2016-12-24

# büyükiskender # makedonya

Üsküp Makedonya Bizden Biri:)) AVRUPA GEZİ 4


Zdravo yeniden; 
Belgrad, Saraybosna, Kotor gezimizin son durağı olan Üsküp şehrine gelmiş bulunmaktayız. Üsküp, bizim eski istanbul'un hali  gibi, burada ki yaşam da  Saraybosna'daki gibi 2'ye ayrılmış durumda. Şehri ikiye bölen Vardar Nehri üzerinde yapımı 1469 yılında tamamlanan Taş Köprü ya da bilinen diğer adıyla Fatih Sultan Mehmet Köprüsü üzerinden yeni Üsküp'e doğru geçtiğimizde,  Makedonların en büyük kahraman olarak kabul ettikleri İskender Bey Heykeli bizi Makedonya Meydanı'nda karşılıyor. İskender'in kendisinin ve  tüm ailesinin heykellerinin  dikildiği bu alana çok şaşıracaksınız. hayatımda gördüğüm en büyük heykelller bunlar olsa gerek.  

Makedonya'nın  başkenti Üsküp, Vardar Nehri’nin iki kıyısına kurulmuş. Makedon dilinde Skopje olarak adlandırılan şehir, tarihi ve kültürel özellikleri ile yabancılık hissetmediğimiz bir yer.
1392’de Osmanlı topraklarına katılan şehir, 500 yıldan fazla bir süre Osmanlı egemenliğinde kalmış. Şehrin bir yakasında Arnavutlar ve Müslümanlar yaşarken, diğer tarafta Ortodoks Hıristiyanlar yaşıyor. Bu nedenle şehrin Eski Türk Çarşısı bölümünde çok sayıda Osmanlı eserine rastlamak mümkün. Geçmiş Yugoslavya devletinin parçalanmasıyla ortaya çıkan Makedonya, geçtiğimiz yıllarda bağımsızlığının 20 kuruluş yıl dönümünü (2011) kutlamıştı. O günden bu yana başkent Üsküp tam bir değişim ve dönüşüm içerisinde. Bu sıralar şehir hummalı bir inşaat ve yeniden yapılanma havasında. Devletin yürüttüğü Skopje 2014 adlı proje ile, şehir turistik açıdan geliştiriliyor, diğer bir deyişle yeniden yaratılıyor. Şehrin dokusuyla örtüşüyormuş gibi görünen şaşalı köprüler, havuzlar ve bronz ve mermer heykeller şehre serpiştiriliyor.
Kentin simgesi olan 13 kemerli Taş Köprü ve köprünün bağlandığı Makedonya Meydanı şehrin kalbi. Avrupa  şehirlerinin bir çoğunun kalbinde meydanlar yer alıyor, ancak 18,500 metrekarelik Makedonya Meydanına dikilen çok sayıdaki yeni heykeller pek bir dikkat çekici. Makedonya’nın kuruluşunun 20 yılı anısına Floransa’da yapılmış ve Eylül 2011’de tamamlanmış Atlı Savaşçı Heykeli ise meydanın göbeğinde yükseliyor. Şehrin bu en geniş meydanında yükselen 22 metrelik sütünün başına kondurulmuş olan bu heykel aslında Büyük İskender’i temsil ediyor. Ancak Makedonya hükümeti resmi olarak bu heykele Atlı Savaşçı demek zorunda. Zira, Yunanistan’la arada süren Büyük İskender'i (Alexander the Great) sahiplenme problemi nedeniyle bu isimle adlandırmamaları yaptıkları masraf göz önüne alınınca tam bir ironi.


Makedonya Meydan çevresinde sayabildiğim kadarıyla yirmiden fazla heykel var. Bu nedenle Üsküp, Heykeller Şehri olarak da anılıyor bu sıralar. Milli Mücadele Müzesi (Museum of Macedonian Struggle) ve bir de zafer takı yükseliyor (Skopje Triumphal arch) burada. Bunun yanında yeni dışişleri bakanlığı binası, yeni anayasa mahkemesi, yeni bir arkeoloji müzesi, yeni ulusal tiyatro ve diğer yeni binalar bu meydan çevresinde yükseliyor. Her biri “yeni” kelimesiyle başlıyor. Proje kapsamında Vardar Nehri üzerine yeni köprüler de eklendi. Eye Bridge ve Art Bridge adındaki köprüler fazlasıyla  şatafatlı.

