2016-12-27

# karadenizdekalınacakyerler # karadenizdeneyenir

Trabzon'u Vakfıkebir'i keşfetmek.



Herkese merhabalar; Yeni blog yazıma hoş geldiniz, sevgilerim sizden yana:)

Trabzon - Vakfıkebir de geçirdiğim birkaç günlük mini tatilimden bahsetmeden önce, Vakfıkebirin tarihçesini ve neden bu adı aldığıyla ilgili derin tarih kıvamında bilgileri aktarmak isterim. 
  Doğu Karadeniz Bölgesinin tarih ve sosyo-kültürel açıdan en önemli merkezi olan Trabzon, kuruluş tarihi kesin olarak bilinmese de , yaklaşık 5000 yıllık bir geçmişe sahiptir. ilçelerinden biri olan 
Vakfıkebir  çok eski bir yerleşim yeridir. Tarihi boyunca Hitit, Pers, Roma, Bizans ve Trabzon Rum İmparatorluğu’nun hakimiyetinde kalan Vakfıkebir 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon Rum İmparatorluğu’nu yıkması ile Osmanlı İmparatorluğu’nun hakimiyetine girmiştir.
Trabzon’un fethinden sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun değişik bölgelerinden gelen Türk boyları Vakfıkebir’e yerleşmişlerdir. Gelen boyların yeni yerleşim yerlerini benimsemeleri ve kültürlerini bölgeye taşımaları sonucunda Vakfıkebir çok kısa sürede bir Türk yurdu olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırlarına katılmasından sonra çeşitli idari kademelere ve isimlere maruz kalan Vakfıkebir 1864 tarihli Osmanlı Vilayet Kanunu çerçevesinde 1874 yılında Trabzon vilayetine bağlı bir ilçe olmuştur.
İlçemiz 20 Temmuz 1916 tarihinde Rus Çarlığının işgaline uğramış ve 14 Şubat 1918 tarihinde kahraman ordumuz tarafından düşman işgalinden kurtarılmıştır.
Vakfıkebir’in ikinci adı Büyükliman’dır. Vakfıkebir’in doğusunda yer alan Fener (Yeros) Burnu ile batısındaki Zeytin (Yobol) Burnu arasında kalan kısım karayele kısmen kapalı doğal bir limandır. Vakfıkebir bu doğal limanın merkezinde yer almaktadır. Bu nedenle Vakfıkebir uzun yıllar Büyü kliman adıyla anılmıştır.

Vakfıkebir bugünkü adını, Yavuz Sultan Selim annesi Gülbahar Hatun’dan almıştır. O tarihte Trabzon Valisi olan oğlu Şehzade Selim’i görmek için İstanbul'dan Trabzon’a deniz yoluyla seyahat eden Gülbahar Hatun büyük bir fırtınaya yakalanmış, kurtulması 
halinde karaya ayak basacağı toprakları Allah'a vakfedeceğini adamıştır.
 O zamanki adıyla Büyük liman olan yerleşim merkezinde toprağa ayak basan Gülbahar Hatun bu toprakları vakfeder. Vakfedenin büyük (padişah eşi) olmasından dolayı bu tarihten sonra yörenin adı Vakfıkebir (Büyük Vakıf) olmuştur.
Vakfıkebir adının beş yüz yıllık geçmişi olmasına rağmen halk arasında Fol ve Büyük liman adları zaman zaman kullanılmaktadır.

İlçenin Karadağ yaylası en önemli yaylasıdır. Yaylacılık turizmi son yıllarda ilçede önem kazanmıştır. “Vakfıkebir Tereyağı” ve “Taş Fırın Ekmeği” ile ünlenmiş bulunmaktadır. Her yıl “Ekmek Festivali” yapılmaya başlanmış, Toplam 34 köyü vardır. Dağlar kızılağaç, gürgen, kayın ve ladin ağaçları ile kaplıdır.

