21.08.2017

# ayasofya # beşiktaş

Konstantinopolis (İstanbul'un) Tarihçesi

Eski İstanbul

KONSTANTİNOPOLİS

Bir zamanların konstantinopolis'i, şimdi diki adıyla İstanbul büyük metropol kent'in  ilk kuruluş yıllarına, semtlerin birer birer oluştuğu döneme çok eski bir döneme doğru bir yolculuğa çıkalım hep beraber merak içinde;
Küçükçekmece yakınlarındaki, yarım burgaz mağarasında bulunan, yaklaşık dörtyüz bin yıl öncesine ait kalıntılar, istanbul da insan aktivitelerinin, ilk izlerini taşıyor.  Kentteki ilk sabit yerleşim yeri ise, fikir tepe, kültürü adıyla, tanınan ve bugünkü kadıköy, fikir tepe semtinde, 60'lı yılarda kazılan yerleşmeden biliniyor.  Aynı döneme denk gelen , bir diğer yerleşim ise pendiktedir. Son zamanlar da bunlara bir yenisi daha eklendi. Yeni kapıda sürdürülen marmaray projesi, kapsamındaki kurtarma kazılarında, önce bizans dönemi liman; daha derinde ise neolitik bir köy ile karşılaşıldı. İnsanların sabit köyler kurduğunu, bitkileri elleştirdiği, hayvanları evcilleştirdiği bu dönem, bugünkü uygarlığın temellerini atılması anlamına da geliyor. Günümüzde yaklaşık 8 bin yıl öncesine  giden bu köylerde, yaşayan insanların iskeletleri, başka bir deyişle ilk istanbullular yeni kapıda açığa çıkarıldı. Bundan sonraki süreç pek tanınmazken, istanbul da ilk kentleşme döneminin, kadıköy de başladığı biliniyor. Topraklarına, kalkhedon adını veren bu insanları bugün Aydın'da bulunan Milet kentinden geldikleri, düşünülüyor. Aynı dönemde, Üsküdar, hrisopolis ve Galata da sykai da küçük köyler olduğu kabul ediliyor. Uzmanlar ise, İstanbulun kökenini, bugünkü Yunanistan da bulunan, Megaradan gelenlerin saray burnun da kurduğu byzantion kentine bağlarlar. kentin kuruluş tarihi. İ.Ö 668 yılları olarak kabul edilir. Efsanye göre kral, Byzais kenti kuracağı yeri kahinlere danışır. Kahinler Byzaise kentini körler ülkesinin bugünkü kadıköy karşısına, kurmasını tavsiye eder. Byzais önderliğinde yola çıkan gemiler saray burnuna demirler. Daha sonraları, kadıköy de de, bir köy olduğu fark edilir. Ancak burası saray burnunun aksine, doğal limanları olmayan ticaret bakımından, gelişmemiş bir yerdir. Ne yazık ki Byzantion'nun  kurulduğu saray burnunda bu dönemden yana hiç bir yapı yoktur.
O dönemin kent merkezi bugün, topkapı sarayının olduğu yere denk düşer. Yazılı kaynaklar bu bölgede Zeus, Apollon, Artemis ve Afrodit'e  adanan tapınaklar olduğuna işaret eder.

Gülhane parkının stadyum, Agoranın olduğu yerin ise, Topkapı sarayından denize doğru inen, yamaçta olduğu tahmin ediliyor.

Mezarlıklar bölgesinin de, kent merkezinin dışında, Süleymaniye ve Beyazıt camilerinin arasında bir yerde olduğu biliniyor. Byzantion, onu yeniden kurarak, başkent ilan eden Konstantinus Magnusa değin İ.S 313-337 'e kadar yaşar. Ve bundan sonra yeni kurucusunun adıyla Konstantinopolis olarak tarihe geçer.

