2017-01-25

# adidas # anıtur

Antik Çağın Anadolu Başkenti Efes



Efes ören yerinde, Hadrianus Tapınağı girişindeki frizde Efes'in 3 bin yıllık kuruluş efsanesi şu cümlelerle yer alır: Atina kralı Kodros'un cesur oğlu Androklos, Ege'nin karşı yakasını keşfetmek ister. Önce, Delfi kentindeki Apollon Tapınağı'nın kahinlerine danışır. Kahinler ona, balık ve domuzun işaret ettiği yerde bir kent kuracağını söyler. Androklos bu sözlerin anlamını düşünürken Ege'nin lacivert sularına yelken açar... Kaystros (Küçük Menderes) Nehri'nin ağzındaki körfeze geldiklerinde karaya çıkmaya karar verirler. Ateş yakarak tuttukları balıkları pişirirlerken çalıların arasından çıkan bir yabandomuzu, balığı kaparak kaçar. İşte kehanet gerçekleşmiştir. Burada bir kent kurmaya karar verirler...


                    

                 

Tarihi yerleri yazarken, karşı tarafa  yani sizlere, nasıl anlatmam gerektiği benim için hep bir sorun olmuştur. Büyüleyici, etkileyici yerleri kısa makale şeklinde geçmek, tarihi dokusunu anlatmak yeterli gelmiyor bana, daha ben olmalı yazı, daha kendimden birşeyler katmalı yazı, daha içten olmalı, anıları saklamalı ve yeri gelince gün yüzüne çıkarmalı, o taşlar, o sütunlar, yapılan emekler, geçip giden  zamanlar, toplulukların yaşadığı kabileler, yedikleri, içtikleri,  aşık oldukları , mücade verdikleri, seviştikleri, ticaret yaptıkları, ülkeleri  için onurlarını ortaya koydukları, büüyk savaşlar kaybedip kazandıkları topraklarını daha iyi anlatmak gerekir diye düşünürüm;  İçimden hadi Tülin daha iyisini yapabilirsin, daha farklı bir üslupla insanlara buranın görülebilir bir yer olduğunu hissettirebilirsin , buranın ruhunu içinde yaşayıp ,mümkünse başka bir kişiliğe  başka bnir yüze bürünüp, kral olup, kraliçe olup, yerel halk olup, belki derviş olup, daha iyi anlatabilirsin demek geçer içimden.  Aslında Efes harabelerinin böyle bir şeye  gerçekten ihtiyacı yoktur. Her ege turu yapıp , veya oradan tatil amaçlı  geçen yerli ve yabancı turistlerin ,  mutlaka görmeyi isteyebileceği türden bir yerdir orası.
 Ben 2 kere giderek bu devasa, etkileyici yeri gezmiş bulundum. Benim bu Efes'e 2. gidişim diyebilirim. İlkinde babamın bizi ailecek  götürüp gezdirdiğ, daha sonrasında kendimin merak ederek, tarihçesini araştırarak yeniden daha bilgili ve donanımlı gezme isteğimle ziyaret ettiğim zamandır. 
Tatile gittiğim her neresi olursa olsun, mutlaka tarihini, kültürünü, kütüphanelerini, müzesini, araştırırım. Deniz, güneş, kum benim için 2. planda gelir her zaman. 
Daha sonrasında, en güzel görülecek yerleri, en mükemmel yemeği, akşam eğlenceleri clupleri, bit pazarları, 2. el yöresel yerler ve antikacılar, marketler, eti, sigarası, içkisi derken gittiğim yerde ne oluyor ne bitiyor anlamaya çalışırım. Halkın geçim kaynağını, aile yapısını, çocuklara bakışını ve teknolojik donanımlarını incelemek isterim. 