NE YENİR?

Kahvaltı denince aklınıza hamur işi, özellikle de  simit pogaça gelsin. İsmi görünce aklınıza gelen simit ya da poğaçayı unutun, çünkü bildiğiniz manada ne simit var ne poğaça. Üsküp’te simit dedikleri, bir çeşit, yumuşak sandviç ekmeği. Bu ekmeğin arasını açıp, içerisine tereyağlı Üsküp böreği konuyor. İlk duyduğumda ben de çok garipsemiştim, ekmek arası börek diye , Pek öyle düşünmeyin, tadına mutlaka bakın. Ağır gelebileceğini düşünüyorsanız, ve eğer yanınızda eş dost arkadaş sevgili varsa, bir tane alıp paylaşın, beğenirseniz devam edersiniz..
Bir diğer yaygın hamur işi ise, Bulgar kökleri olan Mekitsa. Mayalanmış hamurun, oklava bile kullanmadan elde, ufak boyutlarda açılıyor ve  kızgın yağda kızartılıyor. Sade yenebileceği gibi, üzerine reçel sürerek, yanına peynir koyarak kahvaltıda veya gün içinde tüketilebilir.
Börek, Balkan topraklarında olduğu gibi Üsküp’te de karşınıza değişik yorumlarının çıkacağı, çok tanıdık bir lezzet. Tek tek elde açılan, mis gibi buğday kokan yufkaların arasına konan peynir, kıyma, ıspanak, patates, pırasa, soğan ailenin damak tadı kadar mutfağın durumunu da gösterir aslında. Hangisinden yiyelim derseniz, soğanlı ve pırasalı çok lezzetlidir, üstelik alışık olduklarımızın da dışındadır. Mutlaka deneyin. Kararsızsanız ya da hepsini merak ediyorsanız, endişelenmeyin karışık da alabilirsiniz.
Çorba, tüketme alışkanlıkları var mı derseniz, özellikle de tavuk ya da et suyuna, mevsimde olan sebzelerin atılmasıyla yapılan, vegeta ile tatlandırılan, koyu, yoğun çorbalar tüketildiğini söyleyebilirim.
Cevapi ya da Cevabdzinica  koyun ya da dana kıymasından yapılan, baharatsız,ekmeksiz, ızgarada pişirilen bir köfte.  Küp küp doğranmış soğan, biber turşusu ve somun dedikleri yassı bir ekmekle birlikte geliyor masanıza. Porsiyonlar sayıyla. Eğer bir şey söylemezseniz 10 köftelik standart porsiyon geliyor. Karın doyurmak için yeterli. Size ısrarla önereceğim yer ise, Eski Çarşı içindeki Destan. 1913 yılından beri hizmet veriyor. Kalabalık oluşuna, garsonların sizi anlamıyor gibi görünmesine aldırış etmeyin. Üsküp’ün en iyilerinden biri, beklemeye değer. Garsonlar da unutmuyorlar, sadece bizdekinden daha yavaş ve sakin bir servis anlayışı var.
Üsküp’te yiyebileceğiniz bir diğer köfte ise Pleskavitsa. Oldukça yağlı satır kıymasından yapılan bu köfte, kocaman ve yuvarlak. Bazı yerlerde gramla sipariş verildiğini de görebilirsiniz, 150 gramlık, 250 gramlık diye, yani o kadar kocaman bir köfte.  Yoğurulup hazırlandıktan sonra elle açılıp ortasına soğan konuyor ve yine ızgarada pişirilerek servis ediliyor.Bir diğer Üsküp lezzeti ise Tavche Grace, yani güveçte, ağır ağır pişmiş nefis kuru fasulye, üzerinde de köftesiyle.. Yine Eski Çarşı içerisindeki esnaf lokantalarında yiye bilirsiniz.Kuru siyah erikle pişirilen Makedona Yahnisi, kuşbaşı etin çeşitli sebzelerle pişirilmesiyle  bir çeşit türlü olan Turli Tava, kuzu etinin yoğurlu sosla, ağır ağır pişirildiği Elbasan Tava Üsküp’te afiyetle yiyebileceklerinizin başında geliyor. Beyaz şarap sosuyla fırında ağır ağır pişirilen Slesko Meso, Hristiyan kesimin severek tükettiği, restoranlarda da çokça karşınıza çıkabilecek olan bir tür domuz yahnisi.Bizdeki pastırmaya benzeyen, ancak