2017-06-14

# ayayorgikilisesi # büyükada

Büyükada da çekim yaptık:))




Herkese merhabalar, daha önce arkadaşım ile gidip gezdiğimiz büyükada ile ilgili sizlere bilgi vermek istiyorum. 
Eğer sizde bir gününüzü ayırıp buraya gitmek isterseniz, kadıköy, kabataş ve bostancıdan kalkan vapurlarla güzel güneşli bol martlı bir günde adaya kaçabilirsiniz.  Arkadaşımla beraber biz kartal  güzergahını kullandık. Vapur yaklaşık 1,5 saat sonra sizi doğruca adaya götürüyor. Hummalı bir kalabalın içinde birden bire adaya varınca şaşırıyorsunuz daha doğrusu bu kadar çok turistin memleketimizi sevmelerine hayran kalıyorsunuz.
O güzelim sokakların evlerin,  güzelliği karşısında inanın buralara aşık olmamak elde değil,  Adada yapılacaklar kısıtlı fakat keyif almak dinlenmek , püfür püfür esen ada havasını solumak süper birşey, böyle yerleri görünce insan yaşadığı şehre uzaklaşıyor, yabancılaşıyor.

En büyük ada ünvanını elinden kaçırmayan büyükada da ilk yapmak isteyeceğiniz şey, fayton kiralamak ve adayı baştanbaşa gezmek olacaktır. Tabi bisiklet kiralayıp kendini dağ bayır ormana vurmak isteyenlerde olabilir.  Biz tercihimizi  bisikletten yana kullanıp, yoğun tempolu  sıcak bir yolculukla  adayı turlama kararı aldık.
Gitmek isteyenler için, adanın arka tarafına denk düşen tepede  rum yetimhanesi bulunmakta, özellikle bugün youtube dan detaylı olarak incelediğim bu yetimhane gerçekten de çok ürkütücü bir yer, gerek mimarisi, gerek burada yaşanılan yangın olayı ve kuyuda saklanan çocugun esrarengiz hikayesi, insanı ürpertmekle kalmıyor daha da meraklanmasına sebeb oluyor. Vapur dönüşü uzaktan baktığınızda yetimhanenin camları karaltılı bir şekilde mahzunlukla beraber size el sallıyor gibi. 
Bir dahaki gidişimde mutlaka daha dtaylı  fotoğraflamak istediğim bu yer şimdilerde devlet tarafından dikenli teller, ve duvarlarla  çevrelenmiş, bayağı bir  korunaklı sormayın gitsin. Ben eskiden beri böyle gizemli yerleri  çok merak ediyorum.  Efsunlu hikayesinden de bir o kadar ürküp kaçıyorum. Buna benzer bir yerde moda sahilinde ki büyük beyaz köşkün başından geçen ilginç olaylardır. 
Bu köşk, ne hikmetse, kendisini istemsiz bir şekilde davetsiz olarak gelen bu misafirlerine, karşı hazırlık yaparcasına korkutma amaçlı tuzaklara hazırlamaktadır. En son gördüğüm  ve izlediğim olayda içeriye izinsiz girmeye çalışan çocukların çatıdan düşmesi ve başlarından geçen ilginç olaylardı. 

Sahipli diye boşuna demiyorlar zannımca böyle yerlere, gitmek görmek lazım bence ama bu rum yetimhanesi gerçekten çok ilgimi çekiyor. Orada yaşayan çocukların akibeti ne oldu acaba? hala içerde yatakları eşyaları duran bu çocuklar gerçekten eziyet gördüler mi?
Bu hazin hikayeye daha sonra mutlaka yer vereceğim. Araştırmalarım devam etmekte, umarım sizlerde yorum kısmına bu konuyla alakalı birşeyler eklersiniz sevinirim.  Ciddi anlamda araştırılması incelenmesi gerekiyor.

Adayı biraz gezerek keşfe çıktık, antikacı dükkanları, resim sergileri, incik boncuk, hediyelik eşya satan dükkanlar, renkli kıyafetler ve daha niceleri, alışveriş tutkusu derinleştikçe insanın gözü hep daha farklı zevklere yöneliyor, uzun zamandır istediğim güzellikte kıyafet bulamıyorum herşey minicik, moda küçüldükçe küçülüyor, insanların zevkleriyse gittikçe köreliyor. Beden kalıpları bile eskiye nazaran daha da minik. Bu konuda eminim benimle hemfikir olanlarınız vardır. 