Aslında her şehrin ilginç bir geçmişi ve anıları var diyerek ,tarihle sizleri fazla bayıltmadan,  Kız kardeşim Tülay'la  birlikte yaptığımız Trabzon tatilimizin detaylarını geliyorum. 

Yakın bir akrabamız sağ olsun, bizleri çok iyi ağırlayarak çok güzel günler geçirmemize vesile oldular. Sayelerinde bilmediğimiz  yaylaları keşfedip, köy evlerini ziyaret edip, küçük danacıkları sevip, tereyağında mis gibi ekmekler yedik. Karadenizin hırçın mı hırçın denizinde bile yüzme şansımız oldu.  Yaşlı insanlarla sohbet edip, yok olan yıkılan  köylerdeki okulları gezdik. Yerli halkın evlerindeki geçim kaynağı atölyelerinde zaman geçirip, Trabzonun tüm güzelliğine hayret edip, pazardaki çıtır çıtır taze sebzeciklerin resimlerini çekip, güzel tatlı teyzelerin hayret verici hikayelerini dinledik. 
Karadeniz başlı başına çok güzel bir yer tamamen yeşil çarpması dedikleri bu olsa gerek.  Benim çocukluğum da  böyle yerlerde geçti, Heidi misali, yaylalar, ormanlar, ağaçlar,  dedemin ahşap evi, yaylada geçirdiğim güzel günler, bir tas yayık ayranı, arka bahçede olgunlaşan kış armutları, su doldurmak  için gittiğim su pınarları, elimde bakraç, ve su testileriyle, rahmetli anneaneme nazlanmalarım, hepsi çocukluktan güzel anılar, evimizin önünde fındıkların posasını çıkarttıkları harman yeri, şimdi hepsi ne kadar da uzak bana sadece anılarımda güzel bir anı, güzel bir rüya gibi.
Bazen özlediğim, bazen çocukluğuma gitmek istediğim bazen anneane, bazen babaanne evine saklanmak istediğim, çok ama çok eskilerde kalmış toz zerreceğinden bile daha küçük, yavaş yavaş unutulmaya yüz tutmuş, belleğimde son  kırıntıları kalmış anılar.

Trabzona giderseniz, mutlaka ekmeğini, tereyağını, böreğini  mis gibi köy kahvaltılarını, tazecik bahçe sebzelerini yemeden dönmeyin. Merkez tepede yer alan Boztepe'de akşam çayınızı kalabalık aile eşliğinde yudumlayın. 




Gezilecek Yerler

*Sümela Manastırı








*Atatürk köşkü

Atamızın Trabzon'a geldiğinde kaldığı tarihi köşk. Yeşil çamlar arasında bembeyaz bir kuğu gibi. Bahçesi harika, mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yer. Trabzon Soğuksu mevkinde bulunulan köşkte eşyalar korunmuş.. Atamızın yatağının bulunduğu oda ve vasiyetinin yazdığı oda insana ayrı bir haz veriyor.



*Boztepe'ye çıkmadan dönmeyin.  Özellikle burada güzel bir akşam eşliğinde kalabalık ailenizle birllikte tavşan kanı çayı semaverle içmeden.


*Trabzon Ayasofya müzesi'ni gezmeden,duvarlardaki eserleri, sfenskleri, yazıtları görmeden. 







*Çal Mağarası

Çok büyük bir mağara. Öyle Antalya daki gibi küçücük değil. Git git bitmiyor. İçerisi soğuk mutlaka uzun kol mont alın. Yolu klasik karadeniz yolu virajlı ancak yol düzgün asfalt. Gidip görünce iyi ki gelmişiz diyeceksiniz. Emsali yok.







*Altındere Vadisi Milli Parkı

Sümela manastırının da içerisinde bulunduğu Altındere Vadisi Milli Parkı mutlaka görmeniz gereken yerlerden biri. Yeşil ile mavinin buluştuğu bu doğa harikası parkta güzel zaman geçirebileceğiniz bir yer.  Yürüyüş yapmayı sevenler ile özellikle trekking yapmayı sevenlere de önerebilirim. 


