür Veda; Güzel bir sabah Türkiye'den yola çıktığımız Bakü tatilimiz'in son yazılarını paylaşmaktan dolayı  içim biraz buruk da olsa, son bir gayretle rüzgarlar şehri, geceleri ışıl ışıl parlayan bu şehirde arkamda kalbimi ve özlemi bırakarak ayrıldığımı söylemek isterim. Yukarıda,  özellikle Bakü'nün detaylı  haritasını paylaştım. Gezi yolculuğunuzda  çok faydalı  olacağına inanıyorum. Elinizin altından daima bulunsun derim:)) Eğer dediğim gibi  buralara yolunuz düşerse benden küçük bir tavsiye, önce Bakü- Tiflis, Gence, Şeki, Quba, Gebele, Lahic turu yaparak, en son kısımda Bakü'yü keşfetmenizi öneriyorum. Bu şekilde tatilinizin daha renkli, daha etnik, daha tarihsel ve sanatsal anlamda değerlenmesine olanak sağlamış olursunuz. Bakü zaten küçük bir şehir, bir araç kiralayarak istediğiniz her yeri bir anda görme şansınız var. Ama çevre illerini özellikle  günübirlik yapılan turlarla katılmanızı öneririm. Bu turlar daha eğlenceli ve keyifli geçiyor, böylelikle azeri halkını da yakından tanıma ve kaynaşma durumunuz olabilir.
Aşağıda, Bakü Zabitler parkı buz meydanında, buz pateni maceramız'ı göreceksiniz. Ardından Şahane nefis The House Cafe'de yaptığımız şahane kahvaltı ve hemen sonrasında Bakü Port içindeki Starbucks Cafe'de eğlenceli, dinlenmeli kahve keyfimizi, ayrıca diğer gezilecek yerlerinde özellikle linklerini paylaşıyorum. Buraları görmeden dönmeniz yazık olur gerçekten, işinize yarayacak her türlü bilgi ve anekdotları aşağıda satır aralarına sıkıştırdım. Baküyü gezmekle kalmayacak, benim gibi  artık Bakü'yü bakülülerden çok daha iyi tanıyan biri olup çıkacaksınız.:))) Buraları gezmişken, hele de muhteşem sahillerde fink atmışken,mutlaka sahilde bisiklet kiralayıp sahil boyu binin derim, sahiller ve bisiklet yolları çok geniş, atlayın bisiklete, gidebildiğiniz kadar gidin, rahatlayın, ferahlayın, içinizde rüzgara karşı hiç bir şey kalmasın, keyfe keder, rota yapın, çocukluğunuza dönün hatta bisiklet ile yapacağınız bir kaç küçük numara ve akrobasi hareketleri eminim tüm insancıl ve çocuksu duygularınızı harekete geçirecektir. 
Bakü'de geçirdiğimiz son gecemiz ve son dakikalarımızın tadını sonuna kadar çıkarabilmek için,  bir parça English müzik dinlemek, ve india rock müzik keyfi yapmak amacıyla, Finish Finnegans Pub'a gittik. Çalan müzikler ve gece öyle güzeldi ki anlatamam, sanki canlı konserde hissettim kendimi, nasıl eğlenmişim, nasıl keyifli bir gece geçirmişim anlatamam, müzik güzel, ortam güzel, tatow'la olduğumuz yerde danseder hale geldik. Yeniden gitsem Bakü'ye mutlaka yine kaçarım herhalde buralara. İnsan bazen başıboş olmak istiyor, hayata akmak, iplerini koparmak, kendinden geçmek istiyor. Rahatlamanın ve stres atmanın bir farklı yönü de bu olsa gerek. Dans etmek, biraz müzik dinlemek ve hayata şu an baktığınız yerden daha farklı gözlerle bakmak işte tüm mesele budur dostlar.  Bazen susmak gerekir, bazen hiç konuşmamak, bazen uzaklara bakmak, bazende uzaktan yakına gelmek, bazen sebepsiz sevmek, bazen de sebepsiz gitmek:))
Herşey insanoğlu için, yaşamda evrilerek, törpülenerek, sevilerek, bazende nefret edip, şeffaflaşıp bulanıklaşan dünyanızı daha net  görebilmeniz dileğiyle, insan'a haz tüm güzelliklerle, Baku'dan Tülin geçerek yazıyor:))

2017-10-12

Azərbaycan Xalça Muzesi - Azerbaijan Carpet Museum & Türk Şehitliği 5.GÜN BAKÜ

10/12/2017 11:17:00 ÖÖ 0 Comments

Bu yazının başlığı bence dünyanın en güzel halıları Bakü'de olmalıydı  fakat aramalarda daha rahat bulabileceğinizi umarak yukarıdaki başlıkla giriştim yayına:) Azərbaycan Xalça Müzesi 1967 yılında halıcı ressam Letif Kerimov'un rehberliği ile kurulmuş ve Dünya'nın ilk ve en büyük halı müzesidir, ve onun anısına adını taşımaktadır. Müzede 6.000'in üstünde halı bulunmaktadır ve Orta Çağ'dan günümüze tüm Azerbaycan'ı kapsayan çeşitlilikte değişik bölgelere özgü Azerbaycan halıları sergilenmektedir.