çemensiz, baharatsız, isle kurutulmuş Kuru Eti, soğan, domates, salatalıkla yapılan, çiğ ya da közlenmiş biber de eklenen Shopska Salatasını denenecek lezzetler listenize mutlaka ekleyin. İnce kıyılmış soğan, sarımsak, domates püresi ve salamdan oluşan harcın etli yeşil biberlere doldurulup, o biberlerin  çırpılmış yumurta ve ekmek kırıntısı bulanarak fırınlanmasıyla ortaya çıkan Polneti Piperki, Mısır ununun sıcak suya yavaş yavaş karıştırılarak bulamaç haline getirilen ve üzerine kızgın tereyağ gezdirilip çiğ krema ya da yoğurtla servis edilen Kachamak içi süzme yoğurt dolu biber turşuları denemenizi şiddetle önereceklerim arasında.Hem gittiğiniz yerlerde tüketebileceğiniz, hem de beğenirseniz yanınzda getirebileceğiniz iki lezzet daha var. Birincisi, közlenmiş kırmızı biber, soğan, sarımsak ve baharatla hazırlanan Ajvar. Kahvaltılarda da, meze olarak da tüketiliyor. Evlerde mevsiminde imece usulu yapıp yıl boyu tüketilen bu lezzet, marketlerde de hazır olarak satılıyor. Diğeri ise, Ajvarın patlıcanlı ve baharatlısı Pindzur.Yemeği tatlıya bağlama kısmına gelirsek size iki tavsiyem olacak  Trileçe ve Kaymaçina. Elbette yerel ve küçük lokantalarda baklava gibi bize yakın lezzetlerde bulmanız mümkün. Ama oralara kadar gitmişken yerinde yiyin derim.
Trileçe, Arnavutlar tarafından sahiplenilse ve sözcük kökeni açısından gerçekten Arnavutça’yı işaret etse de, Üsküp’te karşınıza en çok çıkacak iki tatlıdan birisi. İnek,keçi ve manda sütü karıştırılarak yapılan, adını da buradan (üç süt manasında) trileçe, üzerine karamel dökülerek tatlandırılıyor. Bugünlerde değişen damak tatlarına uysun diye başka soslarda kullanılıyor ama esası karamel. Minik bir not ekleyeyim, Üsküp trileçelerinin kekleri daha kabarık ve puf puf .Kaymaçina ise, daha çok krem karamele benzeyen, süt, yumurta ve şekerin fırında uzun uzun pişmesi ile elde edilen muhallebiye benzeyen çok lezzetli bir tatlı, o da üzerine karamel dökülerek yeniyor. Evet bildiniz karameli seviyorlar Yemek konusunda son bir not, Hristiyan ve Müslüman nüfus bir arada yaşadıkları için, yiyecekler konusunda bir hassasiyet var. Örneğin köftelere domuz eti karıştırılmıyor, herhangi bir ürünün içinde domut eti ya da yağı karışıksa mutlaka belirtiliyor.Kahvaltıdan başlayacak olursak, diğer Balkan ülkeleri gibi, çay içme alışkanlıkları pek yok, kahve içiliyor. Ancak, eğer çay tutkunuysanız, çay içmeyince gününüz iyi geçmiyorsa, o zaman size mutlu olacağınız bir tüyo vereyim. Eski Çarşı’ya girdiğinizde karşınıza gelen hafif yokuş yolu dümdüz çıkın, karşınıza bir kahve gelecek. Hem ekip, hem patron Türkçe biliyor, hem de mis gibi demleme çay bulmak mümkün, üstelik çay 10 Denar.
Şarap üretimi konusunda oldukça başarılılar. Verimli Makedonya bağlarında Vranec ve Smederevka yerli çeşitlerinin yanında, dünyaca meşhur Cabernet SauvignonPinot NoirMerlot gibi ırklar da iyi sonuçlar veriyor. Bu işin uzmanları Fransız ve İtalyanlarla yarışabilecek seviyede beyaz şarap üretildiğini söylüyorlar. TikveshPopovKamnik ve Chateau büyük ve ünlü üreticilerden.Şarabın yanında, rakija dedikleri Makedon Rakısı, ki erikten yapılıyor ve Mastika da çok tüketilen ve hediyelik olarak adı geçenlerden.
Üsküp'te Görülmesi Gereken yerler;

