2017-08-22

# azizjohnbabtistkilisesi # efes

Şirince Köyü Çok Şirin


Selamlar herkese;

Sizleri bu kez ülkemizin  en şirin, en tatlı, en canlı, en samimi, en güzel köyü Şirince'ye davet ediyorum. Zamanında Rumların yaşadığı Şirince köyü, Selçuk’a 10 km mesafedeki bir tepede saklanıyor ve küçücük bünyesinde inanılmaz bir tarih barındırıyor. Efes yazımda da  http://tulin-art.blogspot.com.tr/2017/01/antik-cagn-anadolu-baskenti-efes.html  söz verdiğim gibi   sizlere bu sefer güzeller güzeli, minicik, tatlıcık bir köy olan  Şirinceyi anlatmak istiyorum.  Tarihi, yaklaşık olarak M.S 5. yüzyıla kadar uzanıyor. Köyün kuruluşu hakkında iki değişik inanış var; bir tanesi, nehir taşması nedeniyle Efes’te yaşayan halkın tepeye kaçarak bu köyü kurduğu, diğeri ise etrafta yaşayan halkın yaz aylarında üreyen sivrisinekler dolayısıyla serin bir bölge arayıp burayı yazlık olarak kullanmak için kurdukları. Hangi hikayenin gerçek olduğunu bilmiyorum ama şunu söyleyebilirim; bu şirin köyün hayatta olması Ege halkı ve Türkler için büyük bir şans. Benim kendi dünyamda yanlız olarak son tatilim dediğim, bundan sonraki süreçte hayatımın tamamen değişeceği, bambaşka bir dünyaya adım atacağım , Efes çıkışı yokuş yukarı 15-20 dk, yeşillikler içindeki köye ulaşıyorsunuz, hele ki benim gibi  Efes'te bir dünya güneş yemiş, çok fazla sıcaklardan bunalmış bir haldeyseniz, burası insana  cennetlerden cennet köşe geliyor. Köyün meydanı, sakin, sessizliğiyle sizi karşılıyor, oh tam yerine geldik dediğim anda  turistlerin akınına uğramış olduk, ve ben buranın ne denli özel, ne denli vazgeçilmez bir yer olduğunu daha iyi anladım.  Merkezin tam ortasında, şimdilerde taş mektep olarak hizmet veren bu yerde, çok acıktığımız için , şahane bir öğlen yemeği yedik, nereye baksanız şarabın eşlik edeceği her masa, her güzel akşam, Şirince'de olmazsa olmaz; Biraz dinlenmek, biraz kendimize gelme faslından sonra, gece kalacağımız yeri de belirledik, tabi ben durur muyum ? Hemen attım kendimi, köyün merkezine, başladım tek tek dükkanları gezmeye, incelemeye, tabi bir taraftan da kafamda gezen tilkilerin kuyruğunu bağlama derdindeyim. Hayatımla ilgili en büyük kararı vereceğim yer bula bula beni bir tatil yerinde bulunca halim de biraz dalgın, karmaşık, ne yapacağım, nasıl yağacağım, nasıl olur terenenneleriyle , evleri ve kendimi fotoğraflamaya, şarap mahzenlerine inip tadlarını denemeye, farklı otların hikayesini dinlemeye , açık duran yerel halk pazarlarını gezmeye, ve  çok yorulunca da köyün kahvesinde şöyle okkalı bir türk kahvesi içmeye oturdum.:)) ( Şimdi 2. evliliğimi yapmış ve çok mutlu olarak hayatına devam eden biriyim:)) okuyucularım aqman ha merak etmeyuin herşey yolunda ve herşey çok güzel:))


Sizleri bu yazıyı çok rahat yazarmış gibi görünüyorum ama; inanın dananın kuyruğu hiçte  öyle olmadı, geceler boyu uyuyamamak, içinizde size dert olmuş sıkıntıları, çözüm yollarını bulamamak, bazen çok ağlamak, bazen, vurdumduymaz olmak, bazen yüzünüze gizli bir maske takmak, hiç olmadığınız biri gibi davranmak gerçekten çok zor, benim akıllı okuyucularım sanırsam bu tatil öncesi boşanma ayrımında olduğumu çözmüşlerdir diye düşünüyorum. 