Müze koleksiyonunda, 14. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar Karabağ halıları, Kasımuşağı halıları gibi kendi yörelerine özgü desenler ile Azerbaycan'ın çeşitli dokuma merkezlerinde dokunan halılar yer almıştır.  Nakış nakış ilmek ilmek her detayında büyülenerek gezeceğiniz müzede, birbirinden nefis tasarım, deha, emek ve kafa patlatmanın verdiği yaratıcılıkla karşınızda duran bu sanat eserleriyle   müthiş bir bağ kuracağınız, içinde  gezerken yaşadığınız bu rüyanın hiç ama hiç bitmesini istemeyeceğiniz bir müze sanat evi burası. Şimdi benimle birlikte  Azərbaycan Xalça Muzesini görmeye özellikle görmeye diyorum zaten paylaştığım fotoğraflardan eminim sizlerde benimle gezmiş kadar oluyorsunuz:)) davet ediyorum sevgili dostlarım hepinizi.
Daha önce Kayseri yazımı okuyanlar bilir, bu derece bu kadar özel ve güzel halıları Kayseri- Yahyalı'da halı mağazalarında  görmüştüm,  merak edenler için 1, merak edenler için 2 Hatta bir zamanların en önemli değer ve ticaret'e katkısı bulunan bu emeğin yok olduğunu gördüğüm için çok üzüldüğümü belirtmiştim. Tabi şimdilerde yeni bir duyum aldığıma göre Yahyalı Belediyesi bu işe yeniden el atarak, halı dokumayı bilen kızları kurulacak butik atölyelere davet edip, sönmekte olan ateşi yeniden canlandıracağını bizzat bildirmiş, bence bu çok güzel  bir haber, unutulmaya yüz tutmuş eski mesleklerin canlanması, örf adetlerimizi unutmamamız, çocuklarımıza geçmişten bir küçük parça da olsa anlatmaya değer bir şeylerin kalacağını bilmek çok umut verici olsa gerek. Eskilere dönüp baktığımızda, el işçiliği ile geçinen insanlar,  demirciler, bakırcılar, hattat sanatını icra edenler, ateşten dehasını gösterip camcılıkta hüner edenler, ince ince işleyip, alın terini bıraktıkları, emeklerinin karşılığını hem maddi hemde manevi gören bu yurdum insanımız ne güzelmiş o zamanlar.  En çok Urfa, Antep'te, Safranbolu, Eski Mardin sokaklar aralarında  göreceğiniz  bir zamanların en önemli geçim kaynağı el sanatı, el işçiliğimizin detaylı gezi resimlerini   burada bulacağınız, hepsi günümüzde artık  unutulmaya yüz tutmuş, simdiler de belki İsmek gibi özel kurslarda bu canlandırılmaya çalışılsa da bence biraz daha emek verilerek, Azerbaycan'nın  kendi sanatlarına, tarihi mirasına olan düşkünlüğünden, koruma gücünden  ilham almakta fayda var. Her bulduğumuz eseri müzelere saklamaktan ziyade, halkıda bu işin içine sokmayı, müzeleri canlandırmayı, etkinliklere daha fazla zaman ayırmayı, daha fazla bilgilendirmeyi,doğru ve etkili  reklam yapmayı öğrenmeyi  ve ülkemizin güzelliklerini daha fazla tanıtmaya ihtiyacımız var diye düşünüyorum.  En basit örnek Kıbrıs gibi bir güzellik var hemen yanı başımızda,  ama kaçımız kapalı maraş olayını biliyor.  Kıbrıs diyorsunuz hemen yaftalama başlıyor '' hiç bir şey yok gitmeye değmez diyorlar '' S
ırf bunun için bile gidip, her köşesini inceleyip sizlere burada anlatmayı çok isterim. Hatta şimdiden gidilecek, gezilecek yerlerimi belirledim bile:)
İnsanların ön yargılarından, yaftalamalarından, olumsuz düşüncelerinden sıyrıldığımızda inanın hayat bize daha güzel sürprizler sunuyor, yeterki siz inadınızdan hayat felsefenizden, araştırma ve gezgin ruhunuzdan vazgeçmeyin.
Neye baktığınız değil, baktığınız şeyde ne gördüğünüzdür önemli olan. 
Yukarıda da bahsettiğim gibi Halı müzesini gezerken bitmemesini istemediğiniz rüyanın 3 katlı müze olduğunu anlayınca kardeşimle sevincimiz 2'ye katlanarak, keyfimiz şekerli ve bol  katmerli olarak devam ettik güzeller güzeli halıların arasında gezmeye, bazı halıları çok sevdim, çok emek harcandığını, renklere ve desenlere çok önem verildiğini hissettiğim bu halılara resmen hayran oldum, aşık oldum. Ama aralarında bir kaçtanesi vardı ki aman allahım böyle bir halıyı, kim işler? kim dokur? dokurken ne hisseder?, ne aklım ne dimağım, ne de şu küçük dünyam algıladı desem yalan olur:)) Okul vaktini anlatan halı tasviri, veya sahilde koşan aileyi betimleyen, nefis el dokumaları, nefis  parçaların hepsini  al evine as tablo diye hiç de garip kaçmaz bence..
Buraya gitmek isteyenler yol tasvirim şu şekilde olacaktır. Şehrin merkezinden deniz kenarına, Mikayıl Hüseynov Caddesine yürüdüğünüzde müzeyi karşınızda göreceksiniz. Arka tarafınıza dönme dolabı aldığınızda da yine sahil yolu sizleri buraya getirecektir. Buraya gelip, müzeyi gezdiyseniz, sahil'deki gondola binip finikülerle de yukarı şehitliğe çıkıp, ölmüşlerin ruhuna bir fatihanızı esirgemeyip, Azerbaycan'nın ışıl ışıl renkli manzarasını ve london eyes'dan yani dönme dolaptan çıkan ışıkların başdöndürücü güzelliğini izleyip hayatın tadını hemen oracıkta çıkarın derim.