Efes'e gideceklere 2 türlü önerim var, birincisi günün erken saatlerinde veya akşamüstü ziyaret etmeleri önemle rica olunur. Benim gibi öğle sıcağında devasa yeri gezmeye çalışırsanız, sıcaktan ve güneşten bayılıp susuzluktan ölebilirsiniz. Yanınızda sırt çantanız olsun. Önemle yazıyorum çünkü bazı aileler nolecek 2 gezip çıkarız mantığı güdüyor, içine de girince kocaman bir yerde olduklarını farkedip artık geri gidemiyorlar. Mutlaka suyu bol bol alın, hatta japonların yaptığı gibi yanınızda şemsiye olursa çok daha şahane olur. Burayı gezerken her taşı, her yapıyı her ibadethaneye inanın farklı bir gözle bakacaksınız. Böyle bir yerde yaşamak, nefes almak, o tarihin bir parçası olmak isteyeceksiniz. Tarih sizi olmadığınız birine dönüştürebilir, hayallerinize uzanıp, sizleri bir ülkenin kralı bile yapabilir. 
Efes Örenyeri'nde, Celsius Kütüphanesi, Yamaç Evler, Tiyatro gibi eşsiz mimari eserlerlerden etkilenebilirsiniz.  Benimse  en çok etkilendiğim ve sevdiğim yer Celsius kütüphanesi ve Nıke heykelidir.  Eğer gitme fırsatı bulursanız eminim nasıl hissettiğmii anlayacaksınız, sizleri Efes'in gizemli, dar sokaklarına, bir zamanlar burada büyük bir ulusun, kültürün yakın tarih izlerine davet ediyorum, umarım keyif alırsınız bu büyülü şehir'den, hala  yeni kalıntıların yeni müzelerin, yeni araştırmaların yapıldığı bu şehri ziyaret edin derim. Hatta vaktiniz varsa oradan yarım saatlik uzakta bulunan şirince köyünü gidip, yemyeşil doğanın içinde bir gün geçirip, gece canlı müzik eşliğinde şaraplarınzı yudumlayın  derim. Yeni yazımda Şirince'yi anlatmak istiyorum . Bir gece kaldığım şirincenin o sevimli havasını, sevimli misafirperper insanını, çarşısını pazarını, şarap mahzenlerini ve daha nicesini, takipte kalın sevgili arkadaşlarım, inanın ben bile kendimi takip edemiyorum, hayatı kendi rotamın dışına taşırıp, patika yollardan bir keçi inadıyla, severek, hoplayaraki zıplayarak yaşıyorum.





Antik Çağın Anadolu Başkenti Efes

Efesin Anadolu'nun batı kıyısında, bugünkü İzmir ilinin Selçuk ilçesi sınırları içerisinde bulunan, daha sonra önemli bir Roma kenti olan antik bir Yunan kentiydi. Klasik Yunan döneminde İyonya'nın on iki şehrinden biriydi. Kuruluşu Cilalı Taş Devri MÖ 6000 yıllarına dayanır. 1994'te UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi'ne dahil edilen[1] Efes, 2015'te ise Dünya Mirası olarak tescil edildi.[2]Efes, tarihi boyunca birçok kez yer değiştirdiğinden kalıntıları yaklaşık 8 kilometrelik geniş bir alana yayılmıştır. 

MÖ 5.bin yıla kadar giden tarihi boyunca uygarlık, bilim, kültür ve sanat alanlarında her zaman önemli rol oynayan Efes, antik dünyanın en önemli merkezlerinden biriydi. Doğu ile Batı (Asya ve Avrupa) arasında başlıca kapı durumunda, önemli bir liman kentiydi burası ve bu konumuyla çağının en önemli politik ve ticaret merkezi olarak gelişti, Roma Dönemi'nde Asya eyaletinin başkenti oldu.


Anadolu'nun eski ana tanrıça (Kybele) geleneğine dayalı, dünyanın yedi harikasından biri sayılan Artemis Tapınağı'nın da Efes'te yer almış olması şehrin önemini artırıyor.

Antikçağ'ın benzersiz uygarlık merkezi Efes, bugün de yılda ortalama 1,5 milyon kişinin ziyaret ettiği önemli bir turizm merkezi. Kentte, 100 yıldan fazla bir süredir devam eden kazılar sayesinde bir yandan Efes tarihine ve Anadolu arkeolojisine yeni boyutlar kazandıran bilimsel sonuçlar elde ediliyor, diğer yandan kazılar sonucu açığa çıkarılan önemli yapı ve anıtlar restore edilerek ayağa kaldırılıyor ve çevreleriyle birlikte düzenleniyor.