Sevgili okuyucum; Umarım herkes hayatında doğru kararlar verir, doğru insanlarla bir arada olur. Hayat mayat işleri gerçekten zor, hayatınızı yeniden kurmak, kurgulamak, sağlam zemine oturtmak, yeniden ayağa kalkmak, yanlızlığını emin olduğunuz kişiyle paylaşmak, yeniden güvenmek gerçekten çok zor. Ben buradan ayrılan insanlara da, yeni evlenen gençlere de sadece şunu söyleyebilirim. Hayatın bizlere neler getireceğini kimse bilemez, hayat çok değişik bir şey, bir bakarsın hiç olmadığın şey olursun, bir bakarsın, günlerce, senelerce yerinde sayarsın, hayat garip ve gerçekten sürprizlerle dolu sevgili .
Bendeki derin dünyaya çok dalmadan, sizlere Şirince tatilimde kaldığım yerden devam ediyorum:)
Hatırlarsanız kahve içmek için kendimi meydan da yer alan köy  kahvesine atmıştım. Burada çok güzel hikayeler dinledim, satılan otların hikayelerin yazıp notlarımı aldım. Şirince'de sohbet etmeye meraklı  amcalar, ellerinde lokum ve yiyecek  ikram eden teyzelerle ve Şirince nin halkı gerçekten çok samimi ve de içten. 
Şirince'nin genel mimarisine  bakınca, Osmanlı esintilerini, aynı zamanda evlerin hala eski Rum evleri tarzını koruduklarını görebiliyoruz.  1923′te Osmanlı nüfus mübadelesi döneminde Rumlar buradan göç etmek zorunda kalmışlar ve şehre Makedonyalılar yerleştirilmiş, muhtemelen bu olay köyün bugünkü mimarisini fazlasıyla  etkilemiş. Buraya gelip kalacaksanız, mutlaka aşağıda kalınacak yerlerin tabelasını çektiğim fotoğrafa göz gezdirin derim. En tepede Aşiyanların kurduğu otelde mutlaka kalın çünkü ben tekrar gidersem oraya mutlaka bakmak istiyorum, güzel olduğunu söyleyenler var, zaten kendileri de buranın kuruluşunda epey bir mücadele vermişler diye duydum. Tabi biz bildiklerimizi yazıyoruz, eksiğimiz kusurumuz olursa af fola, zaten sevgili okuyum beni hemen uyarıyorsun yorumlarında ki bu da çok hoşuma gidiyor, gittiğim yolda emin adımlarla yürümek istiyorum, aman ha yanlış olmasın diyorum bu yüzden de sizden gelecek, önerilere, yorumlara, her zaman açığım seviyorum sizleri, kalbime mutluluk veriyorsun sevgili okuyucum, hepinizi ayrı ayrı merak ediyorum, şimdiden keşif etkinliğim hazırlıklarıma başladım ve sizlerle bir arada olacağım günleri iple çekiyorum 
Şirince'de güneş tepeden biraz inince Şirince farklı, daha gizemli bir tarza bürünüyor. Ve hayat saat 22:00′den sonra duruyor. Bahsettiğim küçük pazarlar kapanıyor ve dar sokaklarda bulunan evlerin ışıkları 10 dediniz mi sönüyor. Zaten gün içinde çok gezdiğiniz için yorgun olup, otelinizin odasında kendinize zaman ayırmak ve bol oksijenli temiz havada uzun uzun gezindikten sonra güzel bir uyku çekmek istiyorsunuz. 
Tabi ki ben böyle yerlere gelince yorgunluktan ölsem de yine de akşam dışarıya çıkıp, şöyle bir gece hayatına doğru uzanmak isterim. Nitekim de kaldığımız pansiyonun yanında, canlı müzik yapan , şahane bir yer bulmam çok da zor olmadı, sağ olsun müzisyen en sevdiğim parçaları da sırasıyla çalınca, masamıza ufaktan şaraplar, mezelerde eşlik edince çok ama çok keyifli bir gece oldu benim için. Birde falcı bir çocuk düşmez mi peşime, yok böyle yok şöyle diyerek başladık bir sohbete, hakkımızda tüm gerçekleri bir çırpıda anlatıp, geleceğim hakkında yorumlarda yapınca, ben bayağı bir coşmuşum haliyle:)) gece güzel, müzikler güzel, yemekler güzel, pansiyona dönüşte, dantel işlemeli yastığa başımı koyar koymaz uyuyakalmışım. Sabah kuş sesleri kuş cıvıltılarıyla uyanıp, mükemmel bir kahvaltı sofrasına oturdum, aklımda kaldığı kadarı ile İstanbul pansiyon'du galiba kaldığımız yer, mekanı çok güzel, sahibesi çok güleryüzlü, ve kahvaltısı da süperdi diyebilirim. 
Şirince Köyü
Kahvaltıdan sonra köyün meydanında bulunan  kiliseyi ziyaret ettim. Resimlerini ve genel bilgilerini yapılış yılını hepsini aşağıdaki detaylarda verdiğim kiliseyi gezip bol bol selfie lendikten sonra  kilisenin çıkışında bir minik havuz  gördüm. Dilek havuzu dedikleri yere insanlar para atıyorlardı. çeşmenin hemen yanında, şahane bir sanat atölyesi ve cam yapımı atölyesine denk geldim. Çok güzel bir kolye ve anahtarlık yaptırıp, bir kaç küçük hediye eşyalar alıp meydana tekrar inip bu kez daha detaylı daha geniş bir şekilde gezmeye başladım.   Merkez de envai çeşit ev yapımı sabun, el işleri, zeytinyağı ürünleri satılan köy pazarı, şarap evleri ve Arnavut kaldırımlı sokaklarındaki tarihi Rum evlerini fotoğraflayıp, kapılarından bizi buyur eden teyzelerle daha derin sohbetlere daldım. :)  Köyün kuzey tarafına denk düşen Hodri Meydan Kulesi‘nden köy manzarası'na bayıldım.  
Şirince’nin  en çok meyve şarabı çok meşhur. Buraya gelmişken köyün merkezindeki mahzenlerde şarap tadımı ve alışverişi bol bol yapabilirsiniz, ben en çok zeytinyağı , sabun , bitkiler ve şarap aldım.   Genellikle Şirince’ye gelen insanlar meyve şaraplarına bayılıyor ama bizim gibi klasik üzüm şarabı sevenlerdenseniz size hitap etmeyebilir. Mahzen olarak buranın en eskisi, Aziz John Baptist Kilisesi’nin tarihi mahzeni ama bütün diğer şarap evleri merkezde toplanmış. Bazıları restoranların bazıları ise butik otellerin mahzenleri. (Artemis Şarap Evi, Kıvırcık Şarap Evi, Eski Sinema Şarap Evi tadım yapabileceğiniz şarap evlerinden bazıları. 