Kardeşim yaklaşık 5 yıldır Azerbaycan'da yaşıyor. Bir yaz mevsiminde büyük bir hüzünle bizleri bırakıp,  Türkiyeden Bakü'ye taşındı. Yazları hep geldi. Ama hiçbir şey aynı olmuyor nedense, gözden ırak gönülden ırak gibi, buradayken en yakın dostum kardeşimdi ama artık bana çok uzaklarda. Bu nedenle de bir araya geldiğimizde konuşacak, anlatacak çok şey birikiyor, ilk defa yorgunlukmu yoksa ayrı zamanlarda faklılaşan yaşamlarımızdan mı olsa gerek tam bilemedim. Bu kez çok fazla konuşamadık. Gezdiğimiz  yerlerde, ayaküstü ne anlatabildiysek birbirimize işte o kadar, yeniden gittiğimde baküye işte  o  zaman oturup, uzun uzun Türkiyeyi ve sorunlarını yeni bir heyecanla sevinçle beklediğimiz bebek Pelini ki ben adını orada koydum kız olursa diye:))) Annemi,, değişen hayatlarımızı, en son yaptığımız hayaller listesini şöyle bir gözden geçirmeyi, belki Amerika'da yaşama hayallerimi, bazen çok yorulduğumu, bazı doatlarımı özellikle kazık yediğim dostlarımı hayatımdan tamamen sonsuza dek çıkardığımı, bu dost işlerinden bellki ki hiç anlamadığımı, Türkiye'de pazarlama alanında iş hayatından umudumu kestiğimi, tasarımlar ve kolajlarımı hayata geçirme isteğimi, veya bunların tümünü unutup, uzun zamandır dinleyemediğim kendisinin hayatının nasıl gittiğini hem kendim hemde sizin için daha detaylı  sorarım dostlarım. Aşağıda en alt sıradaki kadraj kardeşimden bir hediyedir bana, uzun zaman hafızamda, anılarımın içine belleğimin en dip köşesine hapsederek saklayacağım bir hatıra.

Yeni yazımda Bakü'nün birbirinden renkli gece hayatını english publarını, şahane nefis ingiliz müziklerini, tadından yemeyip yanında yatacağınız indie rock müzklerinin çaldığı mekanları keşfedelim derim. Gerisi yazarken de gelir zaten sevgiyle hoşçakalın dostlarım.

2017-10-10

Haydar Aliyev Center Müzesini keşfedip, Sanata ve Güzelliklere Dalmak 4.GÜN BAKÜ

10/10/2017 06:14:00 ÖÖ 0 Comments

Canım arkadaşlarım hepinize bol öpücük bol sevgi selamlarımı iletiyorum. Şu naçizane yazı dizimde beni yanlız bırakmayıp güzel yorumlarınızdan beni mahrum etmediğiniz için hepinize minnettarım. 
Yeni bir ülkeye gitmek, yeni bir kültür şokuyla karşılaşmak, şehrin tüm yaşam haritasını sıfır hata profiliyle sorumlu olduğum insanlara, çevreme ve arkadaşlarıma karşı yansıtabilmek bazen çok zor olsa da, inanın yaşadığım  güzelliklerin sayısı bundan daha fazladır:) Farklı bir ülkeyi gezmek ve tanıtmak gerçekten çok ama çok keyifli. Fakat gezi esnasında  şöyle bir durum da var ki gözden kaçırmamak lazım; çektiğiniz videolar, resimler ve anlatımlar bazen sizleri yalnızlaştırabiliyor, evet koca bir dünyaya ve sosyal hesaplarınıza karşı  sorumlu hissetmek çok normal ama asıl süreç o anda yanınızda olan kişilerle de  bu dengeyi sağlamanızdan geçiyor.  Şahane ve bol eğlenceli  bir tatili yaşarken  insan ne kendini nede yanındaki arkadaş ve partnerini de yanlızlaştırmamalı diye düşünüyorum. :))
Tatil anlayışlarım da bir nebzeye kadar deniz güneş kum olmalı fakat o ülkenin tarihini anlatan müzelere gidilmedikten  , etkinliklere katılmadıktan, gizli kalmış köşelerini keşfetmedikten sonra böyle bir tatilin ne amacı olabilir ki benim için, sadece Bakü'de gezdiğim halı müzesi bile şehrin tüm geçmiş tarihini gözler önüne serip büyülenmeme sebep oluyor, gerisini siz düşünün artık. 
Elimdeki listelere yetişme telaşı, yöresel yemekleri kilo alacağım endişem olsa bile  tadma merakım, müzelerin içinde neler olduğunu keşfetme telaşım  sebebiyle cebimde olan son kuruşları da belki dönüş yolunda  Duty free'lerden alacağım parfümden olma  çabasına  harcama isteğim , en uzak yerlerdeki bilinmezleri keşfetme uğruna  sarf ettiğim taksin paralarım, sanırım benim en büyük evliya çelebi ruhuna erişme , gezi ve kültürel elçi namına erme, ve gezi nirvanasında sonsuzluğu yakalama isteğimden daha ağır basıyor.  
Ne yapılan gezilere , ne kitaplara, ne de iyi parça kıyafete verilen paralara acımam ben. İş ki değsin, iş ki amacını görsün, iş ki aradığım şeyi bana tüm güzelliğiyle sunsun. 
Umarım tüm dünyayı gezer ve sizlere anlatma şansım olur. Bunu her şeyden çok istiyorum. Evrensel dünyanın dilini çözmek, evrendeki yaşamları incelemek, genel kültürlerini, dünya mutfağını, yaşam tarzlarını kendi ülkeme daha iyisini içinden çekip alarak taşıma isteğim içimde, ve kendimde hiç  bitmesin. 
Bundan böyle Evrensel gezi elçisiyim dostlarım, gezi elçisinin tüm görevlerinin bilincinde olarak:))