Eskiden bir gömlek almak istediğim zaman, en kalitelisi en pamuklusu, en tarzı ve havalısını bulmakta zorlanmazdım. Şimdiyse bazı markalar alınmasın ama herşey çerçöpten ibaret valla açıkca yazmak istiyorum. Belki yeniden eski kalitemizi, güzelliğimizi ve farklılığımızı yakalarız. Mina urganın kitaplarını okuyun daha iyi anlayacaksınız beni tüm güzellikler eskide kalıyor, tarih yeni nesil için yeniden yazılıyor. 

Adada öyle güzel kokular var ki acıkmamak elde değil  bayağı bir gezip  yorulduktan sonra deniz kenarında birbirinden güzel restaurantlarda balık yemenin zamanıdır diye düşünmüştüm. Fakat önümüze büyükadanın lokma tatlıcısı çıktı, hemen kurulup kenara kendimizden geçercesine lokma tatlılarını midemize indirdik, allahım ne güzel bir tat öyle, yapılışını incecik usuldan izleyerek keyf alarak yedik lokma talısını vakti zamanı geldiği içinde hemen olay yerinde amatörde olsa ropörtaj tadında mini bir çekim yaptık lokmacı ustası dostumuzla:)
Ve tabiki eve dönüş yolu bizlere göründü yine, demem o ki eğer adaya giderseniz hatta bizim gibi sıcaklarda giderseniz sakın olaki faytonlara binmeyin derim, yazık o atlara, inanın çok zorlanıyorlar, kasınız gücününüz bacaklarınızda derman varsa bisiklet kiralayabilir, adaya baştan başa gezebilr, durak noktalarında moa verip fotoğraf çekebilirsiniz, hem bu şekilde ada hakkında daha detaylı bilgi sahibi olabiliyor insan, ayrıca gözüme çarpan başka birşey daha vardı elektrikli bisikletler, onşarı da kiralama şansınız var, bisikletin  bir saati 10 TL, giderseniz mutlaka bahar veya sonbahar ayları olsun derim. Çok sıcaktan bunalıp hiç bir şey yapamama gibi bir durum da söz konusu,  bir diğer tavsiyem birbirinden lezzetli ilginç renkli dondurmalarından tatmadan dönmeyin derim.  Adanın her tarafından denize girebilir, plajlarının ılık sularında yüzebilirsiniz. 
Adlarını bilmediğim çiçekleri koklamak, ve mümkünse bir gecenizi  oralarda geçirmek, yetimhanenin acısını içimde hissetmek, atların çoşkulu nal seslerini işitmek, dizinizin kanayacağını bile bile bisiklete binmek, gizli kapılardan, bahçelerden geçmek, herşey  sizin için mümkün  mümkün kılındığı sürece,  adaya doyamadığımı farkedip  yieniden gitme isteğiyle doluyor içim , bekle demiyorum bu güzel adaya, bekletmek yakışmaz  çünkü bu güzelliğe:) sevgiler







(Eski dostum kertenkele, Rübük ve ben)









































Evler evler zamanın yenilmediği evler, kimbilir ne anılar biriktirmiştir bu evler, kimbilir kaç insan savasa göndermiştir bu evler, gece lambası yanan başucunda duayla ninniyle uyutulan çocuklar




                  Rübükzade ve ben:))  dost yaaa









Can dostlar şu kedinin tatlılığına bakar mısınız acep, vallahi dünya umurunda değil, keyif ebesi kedicik, birde bunların maskeli olanları varki aman allahım zeka ötesi kediler. 

Benim pıtırımın da sırtında da küçücük bir tay vardı. Ne güzeldi kedim, her akşam yastığımın başucunda, kucağımda, göğsümde minicik patileriyle sevimli yumuşacık tüyleriyle ne çok sevdirirdi kendisini,  öyle  özledim öyle özledimki anlatamam çok seviyordum ben onu:(












Bayan jessica bond:)))






Yorum Gönder

Rüzgarlar ve Işıklar Şehri Bakü… Yoldayız-1.GÜN BAKÜ

Selam, aybalam dostlar ; Azerbaycan tatilimizi ve gezi izlenimlerimizi yazdığım bu yayınımıza hoşgeldiniz:) Paldır küldür karar ver...

Günün Resmi

Günün Resmi
Amerika Hayalim