2017-09-28

# absürdekolajlanmak # andywarhol

Absürde Kolajlanmak


Kolaj, tam tahmin edeceğiniz gibi, aslında eğlence amaçlı olarak ortaya çıkmış. Fransızca ‘yapıştırma’ (collage) anlamına gelen kolaj genellikle fotoğraf, dergi ve gazete kağıdı, bazen de cam, ayna, duvar kağıdı gibi nesnelerin yüzey üzerine yapıştırılarak bir araya getirilmesinden oluşan resimsel kompozisyon tekniği. Kompozisyonlarda fotoğrafın kullanımı ise, hali hazırda üretilmiş olan fotoğraf imgesinin içeriğinin ve anlamının değiştirilmesi demek. Sanatçılar bu yolla bazen seçtiği fotoğrafı yeniden yorumluyor, bazen ona yeni anlamlar yüklüyor, bazen de fotoğrafın etkisinin altını çizecek başka fotoğraf veya malzemelerle mesajı daha çok öne çıkarıyor. Bir başka deyişle fotoğraf, kolaj sanatçısının elinde, diğer malzemelerle birlikte bambaşka metamorfoza, yani başkalaşıma uğruyor.

Ben ilk kolaj çalışmama  Andy Warhol'un yaptığı çalışmalardan esinlenerek başladım.  Kendisini ve hayatını, eserlerini detaylı incelemek isteyenler Buraya  bakabilir:) Sonrasında hem sosyal içerikli mesajlar, veren o andaki hislerimi yansıtan,  duygularımı ele veren resim çalışmalarına yöneldim. Dünyanın neresine gidersem gideyim, üzerinde sanat eseri tarzında bir çalışma  görürsem, hemen oracıkta fotoğrafını çeker, evde hazırlığını yapacağım kolaj çalışmasında kullanılmak üzere görsel hafızama kitlerim.  

Bu tarz dergi ve kitapları da biriktirmişliğim oldukça fazladır. Hatta Bakü'ye gelirken uçaktaki dergilerden bir kaçını kolaj için aldım. Çevremdeki bir çok arkadaşım da sağolsun kullanmadıkları kitap ve dergi türü şeyleri de benim için biriktirler, gerçekten çalışma yaparken çok işime yarar bu. 

Kolaj çalışması yaparken bende duygular daha ön plandadır, fakat sanatçıların yaptığı kolaj çalışmalarında salt bir yırtma-yapıştırma eyleminin çok ötesinde, genellikle güçlü politik eleştiri barındıran bir kompozisyon biçimi şeklinde sunulur. Ben en son yaptığım çalışmaları t-shırt ve tayt üzerinde kullandım. Son çalışmalar umarım güzel bir elbise ve kışlık mont veya çanta üzerinde olur:)) Fırsat bulursam hepsini kanvas tabloya dönüştürüp, en kısa zamanda sergi açmak istiyorum. 

Kolaj tekniği daha çok  20. yüzyıl Avrupa’sında klasik akademi  resminin; biçim, içerik ve temsil anlayışına uygun   radikal bir eleştiri olarak  Kübistler tarafından kullanılmaya başlandı.  Fakat onu geliştirenler Dadaistlerdir.  1912’de Pablo Picasso ve George Braque resimlerini boya ile meydana getirmek yerine hazır bir takım objeleri tuval üzerine yapıştırarak resmin yapısını farklılaştırır ve böylece Batı sanatında gerçeklik algısı da sonsuza dek değişir. Batı resmindeki klasik tek odaklı perspektiflere dayalı algı anlayışı, tam olanı bozup parçalara ayırarak yeni bir bütünsellik algısı inşa eden kübist resim ve onun doğurduğu kolajla yeniden kurgulanır. Bu tarz çalışmalar özellikle fiziksel materyallerin kullanım, yapıştırma ve boyama aşamaları  için you tobe çok yardımcı olabilmekte, 