Efes Örenyeri'nde, Celsius Kütüphanesi, Yamaç Evler, Tiyatro gibi eşsiz mimari eserleri görebilir, Antikçağ'ın havasını soluyabilirsiniz. Ayrıca ; Ayasuluk Tepesi, Artemision, Efes ve Selçuk olarak dört ana bölgedeki harabeler yılda ortalama 1,5 milyon turist tarafından ziyaret edilmektedir.

Celsius Kütüphanesi


Roma dönemi yapılarının en güzellerinden birisi olan yapı hem kütüphane, hem de mezar anıtı görevini üstlenmiştir. 106 yılında Efes valisi olan Celsius ölünce, oğlu kütüphaneyi babasının adına mezar anıtı olarak yaptırmıştır. Celsius'un lahdi kütüphanenin batı duvarı altındadır. Cephesi 1970-1980 yılları arasında restore edilmiştir. Kütüphanede kitap ruloları, duvarlardaki nişlerde saklanılmıştır. İçeri girdiğinizde oval bir sütunun üzerinde yükselen duvarları ve iç kısımda lahitte yazan yazıları göreceksiniz. Burada oturup biraz tadını çıkarın çünkü içerisi gerçekten çok farklı. 

                       

Meryem Ana Evi

                

Bülbüldağı'nda İsa'nın annesi Meryem'in son yıllarını St. John ile birlikte geçirdiğine inanılan kilisedir.Hristiyanlar için hac yeridir ve bazı papalar tarafınan da ziyaret edilmiştir. Meryem'in burada ölü mezarının da Bülbüldağı'nda olduğu düşünülmesine karşın Kitab-ı Mukaddes'de anlatıldığı gibi Meryem'in mezarı dönemin selefkosunda bugünün Silifke'sinde olduğu inanılmaktadır. Ben burada çok güzel dualar ettim ve inanın bir tanesi hariç diğerleri oldu. Meryem ana evinin içi çok farklı bugüne kadar gördüklerimin içinde en güzeli en kutsalı ve en özeli diyebilirim. Çıkış kısmında bir duvar var ve herkes oraya dileklerini yazıp bırakıyor. Duvar bembeyaz  olmuş resmen.

Yedi Uyurlar (Ashab-ı Kehf)


Bizans döneminde mezar kilisesi haline getirilmiş olan bu yer, Geç Roma imparatorlarından Decius zamanında putperestlerin zulmünden kaçan yedi Hristiyan gencin Panayır Dağı eteklerinde sığındıkları rivayet edilen mağara olduğuna inanılır. Dünya üzerinde ilgili mağaranın kendi sınırları içinde olduğunu iddia eden 33 kent olmasına karşın Hristiyan kaynaklarının çoğuna göre kent hristiyanlarca kutsal sayılan Efes'tir. Türkiye'de Yedi Uyurlar mağarası olarak en çok bilinen ve ziyaret edilen mağara ise dönemin önemli bir merkezi ve St. Paul'ün doğum yeri olan Tarsus'takidir. Eski ismi Arap kaynaklarında Efsus şeklinde geçen Afşin de bilim adamlarından oluşan bir heyete hazırlattığı rapor ve yerel mahkemede açtıkları keşif davası ile iddiasını arttırmıştır. Türkiye'deki diğer Ashab-ı Kehf ise Lice'dedir.
Efes'teki bu mağaranın üstüne bir kilise yapılmış hali 1927-1928 yılları arasındaki bir kazıda ortaya çıkarılmış, kazı sonucunda 5 ve 6. yüzyıla ait olan mezarlar da bulunmuştur. Yedi Uyurlar'a ithaf edilmiş yazıtlar hem mezarlarda hem de kilise duvarlarında bulunmaktadır.