Şimdi sizleri Bakü'nün en güzel, en mimari dehası, şehrin imzasını taşıyan Haydar Aliyev Center Müze içindeki kendisine  armağan edilmiş eşyaların olduğu el yapımı yöresel işlere, müzik aletlerinin olduğu bölüme,  kendi içinde kolajen oluşturmuş katmanlara ayrılmış müzeye ve Haydar Aliyev'in  özel araba koleksiyonunun  sergilendiği kata davet ediyorum. 
2013’te hizmete giren Kültür Merkezinin içerisinde, konferans salonu, kütüphane, müze, medya merkezi ve galeriler bulunuyor. Binanın mimarisi, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden, Irak asıllı, ünlü mimar Zaha Hadid'in imzasını taşıyor. Binanın şekli, bir söylentiye göre Haydar Aliyev'in imzası şeklinde yapılmış, diğer bir söylentiye göre ise Azerbaycan mitolojisinde yer alan Hazar denizinin yükselişini yansıtacak şekilde tasarlanmış.
Veda Zamanı geldiğini düşünerek, yeni yazımda birbirinden güzel el dokumalarının, dünyanın hiç bir yerinde göremeyeceğiniz halılarının sergilendiği Bakü Halı Müzesinin keşfini birlikte yapıp, ülkemiz için önem arz eden Türk şehitliğinde güzel dualarımızı ve kalbimizi bırakıp, ateş kulelerini hayretle inceleyip, Bakünün gece tüm heybetiyle, haşmetli ve rengarenk manzarasıyla düşlere, hayallere, kalbimizde o an ne varsa ona akıp, onunla bütünleşmeye doğru gidelim .
Sevgiler : Azerbaycan da Gezen Bir Türk:))