Birinci Dünya Savaşı döneminde ortaya çıkan bahsettiğim  bu yeni teknik, sanatçıların var olan materyallerle etkileşime geçmesini sağlar: Gazeteler, biletler, haritalar, propaganda malzemeleri, kimi zaman paralar ve elbette gücü yadsınamayacak fotoğraflar… Sanatçılar onları önce yırtarak ya da keserek parçalara ayırır, sonra da bir araya getirerek melez görsel imgelere dönüştürürler.  Klasik resimde ana materyallerden biri olan boya yerine yeni bir malzeme koyarak yola çıkan Kübistler ve ardından tekniği geliştiren Dadaistler’in tuvaller (ya da tuval yerine kullandıkları yüzeyler) üzerine yapıştırdıkları malzemeler, zaman zaman yanlarına boyayı da kabul eder.
Gittiğim resim kursunda bende bu şekilde yağlı boya karışımı kolaj yapmıştım. Eğer yakın bir zaman da kolaj çalışması yapacaksanız, öncelik tavsiyem bir süre kara kalem çalışması yapmak, renklerin gücünü anlamak, ve elinizdeki materyalleri iyi değerlendirerek anlamak  gerektiğini unutmayın, ben bu şekilde  elimdeki bir çok  malzemeyi harcayıp beğenmediğim için kaldırıp kenara attığım olmuştur, tabi ki de  güzel resimler, canım boyalar, canım tablolar hepsi de çöpe gitmiştir.  Yapacağınız çalışmanın nasıl bir şey olduğu, neyi anlattığı, hangi mesajı hangi duyguyu irdelediği çok önemli yoksa benim gibi bakakalırsınız yaptığınız çalışmaya:)) acaba ben burada ne anlatmak istiyor olabilirim? diye:))) 
Bir resim galerisine , veya resim atölyesine gittiğinizde, yapılan  kolajlara  bakarken dekonstrüksiyon ve konstrüksiyon, eleştiri, tarih yazıcılığı, popüler kültür, politika ve sanat eleştirisi gibi pek çok tartışma konusu görebiliyoruz.  Fotoğrafın da form ve anlam değiştirerek yeniden hayat bulduğuna şaşırarak, bu durum   hem fotoğrafa hem de yeniden üretilen esere bakış açınızı tamamen değiştirebiliyor. Aşağıda bu formları kullanan yedi ünlü şahsiyeti ayrıca yazdım. çalışmalarını incelemenizi çok isterim. 
Canınız sıkıldığında, evden dışarı çıkmak istemediğinizde, evde dergilerin çok biriktiğini ama atmaya da kıyamadığınız sahifelerini  alın elinize,  güzel yağmurlu bir havada kağıtları, boyaları, tutkalları, küçük bez ve materyallerle,  sevdiklerinize, kız arkadaşınıza, sevgilinize, en yakın bildiklerinize, sevdiğiniz çok sevdiğiniz  küçük çocukların odalarına, her gün yemek yapıp uzun saatler durduğunuz mutfağınıza, misafirlerin geçtiği  giriş  hole, yatak odanızın başucuna, özel bir günde  paketli olarak arkadaşınıza, sizi yansıtan, onu anlatan, ikinizden bir parça içinde yaşanmışlık, dolu hatıralar, anılar, bol kahkahalar  barındıran bir kolaj yapın, hem kendiniz  hem de O mutlu olsun.  Kendinizi  mutlu, huzurlu, iyi ve güzel hissetmeniz dileğiyle:))  Sevgiler Bakü 2017
İşte erken 1900’lü yıllardan bugüne 7 kolaj sanatçısı:
  1. Kurt Schwitters (1887-1948)
On parmağında on marifet olan Alman sanatçı; resim, heykel, edebiyat, müzik ve tipografi alanlarında işler üretmiştir. Önce Dışa vurumculuk ve Kübizm’le ilgilenir, ardından 1918’de Hannover’da Merz olarak isimlendirdiği kendi Dada akımını yaratır. Schwitters’in kolajları ve çöplerden topladığı hurdaları kullanarak tuvaller üzerinde ürettiği montajlar daha sonra tuval yüzeyinden taşarak enstalasyonun ilk örneklerine dönüşecektir.