St. Jean Bazilikası:
 Bizans İmparatoru Büyük Iustinianus tarafından yaptırılan ve o dönemin en büyük yapılarından bir olan 6 kubbeli bazilikanın merkezi kısmında, altta, İsa'nın en sevdiği havarisi St. Jean (Yuhanna)'nın mezarının bulunduğu iddia edilmektedir ancak henüz herhangi bir bulguya rastlanamamıştır. Burada St. Jean adına dikilmiş anıt da bulunmaktadır. Hıristiyanlar için çok önemli kabul edilen bu kilise Ayasuluk Kalesi'nde yer almaktadır ve kuzeyinde hazine binası ve vaftizhane vardır.

Artemis Tapınağı

Artemis Tapınağı ile ilgili kazı çalışmaları 1863 yılında British Museum'un katkılarıyla Arkeoloji uzmanı John Turtle Wood tarafından başlatılımış ve 1869 yılında, 6 metre derinlikte, Artemis Tapınağının temellerine ulaşılmıştır.[3]Dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı, antik dünyanın mermerden inşa edilmiş ilk tapınağı olup temelleri MÖ 7. yüzyıla kadar gitmektedir. Tanrıça Artemis'e ithafen Lidya kralı Croesus tarafından yaptırılan yapı, Yunan mimar Chersiphron tarafından tasarlanmış ve dönemin en büyük heykeltıraşları Pheidias, Polycleitus, Kresilas ve Phradmon tarafından yapılmış olan bronz heykellerle süslenmişti. Büyüklüğü 130 x 68 metre ve ön cephesi diğer Artemis (Ana Tanrıça) tapınakları gibi batıya dönüktü. Tapınak hem bir pazaryeri, hem de bir dini müessese olarak kullanılıyordu. Artemis Tapınağı MÖ 21 Temmuz 356'da adını ölümsüzleştirmek isteyen Herostratus adlı bir Yunan tarafından yakıldı. Aynı gece Büyük İskender doğmuştur. Büyük İskender Anadolu’yu fethettiğinde Artemis Tapınağı’nın yeniden yapılması için yardım teklif etmiş fakat reddedilmiştir. Tapınaktan günümüze sadece birkaç mermer blok kalmıştır.
Doğu ile Batı arasında başlıca kapı durumunda olan Efes önemli bir liman kenti idi. Bu konumu Efes'in çağının en önemli politik ve ticaret merkezi olarak gelişmesini ve Roma Devrinde Asia eyaletinin başkenti olmasını sağlamıştır. Efes, antik çağdaki önemini yalnızca buna borçlu değildir. Anadolu'nun eski anatanrıça (Kybele) geleneğine dayalı Artemis kültürünün en büyük tapınağı da Efes'te yer alır.
MÖ 6. yüzyılda bilim, sanat ve kültürde Milet ile birlikte en ön sırada yer alan Efes, bilge Herakleitos, rüya tabircisi Artemidoros, şair Callinos ve Hipponaks, gramer bilgini Zenodotos, hekim Soranos ve Rufus gibi ünlü kişileri yetiştirmiştir.
                                              