Rus Pazarı


Tam olarak yok yok. Ne ararsanız var. Benim seyahat anlayışımda bu tür çarşı pazarı gezmek şehrin nabzını tutmak gibi. Hakkaten yöre insaniyla en iyi sohbet edeceğiniz,dertleseceginiz yerlerden. En çok teknolojik ürünler , oyuncak eşya, takılar bulabileceğiniz bir pazar. 


*Trabzon Şehir Müzesi


Henüz 2017 şubat ayında açılmış bir özel müze. Ve harika yapılmış. Yöreye ait el sanatlarından geçim kaynaklarına yemeklere doğal güzelliklere her şey fotoğraflarla ve canlandırmalarla sergileniyor. Çok beğendiğimiz bir müze oldu. Özellikle gençlerin ve çocukların bu görseli çok zengin müzeyi ziyaretini tavsiye ederim.
Eski yazıtları, eski trabzon anılarını, geçmişi yadetmeden dönmek olmaz.









*Haçka Yaylası

Düzköy'e 11-12 km mesafedeki yayla , asfaltlanmış düzgün yolu sonucunda 1800 metrelik bir rakıma ulaşmaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın doğa kampı ile karadeniz bölgesinin inanç turizmi açısından en önemli ve en büyük ibadethanesi olan Haçkalı Hoca Baba Camii gibi önemli yerleri barındırmaktadır. Her türlü alışverişinizi yapıp konaklama ve yemek imkanlarına ulaşabileceğiz "Handobez" isminde bir merkeze sahip olan bu yayla karadenizin imkanları en geniş yaylasıdır. Ayrıca Her yıl ağustos ayında "Kamena" bölgesinde şenlikler düzenlenmektedir.






*Beşikdağ Dağ Parkı


*Trabzon Tarihi Müzesi'ni ziyaret edin. 


Kanuninin Sarayı olduğu söylenen bölgede emek harcanmış bir müze.Fotoğraf sanatçısı Atilla Alp Bölükbaşının arşivini bağışladığı bir yer. Müze olmadan evvel Hafsa Sultan Konağı idi.







*Uzun Göl & Ayder Yaylası


Trabzonda Yaylalar 

Maçka-Mavura Yaylası:Mavura yaylasıyla Solma yaylası arası 3,5 km. orman manzaralı toprak yol, yaya yürüyüş için idealdir.

Lapazan Yaylası:2.200m.rakımlı yaylada Haziran – Temmuz aylarında yer yer kar yığınları görülmektedir.Aşınmaya dayanıklı bitki örtüsü çim kayağına elverişlidir.


Maçka-Çakırgöl Yaylası: 2. 504 m yükseklikteki Çakırgöl yaylasına yol üzerinde; Arnavutluk, Kırantaş, Akarsu, Ayraksa, Livayda Kurugöl, Mesaraş Furnoba, Kasapoğlu, Camiboğazı, Ortaoba ve Deveboynu yaylaları bulunmaktadır.


Karadağ Yaylası:1. 946 m. yükseklikteki yayla bol oksijeni ile akciğer tedavisi görmüş hastaların tatil için tercih ettiği yerdir.Yaylada yaban hayatı da oldukça zengindir. 


Tonya – Erikbeli Yaylası:1. 800 m. yükseklikteki yayla Kadırga, Çatma Obası, Sazalanı, Zigana, Ken yaylalarına giden yolların birleştiği kavşaktadır. Erikbeli, Sazalanı, Ken, Sinlice, Şıkkıranı ve Siz dağı yaylaları arası doğa yürüyüşü için idealdir.


Sazalanı Yaylası:1. 700 m. yükseklikteki yaylada alt yapı hizmetleri tamamlanmış durumdadır. Yaylada lokanta, kır kahvesi, bakkal bulunabilir.


Sis Dağı Yaylası: 1.550 m.yükseklikteki yaylada her yıl Temmuz ayının üçüncü cumartesi günü Sis Dağı Şenlikleri yapılmaktadır.