2017-10-08

Azeri Gecesi Şirvanşah Müze Ve Ateşgah Maceramız 3.GÜN BAKÜ

10/08/2017 12:55:00 ÖS 0 Comments
Bakü'nün en eski sokaklarından birinde bulunan Şirvanşah Müze restorandayız.
XIX. Yüzyılın ikinci yarısına ait olan müze, bizim gibi bu mekana gelen her konuğun 
 farklı bölgelerdeki  zengin ve lezzetli yemekleri tadabileceği şahane bir restoran müze ortamı.
Baküye gittiğimiz ilk günden itibaren hane halkını azeri gecesi diye bayıltma sekanslarından sonra burası hepimize ilaç gibi geldi, ve gerçekten herkes burayı çok beğendi, Türkiye'den gidecek dostlarıma burayı mutlaka önereceğim. Akşam yemeğine katıldığımız mekanda ilginç ve farklı yemek çeşitleri vardı. Hingel mantıyı tadıp, içinde safran, zerdeçal, kızarmış üzüm ve kayısılı pilavınızı yemenizi , ve o şahane etli çorbayı içmenizi öneririm. Bu şahane nefis, yöresel yemekleri tadıp, canlı azeri müziklerini dinlediğimiz mekan'ın 2 katlı bir müze olduğunu daha sonradan anlayarak, müze müdüründen rica edip içeriyi gezip bir kaç fotoğraf çekme şansımız oldu. Ayrıca girişteki kafkas şapkalarıyla da fotoğraf çektirip güzel kadrajlar yakalamanız an meselesi. Bizi gezdiren çocuğun anlattıkları kadarıyla aklımda kalanlardan ilki, lobi bölümündeki kapının 200 yıllık olması ve nicedir burada saklanıp korunmasıydı. Zaten ağaç türü her şeyi çok seven ben, bu bilgiyle nedense mekana daha çok ısındım. Masamızda yer alan kont drakula havasındaki mumluklar, Leonardo Da Vinci'nin son akşam yemeği tarzındaki masalar ve bazı bölümlerin Tunus havasında renkli tül ve ipeklerle süslenmeleri şahaneydi. Güzel yemekler yiyip, şahane azeri türküler dinledikten sonra, müzenin gizemli labirent havasındaki odaları birer birer ailece gezmeye başladık.  Buralara gelip içeriyi gezen her konuk  100 yıl önce Azerbaycan'ın yaşam biçimi, kültürü ve sanatı hakkında yeterli
 bilgiyi  edinme şansına sahip olacaktır mutlaka.
Akşam yemeğine geleceklere önerim. Burada 2 türlü eğlence yapılıyor üst kat Rusların eğlencesi, alt kat ise Türklerin eğlencesi yapılıyor. Yani anlayacağınız her katta farklı proğram yapılıyor. Azeri ve Rus gecesi eğlencesi gibi, ona göre rezervasyonunuzu yapıp bilgi almanız lazım. Hakkaten azerilerin müzikleri, sanatları ve gelenek görenekleriyle zevkleri bambaşka arkadaşlar:))
Şirvanşah müze restoranı çok ama cok beğendim. İçerdeki Konsept ,müzikler, yemekler ve müzenin kendisi muhteşemdi. Her kösede şaşıracağınız baska bir detay var. Müzedeki her obje ayrı ayrı toplanıp, hazırlanmış ve sergiye sunulmuş.
Eminim ki buraya geldiğinizde, müze restoranı  "Shirvanshah"ı  çok seveceksiniz. Dinlenmek, ve güzel bir akşam geçirmek için  en sevdiğiniz ve tavsiye  edeceğiniz  bir  yer olacaktır mutlaka.
4. Gün Bakü yazımızda, Bak'nün en büyük mimarlık eseri olarak adlandırılan   Haydar Aliyev Müzesini, Haydar Aliyev'in   özel araba  koleksiyonlarının  yer aldığı özel   müzesini, Fransız yemeklerini tadacağımız o nefis Paul ve ortamını , Bakünün ilginç  sokaklarını , yorgun argın  olarak kendimizi attığımız Starbuck cafede nasıl dinlediğimizi anlatacağım yeni  yayınımda görüşmek üzere iyi bakın kendinize dostlarım:)) 

2017-10-06

Azerbaycan Devlet Filarmoni Orkestrası & Gobustan Müzesi 2.GÜN BAKÜ

10/06/2017 06:30:00 ÖÖ 0 Comments


Azerbaycan'da 1. gün her ne kadar perte çıkmış, sokakları ve gezilecek yerleri tüm gün adımlamış olsak da, yine de akşam üstü güzel şahane bir orkestranın çalacağı müziklerden geri kalamayız deyip, süslenip püslenerek, kendimizi gün içinde rezervasyon yaptığımız, Bakü Devlet Filarmoni orkestrasının bizim için ayırdığı ön koltuklarına atıverdik. Her zaman Sinemayı ve tiyatroyu çok seven ben bu gece için inanılmaz bir heyecan duydum. Klasik müzik benim için her zaman çok ayrı bir keyif, ayrı bir zevk oldu. Salona girdiğimiz andan itibaren, çalan notalar, havadaki ambiyansı, ışıklar ve o şahane ortam inanın hepimizin başını döndürmekle kalmayıp acayip bir büyülenmeye doğru sürükledi. Filarmoni grubunun ilk çalmaya başladıkları parçalara kitlenip, notaların akışına kendimi bıraktığımı anımsıyorum. Pür dikkat kesilerek dinlediğim parçalar öylesine güzel öylesine keyifli, öylesine şahaneydi ki herhalde ömrüm boyunca bu geceyi ne kardeşim, ne eşim nede ben uzun bir zaman unutamayız.
Bakü'de olduğumuz süre içerisinde görülecek, gezilecek yapılacak o kadar çok planımız vardı ki, inanın bazen yetişmek çok zor oldu bizim için, 1 senede yiyeceğiniz ekmeği bizler gibi gezme tatil meraklısı çift 1 haftada yemeği başarabildik sanırım.
Şahane bir gecenin ve o harika müziklerin sonuna geldiğimizde, herkesşn ayakta alkışladığı ve katılımcıların özel konuşmalarının olduğu bu fevkalade gece böylelikle sona ermiş oldu. Türkiye'ye döndüğümde bu tarz organizasyonları daha bir yakından takip etmekj istiyorum. Özellikle Tekfen Filarmoni ve Zorlu performans'ın yaptığı etkinliklerin içinde bulunarak.
Bu deha harikası notalardan ve müzik ortamından ne kadar zorlukla ayrıldığımızı sizlere anlatamam:) Elimde topuklu ayakkabılarım, aklım filarmonide, parkın içinde usul usul yürüdüğümüzü yazmaktan inanın hiç çekinmicem:)
Ertesi gün; Gün içi ve akşam gezi planlarımıza sadık kalarak, Baküyü baştan başa gezme planımızdan vazgeçmeyerek, her yeri karış karış bıkmadan usanmadan büyük bir zevkle gezmeye devam ettik. Nİhayetinde biz gezgin bir çiftiz, yeni enerjiler yeni renkler, yeni ruhlar ve yeni güzelliklerin peşini kovalayarak, değişerek, öğrenerek, yenilenerek yaşıyoruz hayatı;