Hadrian Tapınağı: İmparator Hadrianus adına, anıt tapınak olarak inşa ettirilmiştir. Korinth düzenlidir ve frizlerinde Efes'in kuruluş efsanesi işlenmiştir. 20 milyon TL ve 20 YTL banknotlarının arka yüzünde Celsus Kütüphanesi ile birlikte bu tapınağın resmi kullanılmıştır.
erapis Tapınağı:: Efes'in en ilginç yapılarından biri olan Serapis Tapınağı, Celsus Kütüphanesi'nin hemen arkasındadır. Hristiyanlıkdöneminde kiliseye dönüştürülen tapınağın Mısırlılarca yapıldı­ğı düşünülmektedir. Türkiye'deki Serapis Tapınağı olarak Hrsitiyanlık'taki Yedi Kilise arasında olması sebebi ile Bergama'daki diğer tapınak daha çok tanınmakadır.
Meryem Kilisesi: 431 Konsül Toplantısı'nın yapıldığı yer olan Meryem Kilisesi (Konsül Kilisesi), Meryem adına inşa edilmiş ilk kilisedir. Liman Hamamı'nın kuzeyinde yer almaktadır. Hristiyanlık dinindeki ilk Yedi Kilise arasındadır.
St. Jean Bazilikası: Bizans İmparatoru Büyük Iustinianus tarafından yaptırılan ve o dönemin en büyük yapılarından bir olan 6 kubbeli bazilikanın merkezi kısmında, altta, İsa'nın en sevdiği havarisi St. Jean (Yuhanna)'nın mezarının bulunduğu iddia edilmektedir ancak henüz herhangi bir bulguya rastlanamamıştır. Burada St. Jean adına dikilmiş anıt da bulunmaktadır. Hıristiyanlar için çok önemli kabul edilen bu kilise Ayasuluk Kalesi'nde yer almaktadır ve kuzeyinde hazine binası ve vaftizhane vardır.
Yukarı Agora ve Bazilika: İmparator Augustus tarafından inşa ettirilmiş, resmi toplantıların ve borsa işlemlerinin yapıldığı yerdir. Odeion'un önündedir.
Oktagon: Kleopatra'nın kız kardeşine ait anıtsal bir mezardır.
Odeon: Efes'in iki meclisli bir yönetimi vardı. Bunlardan biri olan Danışma Meclisi toplantıları zamanında üzeri kapalı olan bu yapıda yapılmış ve konserler verilmiştir. 1.400 kişilik kapasiteye sahiptir. Bu nedenle yapı "Bouleterion" olarak da adlandırılır.
Prytaneion (Belediye Sarayı): Prytan kentin belediye başkanı gibi görev yapardı. En büyük görevi kalın sütunları bulunan bu yapının içindeki kentin ölümsüzlüğünü simgeleyen kent ateşinin sönmemesini sağlamaktı. Prytan, Kent Tanrıçası Hestia adına bu görevi üstlenmişti. Salonun çevresinde tanrı ve imparator heykelleri sıralanmıştı. Efes müzesindeki Artemis heykelleri burada bulunmuş ve daha sonra müzeye getirilmiştir. Yanındaki yapılar kentin resmi misafirlerine ayrılmıştı.
Mazeus Mitridatis (Agora Güney) Kapısı: Kütüphaneden önce, İmparator Augustus zamanında inşa edilmiştir. Kapıdan Ticaret Agorası'na (Aşağı Agora) geçilir.
Anıtsal Çeşme: Odeion'un önündeki meydan kentin "Devlet Agorası" (Yukarı Agora)'dır. Tam ortasında Mısır tanrıları tapınağı (İsis) bulunuyordu. MÖ 80 yıllarında Laecanus Bassus tarafından yaptırılan Anıtsal Çeşme, Devlet Agorası'nın güneybatı köşesinde yer alır. Buradan Domitian Meydanı'na ve bu meydan etrafında kümelenmiş bulunan Pollio Çeşmesi, Domitian Tapınağı, Memmius Anıtı ve Herakles Kapısı gibi yapılara ulaşılır.
Traianus Çeşmesi: Cadde üzerindeki iki katlı anıtlardan biridir. Ortada duran İmparator Traianus'un heykelinin ayağı altında görülen küre dünyayı simgeler.
Heroon: Efes'in efsanevi kurucusu Androklos adına yaptırılmış bir çeşme yapısıdır. Ön kısmı Bizans döneminde değiştirilmiştir.
Yamaç Evler: Teraslar üzerine inşa edilmiş olan çok katlı evlerde kentin zenginleri oturuyordu. Peristilli ev tipinin en güzelleri olan bu evler modern evlerin konforunda idi. Duvarlar mermer kaplama ve fresklerle, taban ise mozaiklerle kaplıdır. Evlerin hepsinde kalorifer sistemi ve hamam bulunmaktadır.
Büyük Tiyatro: Mermer Cadde'nin sonunda bulunan yapı, 24.000 kişilik kapasiteyle antik dünyanın en büyük açık hava tiyatrosudur. Çok süslü ve üç katlı sahne binası tamamen yıkılmıştır. Oturma basamakları üç bölümlüdür. Tiyatro, St. Paul'ün vaazlarına mekân olmuştur.
Saray Yapısı, Stadyum Caddesi, Stadyum ve Gymnasium: Bizans sarayı ve caddenin bir bölümü restore edilmiştir. At nalı biçimindeki Stadyum, antik devirde sportif oyunların ve yarışmaların yapıldığı yerdir. Geç Roma döneminde gladyatör oyunları da yapılmıştır. Stadyumun yanındaki Vedius Gymnasiumu ise hamam-okul kompleksidir. Vedius Gymnasiumu kentin kuzey ucunda, Bizans dönemi surlarının hemen yanında yer almaktadır.
Tiyatro Gymnasiumu: Hem okul, hem de hamam işlevine sahip büyük yapının avlu kısmı açıktadır. Burada tiyatroya ait mermer parçalar restorasyon amacıyla sıralanmıştır. Agora: 110 x 110 metre boyutlarında ortası açık, çevresi portikler ve dükkânlarla çevrili bir alandır. Agora, kentin ticari ve kültürel merkeziydi. Agora Mermer Cadde'nin başlangıç noktasıdır.
Hamam ve Umumi Tuvalet: Romalıların en önemli sosyal yapılarındandır. Soğuk, ılık ve sıcak kısımlar vardır. Bizans döneminde tamir görmüştür. Ortasında havuz olan umumi tuvalet yapısı, aynı zamanda toplanma yeri olarak da kullanılmıştır.
Liman Caddesi: Büyük Tiyatro'dan, bugün tamamen dolmuş olan Antik Liman'a uzanan, iki yanı sütunlu ve mermer döşeli Liman Caddesi (Arcadiane Caddesi), Efes'in en uzun caddesidir. 600 metre uzunluktaki cadde üzerine kentin Hristiyanlık döneminde anıtlar yapılmıştır. Her birinde havarilerden birinin heykeli olan dört sütunlu Dört Havari Anıtı, caddenin hemen hemen ortasındadır.
Liman Gymnasiumu ve Liman Hamamı: Liman Caddesi'nin sonundaki büyük yapılar grubudur. Bir bölümü kazılmıştır.
St. John Kalesi:: Kale içinde cam ve su sarnıçları vardır. Efes civarındaki en yüksek noktadır.[4] Ayrıca bu kilisenin bulunduğu tepe, Efes Antik Kenti'nin ilk yerleşim bölgesidir.[5]
                          