  1. Eileen Agar (1899-1991)
Buenos Aires’te, Amerikalı bir anne ve İskoç babadan dünyaya gelir. 1911’de Londra’ya taşınan Agar, Londra ve Paris’te sanat eğitimi alır. Sürrealist Andre Breton ve Paul Eluard ile tanıştıktan sonra yeni materyallere ilgi duyar; fotoğraf çekmeye, kolajlar üretmeye başlar. Eserleri pek çok surrealist sergide yer alır. 1960’tan sonra Taşist (Tachist) eserler üretmeye başlar.
  1. Nancy Spero (1926-2009)
Sanatçı ve aktivist Nancy Spero; çağdaş siyasal, sosyal ve kültürel konulara olan ilgisiyle tanındı. Spero, bir defasında sanatını şöyle tanımlamıştı: “Ben, gerilimi, doğruya ulaşmak için, hep belli bir form ve anlam içinde ifade etmeye çalıştım. Sanat dünyasında bizim (kadın sanatçıların) onlara (erkeklere) değil onların bize katılması gerektiği sonucuna ulaştım. Kadınlar liderlik rollerinde olduklarında, tanınıp ödüller kazandıklarında, belki ancak o zaman ‘biz’ (kadınlar ve erkekler) hep birlikte sanat dünyasındaki eylemlerde birlikte çalışabiliriz.”
4. John Stezaker (1949-…)
Steazaker’in işleri fotografik imgelerdeki ilişkileri yeniden değerlendirir: gerçeğin belgeleri, bellek sağlayıcısı ve modern kültür sembolü. Kolajlarında kitaplarda, dergilerde ve kartpostallardaki imajları sahiplenerek onları ‘readymade’ (kullanıma hazır) olarak kullanır.
5. Jesse Treece 
Seattle’da yaşayan kolaj sanatçısı Treece’in işleri; sıradan ve aynı zamanda karmaşık olanın çığlığı, hayatın dünyevilikler ve gariplikler barındıran yorumlarıdır. Alelade ve absürdü, güzelle rahatsız edici olanı bir araya getirmeyi başarmış ve onları saatler boyunca içinde kaybolacağınız imgeler haline getirmiştir.
6. Annegret Soltau (1946-…)
Viyana ve Hamburg’da sanat eğitimi alan Alman sanatçı Soltau’nun işlerinin esas referans noktası 1970 ve 1980’lerin feminist sanatıdır. Kendi vücudunun fotomontajları ve üzerinden siyah iplikle dikilmiş kolajları en tanınan işleridir. Sanatçı, beden formları üzerinde oynadığı işleriyle ilgili, “Eşit parçalar olarak gördüğüm vücut ve ruhun birleşmesi için işlerimdeki bedensel değişikliklerin entegrasyonuyla ilgileniyorum” demiştir.
  1. Lynn Skordal
İşlerinin çoğu geleneksel tarzda kesme yapıştırma içeren, alçak gönüllü ancak fazlasıyla tatmin edici bir teknik olan kolajlardan oluşuyor. Skordal, insanları irkilten, eğlendiren ya da provoke eden, “birbiriyle ilgili görünmeyen şeyleri (eski fotoğraflar, dergi sayfaları ya da renkli kağıt parçalarını) bir araya getirme” sürecini sevdiğini söylüyor. Sanatçı, Kuzeybatı Pasifik’te, büyük bir şehir tarafından çevrelenmiş bir gölün ortasındaki adada yaşıyor ve üretiyor.












































































 





































Yorum Gönder

Rüzgarlar ve Işıklar Şehri Bakü… Yoldayız-1.GÜN BAKÜ

Selam, aybalam dostlar ; Azerbaycan tatilimizi ve gezi izlenimlerimizi yazdığım bu yayınımıza hoşgeldiniz:) Paldır küldür karar ver...

Günün Resmi

Günün Resmi
Amerika Hayalim