*Taş Köprü
*Üsküp Kalesi
*Makedonya Meydanı
*Mekadonya Takı
*Arkeoloji Müzesi

*Aziz Ohrid Kliment Katedrali

*Rahibe Teresa Evi
*Üsküp Saat Kulesi
*Mustafa Paşa Camisi
*Davut Paşa Hamamı























                                            


MATKA KANYONU
Matka Kanyonu, Üsküp’ün yaklaşık 15 km güneybatısında Treska Nehri’nin Vardar Nehri ile buluştuğu alanda yer alır.
Doğa turizmi açısından Makedonya’nın en popüler noktasıdır.
5 bin hektarlık alan kaplayan kanyonun içinde yer alan Matka Gölü, ülkedeki en eski yapay göl olma özelliğine sahiptir. 1937 yılında gölün üzerine bir baraj inşa edilmiştir.
Matka Kanyonu’nda derinlikleri birbirinden farklı 10 mağara bulunur. Bunlardan bir tanesi de dünyanın en derin yeraltı su mağarası olduğu ifade edilen Vrelo Mağarası'dır. Mağaranın içinde birçok sarkıt mevcuttur. Mağaranın sonunda biri diğerinden daha büyük iki adet göl vardır. Treska Nehri’nin sağ kıyısında yer alan Vrelo Mağarası; “Doğanın Yedi Harikası Projesi” nde de aday olarak gösterilmiştir.
Doğal güzelliklerin yanı sıra kanyonda orta çağdan kalma kilise ve manastırlar gibi tarihi yapılar da yer almaktadır. Bunlar Matka Manastırı, Aziz Nikola Manastırı, Aziz Andrew Manastırı’dır. Gelen turistlerin yürüyüşleri sırasında ziyaret ettiği tarihi noktalardandır kanyondaki kiliseler.
Doğa sporları açısından da Makedonya’nın en çok tercih edilen yeridir Matka Kanyonu. Farklı zorluklara sahip rotalarda kaya tırmanışı yapabilir, nehirde kano veya tekne turuna katılabilir veya yürüyüş parkurları boyunca ortaçağdan kalma kilise ve kaleleri keşfedebilirsiniz.

Kanyonda bulunan dağcılık kulübü mayıs ve ekim ayları arasında hizmet vermektedir.

Matka Kanyonu, birçoğu bölgeye özgü olan pek çok bitki ve hayvan türünün yuvasıdır. Burada olan bitki türlerinin yaklaşık %20’si sadece Matka’da bulunur. Kanyon 77 endemik kelebek türünün ev sahibidir. Kanyonda yaşamakta olan akbaba ve kel kartallar da yasalarla koruma altına alınmış olan hayvanlardandır.
Kanyon’a gelen ziyaretçiler için burada konaklayabilecekleri otel ve gezileri sırasında yemek yiyebilecekleri restoran hizmetleri mevcuttur. http://www.canyonmatka.mk/







Yorum Gönder

Rüzgarlar ve Işıklar Şehri Bakü… Yoldayız-1.GÜN BAKÜ

Selam, aybalam dostlar ; Azerbaycan tatilimizi ve gezi izlenimlerimizi yazdığım bu yayınımıza hoşgeldiniz:) Paldır küldür karar ver...

Günün Resmi

Günün Resmi
Amerika Hayalim