Celsius Kütüphanesi
İzmirSelçuk'a bağlı Efes'te bulunan bir kütüphane kalıntısı.İlk Çağ Uygarlıklarından olan İyonya döneminde [1] inşa edilen[2] kütüphane iki katlıdır. Zamanında 14.000 kadar kitaba evsahipliği yaptığı düşünülmektedir.[3]
Yapının kalıntıları üzerinde yapılan çalışmalar, ön cephenin iki katlı görünümüne karşın, yapının üç katlı olduğunu göstermektedir. El yazmaları rulolar halinde, galerilerden oluşan üst katlarda saklanmıştır. 3. yüzyılda bölgeyi etkileyen depremler sırasında okuma salonu yanmış, ancak daha sonra tamir edilmiştir. Ön yüzünün yine Orta Çağ'da yaşanan bir deprem sonucu yıkıldığı sanılmaktadır. Depremde ön cephesi haricinde diğer kısımları yıkıldığından uzunca bir süre sonradan yapılan bir çeşmenin görkemli arka duvarı olarak kullanılmıştır.













    






Nike (Yunanca söyleyişi: [nǐːkɛː]), Yunan mitolojisinde zafer tanrıçasıdırRoma mitolojisindeki karşılığı Victoria'dır.
Nike, çok hızlı koşma ve uçma yeteneğine sahiptir. İnsan görünümündedir. Pallas ve Stiks'in kızı, Zelus ("Şevk"), Kratos ("Dayanıklılık") ve Bia'nın ("Şiddet") kardeşidir. Nike ve çocuklarının hepsi, Zeus'un eşleridir.
































Yorum Gönder

Rüzgarlar ve Işıklar Şehri Bakü… Yoldayız-1.GÜN BAKÜ

Selam, aybalam dostlar ; Azerbaycan tatilimizi ve gezi izlenimlerimizi yazdığım bu yayınımıza hoşgeldiniz:) Paldır küldür karar ver...

Günün Resmi

Günün Resmi
Amerika Hayalim