Çatma Obası Yaylası:2. 200 m. yükseklikteki Çatma obası küçük bir yayladır. Erikbeli-Kadırga-Çatma Obası Yaylası ve Zigana Kayak Merkezi arasında doğa yürüyüşü yapılabilir. Mızraklı Su, Şehitler tepesi, Çıngıraklı kuyu gibi efsaneleri olan mekanları vardır.

Mızraklı Su;Efsaneye göre, savaş sırasında çok susayan asker bir mızrağı ortadan kırıp sağa sola bütün gücüyle fırlatır. Mızrağın bir parçasının saplandığı yerden su çıkar, diğer parçasının saplandığı yerde su kaybolur. 50-60 metre aşağıda esrarengiz bir şekilde çimlerin arasında yok olan suyun çıktığı bölüm, günümüzde beton koruma altına alınmıştır.
Çıngıraklı Kuyu bu adı, kuyuya atılan bir taş parçasının uzun süre ses çıkarmasından almaktadır. Girişin uzun zaman karla kapalı kaldığı mağara bulunmaktadır.

Ne Yenir?

Pek çok yemeği yapılan hamsi, karalahana ve mısır ekmeği, hamsi kuşu, hamsi pilavı, hamsili kaygana, hamsi tava, lahana kavurması, hoşmerim, Akçaabat Köftesi, kıymalı ve peynirli Trabzon pidesi, Hamsiköy sütlacı yöre yemeklerindendir.

Ne Alınır?

Eskinin daracık arnavut kaldırımlarının üzerinde yürüyüp tek katlı arasta biçimli ve koridoru andıran, hemen hemen tüm Trabzon halkının alışveriş mekanı olan kemer altında Trabzon’a has telkari usulü ile el yapımı gümüş eşyaları görmelisiniz. Altıncılar ve gümüşcüler çarşısını mutlaka gezmelisiniz.

Yapmadan Dönmeyin...

Fatih veya İrena Kulesi olarak bilinen ve Cephanelik olarak kullanılan mekanı görmeden,
Yayla şenlikleri mayıs ayının ilk pazar günü başlayarak ağustos ayının sonuna kadar süren festivaller Trabzon’un simgesi halindedir. Festival tarihlerinde Trabzon’a gelirseniz festivale katılmadan,
Kışın Trabzon’a geldiyseniz, Sümela Manastırını kar altında görmeden,
Sümela Manastırı gezisi sonrası yol güzergahında bulunan lokantalarda, kara lahana dolması, kayana, Hamsiköy’de Hamsi köy Sütlacı yemeden,
Uzun gölü gezmeden,
Tereyağında alabalık ve tüm Karadenize özgü yemekleri tatmadan…
Dönmeyin...


                                   
Trabzon Sarıalan yaylası
                                     
                                              

                                  
          

Şu kadının atölyesine, emeğine, işçiliğine bakın hele, öylece orda oturup onu  izledim. Bravo dedim içimden ne kadar üretici ne kadar yaratıcı keşke herkes böyle elinden geleni yapabilse keşke



Sera Gölü

Sera Gölü Çevresi:Sera gölü çevresi gelişmiş bir kamp ve piknik alanıdır. Göl sularında olta balıkçılığı yapılabilir.Yaylada her türlü temel ihtiyaç malzemesi temin edilebilir. Balık ve et lokantası, kır kahvesi, bakkal gecenin geç saatlerine kadar açıktır.
Özellikle sabah kahvaltısı ve gün ışığı şahane, umarım daha fazla yapılaşma burayı da bozmaz. 
Sera Göl Tesisleri



Hayal Vadi




















İnsan oğlu papatya misali bir seviyor, bir sevmiyor, 

































Yorum Gönder

Rüzgarlar ve Işıklar Şehri Bakü… Yoldayız-1.GÜN BAKÜ

Selam, aybalam dostlar ; Azerbaycan tatilimizi ve gezi izlenimlerimizi yazdığım bu yayınımıza hoşgeldiniz:) Paldır küldür karar ver...

Günün Resmi

Günün Resmi
Amerika Hayalim