Eski İstanbul

İstanbulun geçmişini okurken etkilenmemek mümkün değil, eski yerleşimlerin olduğu semtler gerçekten tarihsel anlamda çok ilginç olmuş. Benim de aklımdan uzun zamandan beri  İstanbul'un geçmiş tarihini, önemli kalıntılarını , müzelerini yazmak geliyordu. Bu sebeple yukarıdaki eski tarihe rastlayınca hemen siz değerli, sevgili okurlarımla paylaşmak istedim. Ben özellikle kendi sevdiğim, gezdiğim, ve etkilendiğim yerlerle ilgili paylaşımda  bulundum. Yoksa derin tarihe girince siz de  bilirsiniz ki işin içinden çıkmak hakkaten meşakatli bir şey oluyor. Bir diğer dikkat çekeceğim konu ise; son zamanlarda Beşiktaş'ta yapılan kazıda çıkan kalıntılarla ilgili medyada  çıkan haberler  çok ilginç, önce kalıntılar var deniliyor, 2 gğn sonra kalıntılar yok oluyor,  varsa madem niçin sergilenmiyor veya daha önemli bir açıklama gelmiyor. Bu ve buna benzer, kaç tarihi eserimiz yok olup bilinmeze yol alıyor.    Daha önce sarıyerli olmam nedeniyle beşiktaş Hacı osman, beşiktaş sarıyer minibüsünü sık kullanmam, buradan Ferah evlere evime gitmem nedeniyle hem karşı tarafı hemde  beşiktaş ve çevresini çok iyi bilirim. Düşünsenize yıllardır, üzerinden geçip durduğum, çarşısından, balıkçısından, pazarından alışveriş yaptığım bu yerin altında tarih öncesine ait kalıntılar varmış, tabi buhaberi duyunca ben bile gerçekten heyecanlandım. Dediğim gibi tarih öncesi herşey benim gerçekten ilgimi çeken konular olmuş, ilgi alanıma girmiş, bir çok yazıyı, metni araştırıp okumuşumdur. Her zaman ortadan birşeyler kayboluyor, veya üzeri örtülüyor,  Ağaçların, arazilerin, deniz kıyılarının, askeriyenin ve en güzel değerli  yerlerin  bu şekilde yağmalanıp, talan edilip, yıkılıp  tahrip edildiği gibi. Bu bir derin yaradır, dün üzerinde yürünen bu topraklar bize güzellikler bahşetti, biz yarın yakın tarihe, çocuklarımıza ne bırakacağız, bunu hep yazıyorum, ve üzülüyorum. Bir zamanlar lordların, kumandanların, imparatorların, fransızların, levantenlerin, cirit attığı bu ülke, sanatını, toprağını, elit havasını, tarihi dokusunu ,günden güne solan bir çiçek gibi kaybediyor. Biz  bakmadıktan sonra, kıyısını köşesini derleyip toparlamayıp,  sulamadığımız,  göz ardı ettiğimiz, her gün yanından öylesine geçtiğimiz bu topraklar artık bize çiçek de vermeyecek, onun  yerine;  eski türk filmlerinde olduğu gibi  kuru çiçekler, plastik çiçeklerle süsleyeceğiz ülkemizi galiba.

Sevgili dostlar, İstanbul yazımın devamı gelecek, en yakın zamanda bir kız kulesi ve galata kulesi, yerebatan sarnıcı, galata mevlevihanesi, ve derin Üsküdar tarihi yazısıda paylaşma dilekleri içindeyim.  Sevgiyle kalın, mesut bahtiyar kalin:))