Aşağıda bu gezini tüm fotoğraflarını, merkezi, kiliseyi, ve pazarlarının olduğu fotoğrafları paylaşıyorum, ayrıca nasıl gidebileceğiniz ile ilgili bir anekdot bulacaksınız. Birde burada bahsetmeden duramayacağım maya takvimi ile ilgili dini inanışın detaylı macerasıyla ilgili bir yazı paylaştım. Şimdilik hoşcakalın, keyifle kalın, doğru kararlar üzerinde, doğru yaşamda, doğru insanlarla birarada kalın, yeni yazımız Taç Mahal hakkında olacak çünkü, karısını çok seven bir adamın, öldükten sonra da anısını nasıl yaşatığının, ve bunu bir anıtla nasıl ebedileştirdiğini göreceğiz, Okuyucu gözlerinden, ve kalbinden öpüyorum, iyi bak kendine:)


ŞİRİNCE'YE NASIL GİDİLİR?


 Buraya gelmek için İzmir-Aydın otoyolu üzerinden Selçuk yönüne devam edip Selçuk-İzmir otoyoluna girip Şht. Er Yüksel Özülkü Cd. üzerinden Şirince yönüne gidiyorsunuz. Konum için tıklayın. 
Selçuk – Şirince arası arabayla 7 kilometre 12 dakika,


İzmir Şirince arası 87 kilometre 1,5 saat sürüyor.


Selçuk’tan Şirince’ye saat 07.00 – 10.00 arası her 20 dakikada bir, 10.00 – 18.00 arası 30 dakikada bir, 18.00 – 19.40 arası da her 20 dakikada bir minibüsler kalkıyor. Buraya İzmir’den gelecekler içinse İzmir garajından ise her 40 dakikada bir Selçuk’a otobüs kalkıyor. 


Şirince’nin en ünlü şarapçıları başta Vin Cent ve Köylüm olmak üzere, Vinova, AkBerg, Solaris, Meşk, Artemis, Kaplankaya. 


Aziz John Baptist Kilisesi



 Çeşmeli bir avlu içinde yer alan The St John Baptist kilisesi, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edilmiştir. 
         

  Okulda sanat tarihi okumam nedeniyle mutlaka, yapıların mimari özelliklerini de eklemek istiyorum. Burada ki kilise  doğudan bir terasla sınırlanırken batıda kendi duvarı ile evler arasında bir tür teraslama yapıyor. Kilisenin kuzey tarafındaki  giriş kapısı dökme üç demir ayak üzerine oturtulmuş bir saçayağının sunduramanın altındadır. Mermer kemerli çerçevenin içinde iki kanatlı, çiçek motiflileri oyulmuş tahta  kapının üzerinde kitabesi bulunmaktadır. Yazı tamamı ile okunuyor.            

         Buyrun birlikte okuyalım; Yazıtta; “Peygammer ve Vaftizci Yahya Kilisesi, Helliopolisin Kutsal Rahibenin Emri ile Siphnos’lu Kallinikos Lütfuyla Çok Sevdiği Tanrısı İçin Yapılmıştır. Buradaki ve Çevredeki Dindar Hristiyanların çok değerli Yardımlarıyla Yapılmıştır." yazmaktadır.