Bu yayın'nın 3.gün devamında Şirvanşah Müze Saray'da nasıl bir Azeri gecesi geçirdik? neler yaşadık? neler yedik,? Şirvanşah Müzesinin o gizemli dünyasında neler keşfettik onları da büyük bir keyifle anlatmak isterim sizlere, çünkü keyfimiz hakkaten yerinde, herkesin de öyle olsun dilerim bulundukları yerlerde.
Kalın sağlıcakla, arkası yarın diyorum yine:)) Sevgiler dostlarım, okumayı ihmal etmeyin, çünkü her satır arası süprizlerle dolu, tıpkı hayat gibi:)

Devlet Filarmoni Orkestrası Hakkında
Azerbaycan Devlet Filarmoniyasının binası 1910-1912 yıllarında Sosyal toplantıların yaz binası projesi olarak inşa edilmiş,Azerbaycan\'da Sovyet hakimiyeti kurulduktan sonra 1920 yılında perakende faaliyet gösteren ansambllar, orkestralar ve müzik severler grupları bu binada toplandı. 25 Mayıs 1936-da SSCB\'nin başka cumhuriyetlerinde olduğu gibi Azerbaycan\'da da Filarmoni oluştu. 1937 yılından Azerbaycan Devlet Filarmonisi M. Magomayevin ismini taşıyor. Filarmoni ulusal ve klasik müzik ifacılarının daimi faaliyet ocağıdır. Bu muhteşem konser organizasyonunda 7 kolektif faaliyet göstermektedir. Bunlar Azerbaycan Azerbaycan Devlet Senfoni Orkestrası, Azerbaycan Devlet Koro Kapellası, K. Karayev adına Azerbaycan Devlet Kamera Orkestrası, Azerbaycan Devlet Fortepiano triosu, Azerbaycan Devlet Simli Kvarteti, F.Emirov adına emektar kolektif, Azerbaycan Devlet Şarkı ve Dans ansamblı ve bu kollektivin gözetiminde faaliyet gösteren Azerbaycan Devlet halk çalgı aletleri orkestrasıdır. Kendi içerisinde faaliyet gösteren kolektiflerden ilave, burada yabancı ülkelerden gelen ünlü solistlerin repertuarlarını devamlı olarak düzenleniyor. Bu listede V.V.Andreyev adına Devlet Akademik Rus Orkestrası\'nın sanat rehberi ve baş dirijoru Dmitri Hohlov, Norveç Opera ve Balesi solisti İngeborg Kosmo, Büyük Britanya piyanisti Deniel Grimvud, Ukrayna Cumhuriyeti halk sanatçısı, vokalçıların Uluslararası Yarışmalar Ödülü adayı Tatyana Pimenova, Türkiye fleytaçısı Sefika Kutluer, Almanyalı orkestra şefi Pierre Domen Ponnellenin ve diğerlerinin de isimleri de var.