Rumeli kavağı


Sevgili okuyucu; 
İstanbul'da daha bir çok  geçmişe ait kalıntıların yer altı geçitlerin, dehlizlerin, kalelerin, tapınakların olduğuna bir yerlerde  gizli kaldığına   inanıyorum. Her defasında daha büyük bir merakla, büyük bir gizemle, gittiğim her yere daha dikkatli bakıyorum. Yıkılan bir kale, dökük kırık bir çeşme, eskiye ait minicik de olsa bir kalıntı , parça pinçik olmuş uzun  surların altında bir çok hazine ve gizemin yattığına inanıyorum. Bu özel mülklerin, hasar görmeden koruma altına alınması ve özenle korunması gerektiğini düşünüyorum. Örnek sümela manastırına gittiğinizde, o tahrip olmuş resimleri görmek inanın canımı çok acıttı. Bu kadar lakayt davrandığımız , geçmişin tüm izlerini taşıyan tarihimize bu kötülüğü yapamayız. 
Bu sefer ki yazım bir serzeniş, biraz tarih, biraz geçmişe ağıt olsun..Adı  istanbul,  Topkapı, Ayasofya Yerebatan, Galata, Kız kulesi olsun. 
Sevgili okuyucum, benim duygularımı  en iyi sen hissedersin, satır aralarındaki cümlelerimi en iyi sen anlarsın,beni  en iyi sen okursun, en iyi sen izlersin, en iyi sen gözlemlersin, en iyi sen bilirsin. Yaşantılarımız, yaşam tarzlarımız kim bilir belki aynı  kim bilir belki de çok farklı olsa da, aynı evreni yaşayıp, aynı evreni soluyup, aynı gökyüzünün altında birlikte yaşayıp, aynı yıldızların altında birlikte uyuyoruz kimi kez senle, her  
Sen ben, ben sensem, istanbul'da birlikte yaşadık,  birlikte plajlara uzandık, birlikte masmavi denizlere kulaç attık, emirgan dan geçtik, tarabya da demlendik, ortaköy'de eğlendik,  
Bu ülkenin sorunlarını aynı zamanda yaşayıp, aynı trafik işkencesini birlikte yaşayıp, bitmeyen metrolarını birlikte bekleyip, kargaşayı,yaşamı, yaşamamayı, doğadan uzaklaşmayı, bir türlü gelmeyen geleceği birlikte bekledik.  Her gün onlarca sayfa okuyup, popüler başlıklar altında kaybolup, o site senin bu site benim o blog senin bu blog benim birlikte takıldık.
Sevgili okuyucu; ülkemiz hakkında gözden kaçırdığımız değerlerimiz var, yok olan zaman ve hayallerimiz var. Geç kaldığımız sevgili istanbul bizim için, yolunu gözlediğimiz, özlediğimiz, sevdiğimiz bir yer. 
 Bu nedenle her sene olduğu gibi bu sene de ,kendimi sokaklara atıp, istanbulu yeniden keşfetmek istiyorum. Yeniden topkapı sarayını hayranlık içinde gezmek, yeniden yerebatan sarnıcının dehlizlerinde kaybolmak, galata uzanıp, saçlarımı rüzgara vermek, ve ne kadar  mükemmel bir şehirde yaşadığımı içimde hissetmek istiyorum.
Çevremdeki,  turistlere gülümseyip, uzun uzun galatadan İstanbul'u  izlemek,  bu şehirde geçmiş, bugün ve geleceği birbirine bağlamak, istiyorum. 

İstanbul öyle bir şehir ki bazen bu  şehri aşkla yakmak, bazen içinize  sokmak, bazende nedensiz kaçmak istiyor insan;

Dostlar, n e ben İstanbulu derin anlatabilirim, nede istanbul kendini size açar, siz ona yaklaşmadığınız, körlüğümüzden  kurtulamadığımız,  çıkarlarlarımızı  bir kenara atmadığınız sürece, kapısı içeriden açılan büyük istanbul'u fethetmemiz çok zor, 
Ben istanbul'a geldiğimde 7 yaşındaydım. Şimdi yıllarım geçmiş içinde, her gün görsem, her gün yeni bir fikirle evime dönsem, nafile .. Bu şehir hep bir gizem bırakacak içimde, tarih başka yazacak, kitaplar başka anlatacak, insanoğlu başka anlayacak bu gizemli  şehri...Her defasında yeni elbisesini geçirecek üzerine İstanbul, yeni kelimelere aşina olacak, yeni insanlarla harmanlanıp karışacak  eski alışkanlıklarını bırakmadan, öğretilerinden kaçmadan, mutlu çocukluğunu, kafes ardı yaşantısını unutmadan yapacak bunu, herkes le dost olmayı başaran istanbul gün gelecek, yeni dostlar edinecek kendine, tıpkı yıllar öncesinde, bizlere göz kırptığı gibi. 
Bir devrin, şanlı devrin   büyük  tarih'in  geçmiş ve geleceğin  büyük  İstanbul'u  sizi bekliyor dostlarım.
 Güneşin altında, taa mısırdan gelen dikilitaşıyla, gizemli medusasıyla sizi bekliyor. 

Küsmesin bize güzel şehrimiz, anıtlar kolye istanbulun hazinesinde,  öyle bir kolye ki cilalayıp parlatıp yeniden takalım gözalıcı parlaklığıyla  güzel gerdanımıza her seferinde... 


Topkapı sarayı bahçesi


Topkapı sarayı









topkapı sarayı


















Topkapı sarayı bahçesi
























Dikilitaş






Yorum Gönder

Brad Pitt I LOVE YOU

Selamlar herkese:) Film serisi maceramız  kaldığımız yerden hızlı bir şekilde devam ediyor. Çok yoğun iş hayatı eve gelip koltukta ...

Günün Resmi

Günün Resmi
Amerikada Yaşamak