         Kilise yıkıldıktan sonra 1805 yılı eylül ayında büyük masraf ve çabalarla yeni bir kilise inşaa edilmiş,  Kilise taş olduğundan yakın tarihe kadar kendi haline terk edilmiş ama korunmuş, Ancak 1988 yılında batı kısmındaki kubbe ve tonozların yıkılması ile harabeye dönmemesi için burada  restorasyon çalışmaları  başlatılmıştır. Ölçüleri 13.440mt. X 20.20 mt. Olan iki büyük ve altı küçük kubbeli ve dört tonoz ile örtülü bir kilisedir. Kubbe ve tonozları taşıyan ve kiliseyi sahınlara bölen altı devşirme sütün(büyük olasılıkla bizans devrinden kalma)  ve her iki tarafta dört ayak vardır. Taban  restorasyon sırasında sütunlar ayaklar kubbeler ve tonozlar için sağlam bir alt yapı hazırlanmış yıkık durumdaki kubbelerden biri yapının daha iyi ışık  alabilmesi için geçirgen modern malzeme ile kapatılmış diğerleri eskisine uygun olarak oluklu kiremit ile kaplanmıştır.  Bu gün restorasyon başarılı olarak tamamlanmış köy muhtarlığının hizmetine verilmiş.
 Yerel arduvaz plakalarla döşenmiş üç  basamaklı merdivenle kilisenin seviyesine inilmiş,  Kemer şeklinde mermerle kaplanmış çerçevenin içinde çift kanatlı, çiçek motifleri oyulmuş tahta kapının  üstünde yazıtı olan bir mermer levhası yapılmıştır.  Kilisenin St.Jean Baptiste (vaftizci Yahya ) Prodromos (selef)’e adanmış olduğunu ve 1805 senesinin eylül ayında,daha önce yıkıldığı için,yeniden inşaa edildiği bu yazıttan anlaşılmakta,  Kilisenin inşaası 1832 dir.
         İki büyük ve altı küçük kubbe, ayrıca da dört tonoz ile örtülüdür. Taban siyah mermer levhalarla ve siyah çakıl taşları ile döşenmiştir. Kubbe ve tonozları taşıyan ve kiliseyi sahınlara bölen altı devşirme sütün (büyük bir olasılıkla bizans devrinden kalma) ve her iki tarafta dört ayak vardır. Doğuda ki apsiste  demir kafesli bir pencere vardır. Onun üstünde hazreti İsa’yı sembolize eden en eski gizli işaretlerden biri olan balık tasviri (alçıdan) tavanda görülmektedir. Sağ tarafta bir kadeh içinden çıkan İsa görülür. Bu tasvir İsa’nın vücüdü ve kanını temsil ediyor. Güney duvarda da fresk kalıntıları vardır. Güney tarafında dışarıdan üst kata çıkan bir giriş bulunuyordu. Köyün yaşlıları bu kilisenin köyün hem en güzel hemde en eski  kilisesi olduğunu söylüyorlar. Kiisenin ne zaman yapıldığı hakkında bir bilgimiz bulunmamaktadır. Chishull ve daha sonra Arundell köy papazının bizzat St.Jean tarafından yazılmış olan bir incilden bahsettiğini anlatıyorlar. Kilisenin yanında Nipiagogeion.bir nevi çocuk yurdu veya okulu bulunuyor, ben zaten bu bizanslıları hiç çözebilmiş değilim, ne varsa bizans dönemine ait, adamlar mimari anlamda hep ön planda, 
         Kilis'de çatı,çan kulesi  yeniden yapılmış,mermer taban kaplamaları,freskleri restore edilmiş, kilise ve yakın çevresi yeniden düzenlenmiş,  Köyün yakın etrafında bu gün hayvan barınağı olarak kullanılan bir çok küçük kilise vardır. Köyün doğu kenarında büyük yaşlı bir selvi böyle küçük bir kilisenin varlığını bize işaret ediyor. Yukarıda ki yazımda da anlattığım üzre, kilise kapısının önünde, ortasında Meryem Ana heykeli bulunan küçük havuza, ziyarete gelenler tarafından dilek dilenerek madeni para atılıyor.
Aziz John Babtist Kilisesi