2017-10-04

Rüzgarlar ve Işıklar Şehri Bakü… Yoldayız-1.GÜN BAKÜ

10/04/2017 06:45:00 ÖÖ 0 Comments


Selam, aybalam dostlar ; Azerbaycan tatilimizi ve gezi izlenimlerimizi yazdığım bu yayınımıza hoşgeldiniz:)
Paldır küldür karar verip bir fırtınayla evden çıkıp, kendimizi Türk havayollarında bulduğumuz deli bir tatil öncesi yazısıdır bu yazdıklarım:))
Hepinizinde bildiği üzre bir yaz boyu bir yerlere gidememiş ve her yazısında bunu devamlı sitemli bir şekilde bahseden bu bahtsız blogger Tülin hanımenfendisi sonunda eşiyle beraber hem tatil hem hasret giderme amacıyla 5 senedir Bakü'de yaşayan kızkardeşinin yanına gitmeye karar verir. Bundan sonrasını resimlerden ve yazdıklarımdan da takip edecğeiniz gibi, şahane tatilimizin başlangıç noktası olan Türk havayollarından Bakü havayollarına 2,5 saat süren bir seyahat heyecanıyla güzide tatiline başlayıverir.
Bakü'nün havaalanı ışıl ışıl'dır. Değişik bir atmosfer, değişik diller, ve değişik usullerin kendilerini karşıladığı Haydar aliyev havaalanında çift karışık duygular içerisindedir.
İnsanoğlunu öldüren bir şey varsa sanırım bu hüzünün ta kendisi, hasretin ta kendisi, acının ta kendisidir sanırım. Hiç kimse hiç kimseye hasret kalmasın bu hayatta , kimse gurbette yaşamasın bu hayatta, kimse sevdiklerini kaybetmesin bu hayatta.
İşin şakası latifesi bir yana, kardeşimle uzun zamandır görüşememenin hasretini doya doya yaşayıp, sabah balkondan ilginç Hazar denize yakın Bakü manzarasını şöyle doya doya seyrettikten sonra, Gülay'ın bize hazırlamış olduğu azeri kahvaltı kültürünü, deli balları, nefis reçelleri tadıp, o harika kahvaltı sonrasından sıyrılıp kendimizi Bakü'nün sokaklarına attıverdik bir an önce,
Heyecanımız her yerimizden belli, turist olduğumuz o daha da belli, içimiz kıpır kıpır, dolaşmaya başladık, bu hafif taksim, hafif nişantası, havasındaki sokaklarda.
Bakü görkemli binaları, geniş bulvarları, Hazar Denizi, Apşeron Yarımadası, geceleri ışıl ışıl yanan gökdelenleri, tarihi dokuları ve doğal güzellikleriyle Azerbaycan’ın en güzel şehirlerinden biri. Ülkenin başkenti ve en büyük kenti olan Bakü, Doğu’nun Paris’i olarak da biliniyor. Hazar Denizi’nin batı kıyısında yer alan ve Kafkasların en büyük şehri olan Bakü, ülkenin en önemli kültür ve ticaret merkezi sayılmakta.
Petrol ve doğal gaz zengini olan ülke, adeta yeniden yapılanmakta ve inşa edilmektedir. Buraya gelipte iş yapmak isteyen, çalışmak isteyen insanlara önerim inşaat alanında başarılı olabilecekleri yönünde, gıda sektörü ve tekstil sektörüde bence her anlamda sizlere ışık saçabilir, kıyafetlerin çok pahalı olduğu bu yerde, Türkiye'den buraya kıyafet getirip butik mağaza havasında da satabilirsiniz. İşin ilginç yanı, orada satılan her şey zaten Türkiye'den gitmekte, ve büyük Avm gibi yerlerde iki katı fiyatın satılmakta. Burada turistik ve yöresel anlamda çok fazla şeyin olmadığını belirtmek istiyorum. Olanlarda İçeri şehir tarafında ve fiyatları yüksek olmakta. Azeri kültürünü anlatan turistik yerler hariç, birde halı kilim haricinde şeyleri fazla bulamadığımı da belirtmek isterim.
Bakü liman kentinin tüm güzelliklerini barındırıyor kendi bünyesinde, Son 10 yılda Bakü’de yaşanan şaşırtıcı değişim Bakü’yü adeta Kafkasların Dubai’si, İsviçre’si haline getirdi. Petrol ve Doğal Gaz zengini olan Başkenti Bakü için bir marka şehir de diyebilirsiniz.
Işıl ışıl Bakü-Azerbayca'nın güzellikleri anlatmakla bitmez, gitmek, görmek ve yaşamak gerekiyor gerçekten.
Kentin genel havasını tanımak ve solumak için zengin doğasını içinize çekmek , yerli halkıyla konuşmalar yapmak, taksicilere biz burda düşelim demek, metrosuna binmek, sokaklarında yoruluncaya kadar yürümek, azeri insanlarla sohbet etmek şehri daha yakından tanımanıza olanak sağlıyor.
Yaklaşık 7-8 gün kaldığımız Bakü'yü bir yayına sığdırmak oldukça imkansız görünüyor, farklı şehir yapılaşması sonucu, sovyetlerden kalan evler, adım başı yemyeşil büyük parklar, özenle korunan müzeler, geniş ferah ve bisiklet yoluna ayrılmış Apşeron yarımadası üzerine kurulan deniz kenarı uzun sahiller, geceleri alev alev yanan alev kuleleri, ışıl ışıl parlayan caddeleri, gecenin ilerleyen saatlerinde ingiliz müziklerini canlı olarak, şahane bir performansla dinleyebileceğiniz Pubları, özel gezilecek yerlerini, Haydar Aliyev müzesini, edebiyat ve milli kütüphanelerini dev sahnede filarmoni orkestrasını bir günde yazmak gerçekten çok zor.
Bu sebepten, bu geziyi parçalara bölerek yazmayı uygun buldum. Olur da bir gün yolunuz buralara düşerse umarım bu yazdıklarım sizin için bir yol gösterici harita maiyetinde olur dostlarım. Bir yol gösterici, bir ışık ararsanızda hiç çekinmeyin kardeşime yönlendirebilirim sizleri:))
 Yaşam tarzı açısından hiç yabancılık çekmeyeceğiniz Azerbaycan’a vize almadan ulaşabiliyorsunuz. Ülkeye girişiniz sırasında, havaalanından 10 USD karşılığında alacağınız vize için, yanınızda iki adet fotoğraf bulundurmanız şart koşulmakta.  THY ile 2 saat 45 dakikalık bir uçuşla ulaşacağınız, Bakü Haydar Aliyev Havaalanına inebiliyorsunuz.  Azerbaycan para birimi Manat’tır. Euro ve USD bozdurabileceğiniz döviz bürolarına ülkede sıkça rastlansa da, bu işlemi havaalanında yapmanızı öneririm. Çünkü biz şehirde para bozdurma konusunda çok sıkıntı yaşadık, Dolar bile kullanma şansınız yoktu, bu sebebten  tüm paranızı manat'a çevirmenizde fayda var. Ayrıca  İletişim konusunda sorun yaşamayacağınız ülkede kullanılan Azeri Türkçesi, kullandığımız dile çok yakın. Taksiden inerken biz burda düşelim demeniz bile ayrıca çok hoş, bayanlar  birbirine  hanım diye hitap ediyor, ve kullanılan dil ve gramerde uzatmalı ağdalı bir hava var, 
İÇERİ ŞEHİR VE ŞİRVANŞAHLAR SARAYI HAKKINDA
 İçeri Şehir, ve Şirvanşahlar Sarayı kentin tarihi ve kültürel değerlerini barındırmaktadır.   Şirvanşahlar Sarayı, 15. yüzyılda Şirvanşahlar hanedanının şahı İbrahim Halilullah'ın döneminde yapılmış saraydır. Bakü şehrinde şehrin İçeri Şeher olarak adlandırılan surlar ardındaki eski şehir bölümünde bulunmaktadır. Şirvanşahlar Sarayı, yakın doğunun en görkemli mimarlik eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Bu bölgeyi yürüyerek dolaşabilir tarih kokan sokaklarında kaybolabilirsiniz. Biz öncelikle bu müzeyi detaylı gezdikten sonra, içeri şehre geçtik, Baküye gelipte, içeri şehri görmeden , metroya binmeden, marketleri dolaşmadan bizim gözleme dediğimiz kutap'tan yemeden olmaz, hele ki başınıza takacağınız rus şapkaları ve kafkas papakları ile fotoğraf çekinmeden hiç hiç olmaz:))) İçeri Şehir, Bakû’ye gelen turistlerin ilk uğrak yeri oluyor zaten, hediyelik eşya dükkanlarının çoğu da burada. İçeri Şehir, antika meraklıları ve koleksiyoncular için adeta bir cennet. Sokaktaki tezgâhlarda, yaşlıların evlerinden getirdikleri eski Sovyet madalyalarını, nişanlarını ve koleksiyon paralarını yok pahasına satıyorlar.
İçeri Şehir Orta Doğu'nun en eski meskenlerinden biri. Kazılar gösteriyor ki, insanlar bu bölgeye henüz tunç döneminde yerleşmişler. Aralık 2000'de Şirvanşahlar Sarayı ve Kız Kalesi ile birlikte UNESCO tarafından belirlenen Dünya Mirasları arasına girmeyi başarmış. Daha detaylı bilgi almak için  Buradan inceleyebilirsiniz. 
 Tüm müze girişlerinde bir detay var ki  gözümden kaçmadı, müze biletlerinin fiyatları  yerel halka ve turistlere farklı uygulanıyor.  Keşke herkese aynı olsa, ayrımcılık olmasa, kardeşim bizi İçeri Şeher içinde  qazmaq diye bir yere kutap yememiz için  getirdi,  ilgilenenler için linki  Burada  bulabilirsiniz.  (Bizim bildiğimiz gözleme ama yapılışından mı tadından mı?, havasından suyundan mı çok leziz olan kutaptan o güzide şahane düşük kalorili diyetlerimi bozup 2 adet yediğimi belirtip bunun aramızda küçük bir sır olacağı inancımı korumak istiyorum:)))
Sokağın içinde, aradığınız her şeyi bulabilir, farklı restoranlarda yöresel yemekler yiyebilirsiniz. Örneğin Şehri Tandır diye bir yere de girdik içerisi atmosferi süperdi, sadece ekmeklerin piştiği tandır bile başlı başına bir  şölendi bence. 
Fotoğraf çekmeyi sevenler, sanat ve yöresel işlerden ilham alanlar, amatörler ve profesyoneller bu sokak tamda aradığınız sokak bizzat kaçırmayın derim. 