Bu elbisemi  merak edenler için  Lc Waikiki'nin çocuk bölümünden  http://www.lcwaikiki.com/tr-TR/TR/kategori/kiz-cocuk/elbise
aldım. Parmak arası terliği de yüksek taban sevdiğim için her yerden her renk bulabiliyorum. 

Başımdaki tacı köy meydanındali bir tezgahtan satınaldım. 

Kolyemi cam atölyesinde hemen oracıkta yaptırdım. 

Şirince Evleri




Yerel Pazarları


Cam kolyemi yaptırmadan önce boynumda mardin midyat'tan aldığım kolye var:)














                                                   
   
Şirincenin Sabunları



Size söz verdiğim Frida çekimlerini haftasonu yaptım. Bu şekilde bir selfie sayfası hazırlamak istiyorum. Çalışan kadın modası, tatil modası, akşam modası, eğlenceye hazırlık modası, sanatsal çekim modları gibi:)




Saçlarım her rengi gördü diyebilirim. Mavi siyah, parlak sarı rihanna kırmızısı, patlıcam moru,  sadece mavi yi tuttıramadım.


İstanbul Pansiyon

Aziz Nesin Matematik Okulu

Tiyatro Medresesi’nin hemen yanındaki arazide ise ünlü Nesin Matematik Köyü var. Burası matematiği ders olmaktan çıkarıp hayatın içine sokan, hocaların ve öğrencilerin bir arada yaşayıp mekanın yönetiminde beraber söz sahibi olduğu, sessiz sakin, doğa ile iç içe, kâr amacı gütmeyen ütopik bir öğrenme alanı. Sunduğu şey: dört öğün nefis yemek ve yatak dışında, matematik eğitimi, doğa, huzur ve çalışma ortamı! Ağaç ve çiçek sulama, çevre düzenlemesi, bulaşık, temizlik, çamaşır, patates soyma, soğan doğrama vb. gibi diğer gündelik işler de imece usulü yapılıyor.
Aziz Nesin’nin bir Matematik Enstitüsü kurulmasını vasiyet etmesiyle başlayan macera, Sevan Nişan yan ve Ali Nesin’in Şirince’deki bir zeytinlik alanını 3 ayda adam etmesiyle devam etmiş. İş sonunda tamamen gönüllülük esası üzerinden işleyen, dünyaca ünlü profesörlerin katıldığı akademik bir kamp ortaya çıkmış.


Köyün tüm etkinlikleri yaz aylarında oluyor. Matematiğe ilgili bir öğrenciyseniz (üniversite, ilkokul, ortaokul, lise fark etmeksizin) burada bir etkinliğine katılmak isteyebilirsiniz. Onun dışında öğretmenseniz dersinizi bir günlüğüne burada işleyin, araştırmacıysanız kendinizi köye kapatıp çalışın. Bunun dışında istediğiniz zaman gezi amaçlı köye uğrayabiliyorsunuz. Köyün tamamen gönüllü desteği ve bağışlarla ayakta kaldığının altını çizmek gerekir.  Özellikle yaz ayları, fiziksel işler için gönüllü desteğine en çok ihtiyaç olan aylar. Ayrıca siz de çam sakızı çoban armağanı köye destek çıkmak isterseniz çok güzel olur. Bağışlar hakkında ayrıntılı bilgiyi web sitelerinde bulabilirsiniz.
  

Selçuk Merkez’e 8 kilometre 15 dk uzaklıkta. İzmir Merkez’e ise 87 kilometre 1,5 saat uzaklıkta. Buraya gelmek için İzmir-Aydın otoyolu üzerinden Şelçuk yönüne devam edip Selçuk-İzmir otoyoluna girip Şht. Er Yüksel Özülkü Cd. üzerinden Şirince yönüne gidin. Konum için tıklayın.


Maya Takvimi 
Hatırlarsınız 2012 yılında tüm dünya, M.Ö. uygarlıklardan olan, dönemine göre astronomide ileri seviye bilgiye sahip Mayalar’ın takvimine göre tam 21 Aralık’ta kıyamet gününün geleceği söylentileriyle çalkalanmıştı. Maya takvimini yorumlayan ve kendilerine “Mavi Enerji Grubu” adını takan grup 21 Aralık 2012’de kıyamet gelip çattığında dünyada sadece 2 yerin kurtulacağını iddia ediyordu. İzmir’deki Şirince ve Fransa’nın güneyindeki Bugarach Köyü insanların sağ çıktığı tek yer olacaktı. Zira Maya Uygarlığı’nın öngördüğü takvime göre 21 Aralık’ta Marduk gezegeni dünyaya çarpacak ve kıyameti başlatan olaylar silsilesini tetikleyecekti. Fakat Şirince’de bulunan Maden Dağı’nda belirecek olan Nuh’un Gemisi’ne binenler sağ kurtulabilecekti. 
Bu söylentiler hem Türkiye’nin hem de dünyanın gündemine bomba gibi düştü. Söylentiler arasında Scientology tarikatından Tom Cruise’un bile 21 Aralık’ta Şirince’ye geleceği haberleri vardı. Arama motorlarında Şirince en üst sıralardaydı. Hatta o ara uçak bileti aranılan yerlerin başında geliyordu.
Tabi Şirince üzerindeki bu yoğun ilgi çok uzun sürmedi. Hatta sonrasında, 21 Aralık’ta işletmelerin beklentisinin altında bi doluluk olduğu, otel ve pansiyonları turistlerden çok basın mensuplarının doldurduğu ortaya çıktı.:
Yorum Gönder

Rüzgarlar ve Işıklar Şehri Bakü… Yoldayız-1.GÜN BAKÜ

Selam, aybalam dostlar ; Azerbaycan tatilimizi ve gezi izlenimlerimizi yazdığım bu yayınımıza hoşgeldiniz:) Paldır küldür karar ver...

Günün Resmi

Günün Resmi
Amerika Hayalim