Arkadaşlar gezimiz çok fazla  uzun, şimdilik burada istemeyerek bitirmek durumunda kalıyorum.  Yayının devamında Kız kalesini gezip, Azerbaycan filarmoni orkestrasında şahane müzikler eşliğinde kendimizden geçeceğiz. 
Tatil'imizin her anı ayrı güzel geçti, umarım sizlerde çok seversiniz. Aşağıda azerice öğrendiğimiz cümleleri paylaşıyorum. Eminim biraz daha kalsam rus dilini de çözerdim gibime geliyor. :))) şaka tabi, ama yeni bir ülke yeni bir dil insanı heyecanlandırmıyorda değil hani:))
Arkası yarın diyerek sevgilerimi selamlarımı gönderiyorum hepinize:)))

Önemli bilgiler:)
Kutab: Gözleme
Peraşki: Hamur kızartma
Lüle: Döğme kebabı
Douga : Yayla çorbası 
Piti: Kuzulu yemek nohutlu
Araba: Meşin
İnmek: Düşmek
Hırda:Bozuk para
Eczane: Aptek
Köy: Kent
Tatil: Mezmiyat
Hanım: Kadın
Misafir: Konak
Ev: Menzil
1 Manat: 2TL
Taksi: 189'devamlı arayıp kullanın.  (Gideceğiniz yere daha uygun götürür, 6 Manat 12 tl gibi:))

Rüzgarlar ve Işıklar Şehri Bakü… Yoldayız-1.GÜN BAKÜ

Selam, aybalam dostlar ; Azerbaycan tatilimizi ve gezi izlenimlerimizi yazdığım bu yayınımıza hoşgeldiniz:) Paldır küldür karar ver...

Günün Resmi

Günün Resmi
Amerika Hayalim